Dikmesi kolay da…

Dün Ataşehir’in içinden geçerken Ağaoğlu’nun yeni binalarını gördüm. Boynum ağrıyor bakarken ne kadar yükseklermiş diye. Baya yüksekler. Hatta baya baya. Şimdi bunları belli bir zaman içinde, güzelce yapabiliyorsun da bunlarda yaşam nasıldır bilen var mı? Ben tahmin edeceğim bazı şeyleri. Mesela asansör yedek enerjili onu biliyoruz. Hani 35. kata elektrikler kesilirse çıkabil diye, ya da asansörde kalma diye. Bu mantıklı. Ama işin acı kısmı deprem ülkesinde yaşadığımızdır. Allah korusun yıkılması ile ilgili değil demek istediğim şey. Güçlü bir depremden sonra o kazığın sağa-sola, öne-arkaya beşik gibi sallaması ile bir daha o insanlar oralarda oturabilecek mi? Kabus ötesi bir durum. Düşünsene ya zangır zangır.  Biz normal apartmanlarda nasıl hissediyoruz, adam uzaya giden apartmanda neler hisseder kim bilir.

Ayrıca altyapı durumunu da sorgulamak lazım, kaldırabilecek mi bu binaları? Ya da trafik? Binlerce kişi kalacak bir anda, yüzlerce apartman, yüzlerce otomobil. Şu an o civar hafta sonu ölüyor zaten trafik olarak. Öğleden akşama kadar hep bir kaos. Ya erken geçeceksin, ya hiç. Biz genelde ya hiç kısmını tercih ediyoruz. Alternatifleri de tıkalı. Kaç defa trafiği görünce kaçtığımı hatırlarım. Şimdi havalarda ısınmaya başladı. Eyvah eyvah..

Gününüze moral kattım, bir şey değil.

Ofis insan tiplemesi

Yurdum ofis insanı kışın hava soğuk der dışarı çıkmaz, yazın sıcak der dışarı çıkmaz. Klima mahkumu olmuş, sanki yaşamının her anı klima varmış gibi hareket eder. Elimde olsa hiç klima kullanmam. Yazın ortasında burnumu çekiyorum. Neden? Çünkü ofisteki klima bir soğutuyor, bir duruyor, sonra yeniden soğutuyor. Ama az uz değil, hırka ile oturtacak kadar soğutuyor. Ortası yok işte. Memnun olmak nasıl mümkün anlamıyorum. Bundan seneler önce klima ile mi yaşardık? Gayette klimasız mutlu mesut yaşardık. Nedir bu klima bağımlılığı anlamadım.

Abi yok Denizli’ye gidecekseniz otobüs ile gitmeyin sakın. Net. 11.5 saat otobüs yolculuğu çekilir mi ya? Biri İzmir üzerinden içine girerek gider, diğeri Eskişehir üzerinden geri döner. Sanki saat kısıtlaması var, illa 11 saatten fazla sürecek yol. Zaten boy da uzun, uyuyamıyorum. Kıvrılmaya çalışıyorum her yerim tutuluyor, ağrıyor. Aman dikkat diyeyim.

Federasyon şovu devam ediyor. Cenevre’ye gitmişler de bilmem neymiş de. Sırf laga luga. Süper kupa finali ertelenmiş. 31 Temmuz’daki maçı erteledin de 5 Ağustos’ta lig başlıyor koçum! 5 gün sonra demek oluyor bu. Hani matematik yoksunuysa belirtmek lazım. Şimdi gene toplanırlar, ligi erteledik biz derler. İş yapmış gibi de pişkin pişkin konuşurlar. Biri bir yandan hala ajitasyon triplerinde zaten. Hala bizsiz lig olmaz diyor. Şaka gibi yalnız. Çok komiğiz ya. Yalnız bu işin altından başka bir olaylar çıkacak, futbol dışı. Hissediyorum artık. Her seçim sonrası bir balyozmuş, bir bilmem neymiş deyip adamları tutukluyorlardı, işte yenisi bu. Gelenek bozulmadı. Birileri bizi sevmiyor, karşı çıkıyor tribine girdi mi hoop içeri! Neyse, aman dikkat diyelm…