Müzik Öneri: Tom Hickox

Morrissey’den sonra bir İstanbul isimli şarkı da Kuzey Londralı Tom Hickox‘dan geldi. Son albümü Monsters In The Deep’in ikinci ve neredeyse albümün en canlı şarkısı İstanbul. Tabi ben şarkıdan dolayı değil kendim için yeni bir keşif olarak bulmamla tanıştım Tom Hickox ile. Kendisi Britanya’nın en ünlü orkestra şeflerinden Richard Hickox ile orkestra davulcusu bir annenin oğlu. Buna rağmen kariyerine bu yön yerine daha popüler bir müzik kültürüne yelken açarak piyasaya çıkmış. Tabi bu geçmiş ona muhakkak bir özgüven aşılamış. Bu sesinden de çok belli oluyor.

Monsters In The Deep Tom Hichox’un ikinci albümü. Bir kaç yerde indie pop türünde olarak gösteriliyor ama bana sorarsanız daha fazlası. Sesinin tonu çok şekil dolgun ve derinden gelen bir içtenlik içeriyor.

Gezmeyi seven bir arkadaş gittiği yerlerde yaşadıklarını da şarkılarına yansıtıyor. İstanbul ve Korean Girl in a Waiting Room bunlara örnek misal. Açıkçası dinlemenizi öneririm.

Son olarak 10 parçadan oluşan Monster In The Deep albümünün içeriğinde bu şekilde:

Man of Anatomy
Istanbul
The Plough
The Dubbing Artist
The Fanfare
Korean Girl in a Waiting Room
Perseus and Lampedusa
Monsters in the Deep
Collect all the Empties
Mannequin Heart

Müzik Öneri: Sophie Barker

Baktım artık yazacak mantıklı bir şey gelmiyor, ben de seni alıp bir yerlere götüren kişiler veya soyut kavramlar üzerine karalayım diyorum. Tabi ki her zaman bu dediğimi yapamayacağım sanırsam. İçindeki fırtınaları sadece içinde çözmek pek mantıklı ve mümkün görünmüyor. N’apalım kendimizi müziğe verebiliyoruz, onu da çalmak gibi ustaca olan bir versiyonu değil daha çok dinlemeli olana.

Yine farklı sesler, tatlar ararken kendimi Sophie Barker dinlerken buldum. Londralı bu ablamız aslında yeni bir keşif değil, sadece ben yeni keşfettim. İlk albümünü 2004 yılında çıkarmış. O günden bu güne de altı albümü var. Kendisinin en meşhur olduğu an Sia’nın da zamanında vokalliğini yaptığı ve onunla da sahne aldığı Zero 7’nin Destiny şarkısının sözlerinin yazılmasında payı olması ve beraber sahnemeleri. Üstüne bu grupla da Mercury ödüllerine aday gösterilmesi. Zaten daha sonra da Zero 7’nin When It Falls albümüne de katkıda bulunmuş.

Dream pop’un elektroniğe ucundan hafifçe dokunan sounduna yumuşak vokalle eşlik etmesi hoşunuza gidiyorsa Sophie Barker böyle fonda yumuşak yumuşak çalsın, sizi alıp götürsün. Ben Break The Habit albümü ile kendisi ile tanıştım. Dokuz parçadan oluşan albümün en beğendiğim şarkısı da albümle aynı ismi taşıyan Break The Habit. Size de tavsiye ederim.

Break The Habit
Start Me
I Do It To Myself
3 Things
Road 66
Gold Dust Woman
Don’t Give It Away
Breathe Me In
Let’s Start Again