Steve Jobs ve 4S

Dün gece bizim için geç saatlerde Apple beynini, dehasını ve bana göre hemen hemen her şeyi olan kişiyi kaybetti. Çok şaşırmamak lazım, zaten kanser yüzünden işinden ayrılmak zorunda kalmıştı. Şu açıdan da bakmak lazım; kanserli acı dolu bir hayatı yaşamaktansa ölmek daha iyi olabilir. Ama bundan sonra Apple’dan o varmış biri projeler beklemek hata olur. Minimalliği tavan yapmış tasarımları, kullanıcının gıcık olduğu mouseları ile de anacağız onu. Şu an Facebook ve Twitter’da herkesin iletisi aynı. Yerli – yabancı, ünlü – ünsüz fark etmiyor. Bir de “i”li espriler var tabi. iSad, iLegend vs… Şimdiye kadar okuduklarım bunlar da yapmazsanız daha iyi olur bence. Baymayın hemen insanı.

Dün de herkesin beklediği iphone 5 yerine 4S gelmesi süper oldu. Ben çok şaşırmadım, Satış stratejisi sonuçta. 5 geliyormuş gibi yapıp, rakipleri paniğe sokmak ve yeni ürünlerini normalden erken piyasaya sürmek zorunda bırakmak da bir strateji sonuçta. Yeni olarak işlemci hızı, siri ve daha kısa pil ömrü en çok göze çarpan durumlar benim için.

Siri denen olay çok güzel evet katılıyorum. Ama ilk değil. Yani bu kadar gelişmişi ve AI li olması bir ilk olabilir de Blackberry Torch’da da buna benzer bir olay vardı. Menülere sesli ulaşabiliyor, telefon edebiliyor veya programları açabiliyordunuz. Ama tabi ki 4s’deki kesinlikle daha iyisi. Yalnız dil desteği her zaman sorun olacak bizim için. Amerikan veya İngiliz halkı için süper bir olay. Hatta ilk partide Almanca ve Fransızca’da varmış. Onlar içinde süper ama ya bizim için… Hala Türkiye temsilcisinin Bilkom olması ve Apple’ında bizim piyasamıza girmeye pek niyetinin olmaması düşündürücü. Hatta öyle ki ilk aşamada Amerika’da satılacak 4s daha sonra 22 ülkede satışa sunulacakmış. Daha sonraki parti de Türkiye’ye gelecek. İşte Bilkom yerine Apple olsaydı böyle olmazdı. İnsanları çılgın kazıklayan Bilkom’dan daha iyisi de beklenemezdi açıkçası.

Son olarak R.I.P Steve Jobs diyelim…

Paranın saadet getirmediği an

Tabii ki hayat ne getirir bilinmez ama iddialara göre Steve Jobs’un altı haftalık ömrü kalmış. Her an her şey olabilir mantığı ile zaten bunun doğru olduğu tartışılır ama esas konu bu değil. Esas konu paranın saadet getirmediğidir. Paran var huzur var söyleminin yıkıldığı an. Steve Jobs’un ne kadar başarılı ve bir o kadar da zengin biri olduğunu hepimiz biliyoruz ama işte otonla para maalesef ki sizi hiç beklemediğiniz bir an hayattan koparabiliyor. Kişisine göre efsaneleşiyorsunuz o ayrı.

Dün bir video izledim. Eski olabilir ama ben yeni gördüm. Bir Amerikan yazılım şirketi telefonlar için yüz tanıma programı geliştirmiş. Yazılımın yüklü olduğu telefon ile bir kişinin yüzünü telefona tanıttıp, etiketleyebiliyorsunuz. Bu sayede telefonunuz bu tanıtılan suratı yeniden gördüğü zaman hemen etiketlediğiniz isim ekranda beliriyor. Ayrıca o kişinin sosyal ağ sitelerindeki bilgileride ekranda çıkıyor. Çok mu gerekiyor böyle bir şey onu bilemiyorum ama bir açıdan işimizi kolaylaştırdığını söyleyebilirim. Örneğin bir fotoğraf ya da video çektiğiniz zaman bu kimdi demenize gerek kalmayabilir ya da filtreleme yaparken direk isme göre bunu yapabilirsiniz. İstediğiniz kişinin fotoğraf veya videolarına ulaşılabilir. En azından (benim açımdan) bu konuda başarılı bir yazılım.

Gmail’in chat uygulamasını kullanmayan ya da bilmeyen yoktur herhalde. Ne zamandır var bilmiyorum ama Hotmail de messengerını aynı şekilde uygulamaya sunmuş. Son 3-4 günde bağlantı sorunu yaşasam da “oh be sonunda!” dediğim bir uygulama. Gmailinkinden daha detaylı ama sanki biraz daha zamana ihtiyacı var gibi. Zaten yeni MSN’i de ofisteki laptopa kurdum ve afalladım. Ne hale getirmişler bu basit programı anlamadım. Her şey minimal bir hal alırken bu programı neden böyle şekillendiriyorlar anlamadım.

Google da Chrome 9’u çaktırmadan piyasaya sürdü. Bana göre en büyük özelliği site önizleme olayı. Bu özelliği ayarlarında açtığınız da adres satırına siteyi yazmaya başladığınız da enter (nam-ı değer return) basmasanız da siteyi açıyor. Tabii ön izleme olarak. Ama sayfayı aşağıya doğru indirip yazıları okuyabiliyorsunuz. Sonra adres çubuğuna yeni adresi yazıp aynı şeyi yapabiliyorsunuz. Benim bununla ilgili sorum şu olacak: Site demek tıklamak demek, hit demek. Bu şekilde tıklamadan sitelere girebilmek (o sitede hiç bir linke tıklamadığımızı düşünürsek) hit oranlarını düşürmez mi? Bu bir sorun mudur, değil midir?

Son olarak da yeni öğrendiğim bir bilgiye göre Amerika’da Acer satışlarda Dell’i geçmiş. Bu habere çok şaşırdım. Malumunuz Amerika’da en çok satan markalardan, Türkiye’de ise pek tanınmayan bir maka Dell. Acer’e listedeki yerini kaybetmesi ise beni cidden şaşırttı. Ofiste verdikleri laptop HP değil de Acer olunca önce hayal kırıklığına uğradım. Şimdi alıştım ama sonuçta Türkiye’ye ilk Acer’i getiren firma yüzünden güvensizlik hala var. Hayırlı olsun ne diyelim…

Not: Dell’i geçmemiş ama çok yaklaşmış. Bilgi kaynağı arkadaşım tekrar kontrol ettiğinde bu durumun tam anlamıyla gerçekleşmediğini söyledi. Hatamız affola…