Ülkemden referandum manzaraları

Gece NTV’de çok güzel bir programa denk geldim ve izlemeye başladım. Tek tek illere gidip halka mikrofonu uzatıp soruyorlar. Bilginiz var mı? Renginiz ne? Yurdum insanıda evet veya hayır ve şu yüzden diye anlatıyor ama bazıları beni benden aldı. Anayasa değişikleri hakkında bilginiz var mı sorusuna, “en ufak bir fikrim bile yok ama evet diyoruz” diye cevaplar veren o kadar insan var ki anlamak mümkün değil. Ülkenin geleciğini etkileyecek bir olaya ki çocukları hatta torunlarının geleceğini etkileyecek bu olaya bu kadar bihaber davranma mantığını anlamıyorum. Cahillik olabilir de bu kadarıda olmamalı yani. Kişinin sorularına çok güzel cevap verenlerde vardı en azından. Şu sebeple evet veya şu sebeple hayır diyeceğim gibi. Hoş onlarda da garip ve komik şeyler vardı da insanların kendi fikirlerine saygı duymak lazım.

Neyse, şunun şurasında 6 gün gibi kısa bir süre kaldı. Ülkede çok şey değişecek eğer ki anayasa değişirse ve sanırsam da hiç birşey eskisi gibi olmayacak. Evet’li, hayır’lı günler devam ederken, umarım sonunda bizi hayırlı bir sonuç karşılar.

Inception ve diğerleri

İzledik, gördük ve çok beğendik. Inception beklenen etkiyi yaptı. Imdb’ye 9.5 puanla girmesi büyük ses getirdi ama o puanda kalmayacağı zaten belli olan bir şey. Christopher Nolan, Batman’in devamını çekmeden önce ara sıcak olarak ana yemek yapmış. Oyuncu seçimleri, senaryo ve en önemlisi konu çok başarılı. Özellikle film bittiğinde ucunun açık olması ve sonunu tamamen izleyiciye bırakmış olması tadından yenmiyor dedirtiyor. Ama Matrixle karşılaştıran veya Matrix’den sonra böyle bir filmi pek doyurucu bulmayan kesimde yok değil. Saygı duymak lazım tabi. Fazla da detaya girmek istemiyorum çünkü her şey spoiler olabilir. Öyle bir film. Ama müzikleri bir de filmle görünce dağıldım. Hans Zimmer döktürmüş adeta. Çok çok güzel bir soundtrack albümü var. Şiddetle önerilir.

Rüyalardan konu açılmışken, geçen internette gördüğüm haberle, Inception’ın çıkış tarihleri hemen hemen aynı tarihte olunca dedim işte bu! Adam filmden çıkmış olmalı. Eşini ve hamile kızını rüyasında soyunurken gördüğü için boğmuş. Rüyasında neler yaşıyorsa adam ya da kızını ve eşinin nasıl soyunduğunu hayal etmişse artık ki bu kadar gaza gelmiş. İstanbul’un göbeğinde bu olaylar yaşanırken bizde yuvarlanıp gidiyoruz işte.

İşten eve her döndüğümde bilgisayarımın kapanmış olduğunu görmek beni çıldırtmaya başladığından beri sabahları evden çıkarken bilgisayarımı kapatır oldum. Sözde UPS bağlı bilgisayara ama son bir yılda filan hiç bir işe yaramıyor. Zaten nasıl işse, ne yağmur var ne kar ama elektrikler kışın kesildiğinden daha çok kesiliyor. Zaten 2010 yılında hala elektrikler kesiliyorsa sorun büyük demektir. Neyse, sabır sabır ya sabır.

Ntv’deki Dünya Basketbol Şampiyonası Türkiye reklamklarını izlemenizi tavsiye ederim. “Onların dünya yıldızları varsa, bizim ay yıldızımız var” tarzında sloganlı reklam. Cidden yaratıcı olmuş, böyle 3-4 tane slogan var. Denk gelmenizi öneririm.

Kombinemi aldım, gelmek isteyenleri beklerim.

Not: Bu yazıyı iki gün önce yazmıştım ama dün Fenerbahçe, Young Boys’a elendikten sonra UEFA’nın sitesindeki efsane manşet beni benden aldı. Young Boys reşit oldu diye bi’şey. Çok iyi yaa…