Rahatlama Merkezi

Bu aralar fazla Beşiktaş, fazla spor yazdım ama yine bir memnuniyetsizlik gördüm kendimde. Dün Samet Aybaba, bugün de Erman Kunter’in üzerine geçirilmiş FEDA t-shirtleri beni rahatsız etti açıkçası. Aslında çok güzel bir durum ama ağızlardan düşmeyen FEDA lafının üzerine bu olunca bu tabir de ayaklar altına alınacak gibi. Önce Beşiktaşlı duruşunu dillerinden eksiltmeyip, ayaklar altına aldılar. Şimdi sıra bu güzelim konsept olan FEDA’ya mı geldi acaba diye kara kara düşünüyorum. Çok fazla göz önünde olduğu için rahatsızım. Yazık olacak diye korkuyorum açıkçası. Çünkü bazı şeyler yapılırken, sadece yapılır, ağızlarda sakız edilip ayaklar altına alınmaz. Bazı şeyler sadece yaptıklarınla olur. Ağzına sakız edeceksen yapma daha iyi.

Savaş mavaş saçma maceraların içinde olan insanla var bu aralar. Bazı gazeteler de bunu körüklüyor maalesef ki. Şu dönemde, bu durumda başkaların çıkarı için savaşmanın anlamı nedir? Bir oturup sakin kafayla düşün bakalım. Milletin yer altı kaynaklarına konacaz diye iç savaş çıkartan, şimdi de kukla arayanlara malzeme sağlamanın anlamı yok. Gün geldiğinde seni bu işe itenler çok uzaklara gittiğinde savaşa girdiğin ile sen baş başa kalacaksın. Bu asla unutulmamalı.

Bu arada hala FSM Köprüsü’nde iki kişi mi çalışıyor? Geçip saymaya cesaret edemedim daha. Köprü çalışmasından sonra her yerde yol çalışmaları başladı. Aynı anda başlaması mantıklı ama. Bir kere çek tam ızdırap çek ki yetsin sana. Hafta sonu sabahın köründe çıkacaksın, geri dönmeyeceksin. Taktik bu olmalı. Şu ana kadar kısa mesafelere gittiğim için ben çok acı çekmedim ama illa ki bir yerele yolumuz düşecek. İşte o an sözlerim hazır, haberi olsun arkadaşların.

TRT hangi kafalardasın?

Genelde iftardan sonra TRT’de haberleri izliyoruz, çünkü diğer kanallarda haber adına pek bir şey olmuyor saat yüzünden. Uzun zamandır bu kadar çok TRT izlememiştim, pek haberim yoktu ne oluyor ne bitiyor ama cidden çığrından çıkmış artık olay. Hele ki dünkü yayını görünce iyice koptum. Suriye’deki olayları anlatıyor ve devlet televizyonun isyancılara karşı nasıl propaganda yaptığını anlatıyor. Küçük bir kız çıkarıyormuş da ona bir şeyler anlattırıyormuş, muş muş… Sonra ülkemizdeki haberlere başlıyor ve oda ne!? Bu nasıl bir ironidir? Direk orada anlattıklarını kendisi yapıyor. Süperdi… Aslında generallere karşı tutuklama haberlerini 5-10 dk arası yapıp, şehit haberine 30 sn ayıran devlet televizyonundan da pek farklı bir şey beklenmezdi herhalde. Eskiden böyle şeyler bilmezdik biz ama artık direk propaganda kanalına dönmüş. Günaydın bana belki ama bu kadarını beklemiyordum ben yani. Uçmuşlar iyice… Vah vah… Evinde hala sırf TRT izlemek de olan insanlar var bir de. Onları düşünmek dahi istemiyorum. Hipnoz modunda zombiye dönüşmüşlerdir bile… Fanusta yaşayan Amerika halkı derken, bizimde pek farkımız kalmamış. En güzeli ise şu tutuklanan askerden bahsederken, devletin kahramanlık hikayesiymiş gibi olayların anlatılması ve “Ya ordu alırsın kafana işte böyle” triplerindeki metinler…

Buradan NTVSpor.net’e bakıyoruz. Orası da ayrı kafalarda, ne yaptığı belli değil. Arda Turan açıklamalar yapıyor. Uçağa biniyor. Madrid’e indi. Otele gitti. Çişini yaptı. Kızları kesti. Sinem’i aradı. Bu ne arkadaş? Adam bindi gitti, bitti işte. Nasıl bir mantık bu ya? Haber mi kalmadı da adamın her hareketini manşetlere taşıyorsunuz. Çok komikler ya. İnsanlar eleştiriyordu saçmalıyorlar diye, pek inanasım gelmiyordu ama cidden saçmalıyorlar.

Güvenilir haberi nereden bulacağız peki? Günün sorusu da bu olsun…