Çok yoğun çok

Çok yoğun geçti hafta çok. Şuraya yazacak iki kelimelik şey bile göremedim etrafta. Ama sevindirici olan Threadless’dan haziran ayında sipariş ettiğim t-shirtlerim geldi. Beş haftalık sürede gelmediği için kayıp diye tanımlayıp aynı ürünleri yeniden gönderdiler. Bunlar geldiğine göre onlarda elbet bir ara gelecek. Para kazanmak için güzel bir sebep. Şimdiden isteyenler için ön sipariş alabilirim.

Geçen gazete fırsat sitelerinin haberini yapmış. Baya çoğalmışlar. Çoğu birbirinin kopyası ama işte bizi sevindiriyor. Aslında bizi kandırmanın bir yolu. Kandırmanın dışında da tüketim yaptırmanın bir yolu. Şöyle izah edebilirim. Örneğin diyor ki fırsatımız da 60TL’lik bir yemek 30 TL. Belki gideceğimiz yerde ben değil 60 TL 30 TL’lik bile yemek yemeyeceğim. Ama bu sayede 30’u bile aşan sipariş vermemize itiyor bizi. Hediye çekleri daha can alıcı aslında. Evet deli gibi alıyoruz, en azından ben alıyorum ve kredi kartının limitini patlatıyorum. Şu an böyle parasız kaldım ve onlara muhtaç oldum. Daha önce aldıklarıma. Almasaydım eğer param olacaktı ve onu harcayacaktım. Aynı yere çıkmış oldu sanki heh. Ama güzelliğ yeni yerler keşfetmemizi sağlıyor kesinlikle. Daha çok bayanlara yönelik kampanyalar daha avantajlı, hatta baya avantajlı. Ama sonuçta olması güzel olabilecek bir şeydi ve oldu. Hadi hayırlı fırsatlar!

Kredi kartı demişken, HSBC kredi kartımı iptal ettirmen için telefon ettim ve hiç sorunsuz, ısrar etmeden kartımı iptal ettiler. Enteresan geldi bana. Şaşırdım hatta. Kesin bir hinlik var ama çıkacak ilerde sanki. Korkuyorum.

Bu arada yolu Mecidiyeköy’e düşen herkesin oradaki polis maceralarına dikkat etmesini öneririm. Çok komik diyaloglar filan oluyor. Hele trafik polisleri ile sürücüler arasında. Geçen bir tanesi tam polisin önünden geçerken cep telefonu ile konuşurken yakalandı. Polis ne ayaksın deyince şaşkın şaşkın baktı filan sonra lütfen diye bir ton rica da bulundu ama nafile. Komikti baya ya. Bunun gibi dolu olay oluyor. Aslında bu ağlanacak halimize gülmek gibi bir şey. O adamın polisin önünden geçerken göz göre göre cep telefonu ile konuşması (Ya n’olcak abi tavırı oluyor bu) ne kadar yozlaştığımızı gösteriyor.

Neyse FM 2011 beta çıkmış, ona bakalım nasılmış.

Ağlama duvarı

Bugün biraz iç karartıcı olcak sanırsam yazcaklarım. Ağlama duvarına çevireceğim burayı.

İlk tepkim TTNET’e. TTNET limitsiz tarifleri kaldırıyormuş. Bundan sonra bütün internet tarifeleri kotalı olcakmış (Limitsiz internet paketi de kotalı sayılır). Nasıl mantıktır ki bu şimdi? Resmen internetten dosya indirmemize mani olmaktan başka bir düşünce ile yapılamaz bu. Video izlemeye mani olmak isteseler kendilerini baltalamazlardır heralde. Ne alaka diye bir an kendinize sorucaksınız ama olay şudur ki; Tivibu. Kendileri internetten televizyon izleme olanağı sağlıyorlar ama internet hizmetine kota koyup ordan da voleyi vurma çabası. İnsanlar bir yer iki yer ama üç de ben mal mıyım deyip Tivibu üyeliklerini iptal ederler mantıken. Ben televizyon izlicem diye benim internet hızımın 512 kbit’ye düşmesini istemem.

Düşündük taşındık ve apartmana genel bir 8mbit bağlantı alıp, tüm apartmanın ortak kullandığı internet olayı da var. Bunlara mani olmak isteseler diyeceğim ama gene mantıklı gelmiyor. Çünkü normal kullanıcılarını baltalıyor bu sistem. Tamamen ticari ve zaten kötü bir internet servisi sunan bu firmanın iyice nefret duyulan bir hale gelmesini sağlamaktan başka bir şey değil. Teknolojik olarak gelişen dünyada en pahalı interneti bize geçirdikleri yetmezmiş gibi, bir de bu hizmete sınır getirmek çirkin bir yaklaşım. Hoş bu arada internet hızları da 3 katına çıkacak ama hızı arttırmak demek bilgisayarınıza daha kısa sürede daha çok dosya indirmeniz demek olduğundan işlerine gelen bir durum bu da. (İnternette izlediğiniz her video, girdiğiniz her site, baktığınız her resim size dosya indirme olarak geri dönüyor. Haliyle kota dolumu olarak.)

Yeni tarifelere buradan ulaşabilirsiniz.

İkinci sıkıntı ise İETT’nin akbil uygulaması yerine yeni akıllı kart uygulamasına geçme durumu. Zamanında 20 TL’ye bana sattıkları akbili şimdi iptal edip, yerine kırıldığında hiç bir anlamı olmayan kartlı sisteme geçiriyorlar. Bilgi olarak belirteyim, şu anda akbilinizin değeri 6 TL. Evde bir akbil daha buldum, o ikisi anca bir kart parası ediyor. Neden bu değişime gerek var onu anlamadım. Bir kere akbil yükleticekken gördüğüm manzara beni baya üzmüştü. Akbilini geri iade edip, eşinin akbiline evlerine gidebilmek için 6 TL yükleten çift görmüştüm. Neyse.. Ama cidden mantıklı bir açıklamasının yapılması lazım bu tip durumlarda. İnsanların neyin neden olduğunu bilmesi en büyük hakları…

Üçünüc olay ise 12 Eylül’deki referandum. Sayın parti liderlerimiz acaba miting alanlarında neye neden “EVET”, neye neden “HAYIR” diyeceğimizi açıklıyorlar mı? Televizyondaki görüntülerde bunu pek göremiyoruz ama hala bir çok insan anayasa değişikliğinden bi’haber. Çok da derine inmek istemiyorum.

Geçen yazlığa giderken bindiğim minibüsü polis durdurdu. Dedim yetişemiyeceğim servise, taksiye dünya paralar bayılıcağım diye üzülüyordum. Ama olay kimlik kontrolü filan değilmiş. Işıkların orada mendil satan sakat bir amca vardı, onu azarlamak için polis durdurmuş minibüsü. Normalde akşam saat 17 – 19 arası izni varmış mendil filan satmak için ama akşam saat 21:00’de de orda olunca azarı işitti. Üniversitede çocuğunu okuttuğunu bile biliyorlarmış polis amcalar. Ama belli kuralların dışına çıkınca da kızıyorlar sanırsam. Ama belli saatleri olduğunu o ana kadar bilmiyordum. Ben böyle sabahdan akşama kadar ne zaman isterlerse takılabilirler filan sanıyordum. Genelde de yoğun saatleri tercih etmeleri onların kendi düşünceleri filan sanıyordum. Bunun bile kuralı varmış…