Hollywood’un kötü karakterleri

Paranoyaklık deyin ya da başka bir şey ama benim daha dikkatimi çekmeye başladı. En son Total Recall’de de bunu görünce sıkmaya başladı. Güçlü ve modern taraf hep batı, ezilen, zayfı olansa hep doğu. Kötü karakterlerin %90’ı hep çirkin veya zenci. İyiler her zaman yakışıklı ve iyi görünümlü. Tabi ki istisnalar olacak ama hep hep hep cidden baymaya başladı. Neyseki empati kuran veya bazı gerçekleri gören insanlar bunun tersini yapabiliyor. Bunun en belirgini 300’de vardı. Hepimiz gaza geldik filan ama ince mesajlar efsane. Yakışıklı, güçlü, iyilerin tarafında bile onları aldatan ucubeydi. Bir de böyle bir şey var tabi. İyiler içinde çirkin varsa kesin bir pislik bekleyin ondan. Üzücü bir durum bu pek tabiki de.

Hep diyorum aslında ama neden filmlerin sonunda hep iyiler kazanır? Çünkü gerçek hayatta ulaşamadığın o hazza ve mutluluğa ulaş diye. Anca filmlerde oluyor lafı cuk otursun diye. Neyse bizde izleyip mutlu olmaya devam edelim o zaman.

Gerçeğe çağrı mı?

Her ne kadar Arnold Schwarzenegger’in filmlerini çok beğenmesem de 1990 yılında çekilen Total Recall belki de Philip K. Dick’in inanılmaz yaratıcılığı ile de beni çok etkilemiştir. Efektleri çok başarılı değildi belki ama resmen elden gelenin en iyisi yapılmıştı. Tabi kitabında yazıldığı yılların etkisi ve filmin çekildiği yılı düşünürsek çok fazla ileriyi hayal etmiş gibi bir hava vardı. Bazı şeyler çok ileri teknoloji bazıları ise baya ilkeldi filmde. Misal televizyon, duvarlar filan baya hayal gücü yüksek şeylerken arabalar hala 4 tekerlekli ve bilgisayar teknoloji tüplü kafalarında. Neyse önemli olan aslında filmdeki yaratıcılığı güzelliğiydi. Üç göğüslü kadını da unutmamak lazım. Hala efsane olan şeylerden biri.

Yıl 2012 ve Total Recall yeniden çekiliyor. Sanırsam hayatımda izlediğim en kötü remake filandı. Filmin ne konusu var, ne de bir şey anlaşılıyor. Boş boş aksiyon izliyoruz. Orijinal senaryo ile ilgili sanırsam sadece karakter isimleri ve filmin ismi filan aynı kalmış. Filmdeki nadir güzellikler ilk filmle ilgili bizi hep ters köşeye yatırmasıydı. Bunun dışında tamamen içi boş bir aksiyon filmiydi. Michael Bay filmleri ile kötülükte yarışır şekilde. Bu tip remakeler yüzünden yeni gelenlerden korkmaya başladım.

Yeni versiyon tamamen dünyada geçiyor. Dünyada geçmesinden dolayı da kitaptaki çoğu şeyi bağlayamamış, saçmalamışlar. Amaç kızlar ön plana çıkarıp, filmin eksiklerini ört pas etmek olmuş. Beni üzense bu oyuncuların bu filmde oynamayı nasıl kabul ettiği. Aslında şimdi bakınca yönetmen Len Wiseman daha önce Underworld’leri yönetmiş ve prodüktörlüklerini yapmış. Herkesin kendi adamları var. Ama ne yazık ki bu sefer olmamış. Yalnız ilk versiyonu Paul Verhoeven çekmesinin de çok büyük etkisi var. Yönetmenler arasındaki fark da on kat filan. Umarım bundan sonraki remakeler bu kadar kötü olmaz.