TRT hangi kafalardasın?

Genelde iftardan sonra TRT’de haberleri izliyoruz, çünkü diğer kanallarda haber adına pek bir şey olmuyor saat yüzünden. Uzun zamandır bu kadar çok TRT izlememiştim, pek haberim yoktu ne oluyor ne bitiyor ama cidden çığrından çıkmış artık olay. Hele ki dünkü yayını görünce iyice koptum. Suriye’deki olayları anlatıyor ve devlet televizyonun isyancılara karşı nasıl propaganda yaptığını anlatıyor. Küçük bir kız çıkarıyormuş da ona bir şeyler anlattırıyormuş, muş muş… Sonra ülkemizdeki haberlere başlıyor ve oda ne!? Bu nasıl bir ironidir? Direk orada anlattıklarını kendisi yapıyor. Süperdi… Aslında generallere karşı tutuklama haberlerini 5-10 dk arası yapıp, şehit haberine 30 sn ayıran devlet televizyonundan da pek farklı bir şey beklenmezdi herhalde. Eskiden böyle şeyler bilmezdik biz ama artık direk propaganda kanalına dönmüş. Günaydın bana belki ama bu kadarını beklemiyordum ben yani. Uçmuşlar iyice… Vah vah… Evinde hala sırf TRT izlemek de olan insanlar var bir de. Onları düşünmek dahi istemiyorum. Hipnoz modunda zombiye dönüşmüşlerdir bile… Fanusta yaşayan Amerika halkı derken, bizimde pek farkımız kalmamış. En güzeli ise şu tutuklanan askerden bahsederken, devletin kahramanlık hikayesiymiş gibi olayların anlatılması ve “Ya ordu alırsın kafana işte böyle” triplerindeki metinler…

Buradan NTVSpor.net’e bakıyoruz. Orası da ayrı kafalarda, ne yaptığı belli değil. Arda Turan açıklamalar yapıyor. Uçağa biniyor. Madrid’e indi. Otele gitti. Çişini yaptı. Kızları kesti. Sinem’i aradı. Bu ne arkadaş? Adam bindi gitti, bitti işte. Nasıl bir mantık bu ya? Haber mi kalmadı da adamın her hareketini manşetlere taşıyorsunuz. Çok komikler ya. İnsanlar eleştiriyordu saçmalıyorlar diye, pek inanasım gelmiyordu ama cidden saçmalıyorlar.

Güvenilir haberi nereden bulacağız peki? Günün sorusu da bu olsun…

Sakın öleyim deme!

Ölünün arkasından konuşmaya ne meraklıymışız da haberimiz yokmuş. Önce Defne Joy Foster’ın arkasından çeşit çeşit uydurmalar çıktı, üzerine Türkan Saylan’ın arkasından hipnozcu diye enteresan şeyler dendi. Aslında durulan magazin basınına iyi geldi bu kötü haber. Dedikodular, uydurmalar ne geldiyse akıllarına sıktılar. Keşke bu yalan ve uydurma haberlerin gerçek olmadığı ortaya çıktığında bunu yapanlara bir ceza verilebilse. Ne kadar iğrenç bir durum. Yozlaşmışlılığın bu kadarı. Eski filmleri ya da yaşlı insanların anlattıklarını dinledikçe gerçekten halimize üzülüyorum. Eskiden birinin öldüğünü duyduğu zaman tanımayanlar bile ağlarmış. Bir insan öldü diye. Şimdi ise en basit cezanın direk can alma olduğu şeyler izletiliyor bizlere. Popüler olan bu diye. Ya da işte ölen insanların arkasından atıp tutuyoruz. Türkan Saylan baş örtülü kızları hipnotize edip başlarını açtırıyormuş. Buna gerçekten inanan var mı anlamıyorum ya da bu acizane lafları eden kişi gerçekten bu dediklerine inanıyor mu? Bunu televizyona çıkarıp prim yapan kanal da devletin kanalı TRT. Hangisi daha rezil karar veremiyorum.

2010 yılının yıldızı malum yıl sonuna doğru ölmüştü. Dünya Kupası’nda yıldızı parlamıştı. Ahtapot Paul’dan bahsediyorum tabi ki de. Almanya’da yaşadığı akvaryuma kocaman heykelini diktiler. Gidip sarılasım geldi. Pek de çikin bir şey ama olsun.

Fido Dido’yu hatırlayan var mı? T-shirtünü deliler gibi aradığım günler aklıma geldi. Hoş birlikte büyüdüğümüz karakterlerden biri. Bir 7up olsa da içsem filan dedim. Ama eskisi gibi gelmiyor tadı nedense. Belki de Fidosuz bir anlamı yoktur.

Geçen hafta da çok çılgın geçti, önümüzdeki hafta da çılgın geçecek gibi. Kafamı dinlemek istiyorum artık. Zaten bu yaz baya hareketli geçecek gibi. Ufacığından da olsa bir tatil ne güzel giderdi be…