Keşke bitmeseydi…

Açılışıyla, kapanışıyla bir müzik resitali olan Londra 2012 yaz olimpiyatları pazar gecesi sonlandı. Sırf kapanıştaki müzik şölenini izleyebilmek için gözlerim yarı kapalı şovu izledim. Şov anlamında gerçekten inanılmazdı. Müzik tarihiniz bu kadar güzel ise yapabileceğinizin en iyisini ancak bu şekilde yaparsınız. Yalnız tüm sporcuları Union Jack altında toplayıp, sonra da Imagine’yi çalmak ve göstermek pek anlamlı olmadı. Olimpiyatlar adına Imagine inanılmaz süper fikir ama gel gör ki o yapılan hareketten sonra çelişki dolu oluyor. Bu arada şarkıyı da John Lennon’dan dinlemek daha güzeldi. Üstüne Freddie Mercury’i görmek… Bunları gördükten sonra lütfen bizim ülkemizde olmasın olimpiyatlar diye diliyorum. Bizdeki kaprisler ve egolar yüzünden o kadar saçma şeyler olur ki.. Alt yapı olarka bunu kaldırabiliriz, etkinlik adına bunu rahat kaldırabiliriz ama halk olarak bunu kaldıramıyoruz. Daha dün Dünya Basketbol Şampiyonası final maçında salonun tamamını dolduramayan bir ülkeyiz. Neymiş sponsporların dağıttığı biletlermiş, insanlar gelmemiş filan filan.

Bunların dışında habervaktim sitesinin yaptığı rezalet de var daha. 1500m’de altın ve gümüş aynı anda geldi. Ama bu altının çok daha başka bir önemi var. Türkiye olimpiyatlar tarihinde ilk kez bir altın madalya aldı. Ve o iğrenç site bu iki kişiyi mozaikleyerek, sansürleyerek haber ediyor. Omuzdan tahrik oluyorla demek ki.. Nefislerine bu kadar hakim olamıyorlar. Bu kadar iğrenç bir durum olmaz.

O kadar eleştirdik filan ama Çin’deki olimpiyatlardan daha fazla madalya aldık. Son anda tekvando ve atletizm devreye girdi ve bizi kurtardı diyeceğim ama 70 milyon için bu kadar madalya az değil mi? Jamaika’nın tek yarışta kazandığı madalya kadar madalyamız yoktu bir an. Ata sporumuz dedik güreşte büyük hüsran içindeyiz. Halterde söz sahibiyiz dedik tam fiyasko çıktı. Beklentimiz olduğu için böyle diyoruz. Bize böyle lanse edildiği için. Olimpiyatlar atletizm açısından baya umut vadediciydi. İlk defa 4 x 400 bayanlarda Türk takımı yarıştı. Sonuncu oldu belki ama o dalda yarışması çok olumluydu. Uzun atlamada ilk defa finale kalan sporcumuz oldu ki sakatlığından dolayı yarışamadı. Yüksek atlamada da aynı durumda. Atletizmde katılım arttı ve finali çoğu gördü. Ama bu kişilerin genelde kendi çabalarıyla buralara geliyor. Ya da Fenerbahçe’nin son yıllaradaki desteği var. Onun dışında federasyonların desteği var mı hiç bilmiyoruz. Daha çok gelişmemiz lazım. Ülkede basketbola bile tam anlamıyla destek verilmediğinden atletizme ne kadar destek verilir bilemiyorum. Umudumuzu kesmemek lazım.

Kapanışta Liam’ı dinledik. Eurosport spikerlerinin saygısını da takdir ettim. 80bin kişinde eşlik etmesi güzeldi Wonderwall’a. Ama kabul edelim ki pek iyi söyleyemedi ya da yaşlandığı için sesi de değişti. Noel’in olmaması kapanışta biraz ayıp oldu. Bu arada artık yavaş yavaş mesajlaşmaya başlamışlar. City’nin şampiyonluğu kardeşler araısnda da buzların erimesine sebep olmuş gibi. Hayırlısı…

Şimdi dört yıl bekleyip, Rio’daki olimpiyatları izleyeceğiz. Açılışı bol sansürlü olur mu dersiniz?

Türkiye’de spor eşittir futbol

Bu bariz olan bir şeydi. Hepimizin çok iyi bir şeydi de. Ama olimpiyat oyunlarında bunu görmek daha acı veriyor. Aslında her olimpiyat oyunundan sonra aynı muhabbet dönüp duruyor. Nevin Yanıt ve antrenörünün vermiş olduğu röportaj içler acısı. Engelleri bile biz dizdik diyor. Kimsenin sahip çıkmadığı belli, kendi klübü destek veriyordu ama hazırlık aşamasında o da mı yalnız bıraktı bunu bilemeyeceğiz. Olimpiyatlara giderken ‘hadi koçlarım’ demek ve madalya kazananları makamında ağırlamak iş değiş maalesef ki. Bu her olimpiyat sonrası böyledir. O zamana kadar yanında olmamışsın son dakka destekle sonra da makamında ağırla. Şu makamında ağırlama olayı bana komik ve üzücü geliyor. Bu kadar başarılı olmuş birini sen ziyarete gitsen ne olur? Ne kaybedersin? Hiç bir şey. Ne kazanırsın? Çok şey. Dediğim gibi bu sadece şimdi böyle değil hep böyleydi.

Dün de 1500m’de gelen dubleden sonra bir başbakan propagandası dönüp durdu. Hele ki gece saat 1.30’da bile TRT Spor tarafından devam etmesi çok üzücü. Kızların isminden daha çok bu detaya vurgu rezalet bir durum. Yarışı sunan yılların spikeri (adını hatırlayamadım) ve Orhan Ayhan. İkisi son kale gibi orada. Hiç siyaseti spora sokmazlar. Bizde bu hep böyle. Siyaset sporun hep içinde. Başarıları bile sporculardan çok sahiplenip, üstlenirler. Sporcudan çok onları görürüz bir yerlerde. Neden başka ülkelerde bunu görmüyoruz acaba diye bir kere sormamışlar. Mourinho Chelsea ile İngiltere’de ilk şampiyonluğunu aldığı zaman kenara çekilmişti. Şimdi onların zamanı, şimdi onların sevinme zamanı diye. Sevinen bir tane takım elbiseli adam göremedik. Bizde ise sporcudan çok takım elbiseli adam var.

Sporun evrenselliği, olimpiyatların evrenselliğini anlayamamışız hala. Futbolu takip eden insanların çoğunun umurunda değil ya da futbolu sevmese bile böyle bir olayın farkında olmayan insan çok. Daha dün 1500m’yi kazandıktan sonra tüm piste şeref turu atan Aslı ve Gamze’yi sadece Türkler değil, oradaki herkes alkışladı ve onlarla fotoğraf çektirdiler. Nereye gittilerse ayakta alkışladılar. Normalde bizi sevmeyen ülkeler diyeceğiniz yerlerden gelenler bile. Merve’nin sakatlanmasına rağmen yarışı tamamlaması çabasıyla kimse dalga geçmedi, tam tersine 80bin kişi destek olmak için onu alkışlayıp, tezaruhat yaptı. Haberlerde o çıktı manşete olimpiyat ruhu diye. Dikkat edin en ufak haksızlık yapan, hile yapan hemen diskalifiye oluyor. Kimse onları aralarında istemiyor. Böyle bir ortamın değerini bilemiyor olmamız üzücü.

Biz federasyonlara kızıyoruz, devlete kızıyoruz. Haklıyız da. Sadece kazanınca yanlarına çağırıp destek verdikleri için. Normal zamanda pek umursamadıkları için. Yatırımların yetersiz oluşundan dolayı. Sadece kazanınca destek olmakla olmuyor maalesef ki. Bunların dışında çocukları spora teşvik etmedikleri için. Asıl sorun bu. Sınav sistemlerini her sene değiştirip, oyuncak haline getirdiklerinden, her sene sınav sokuşturduklarından çocukların spora ayıracak vakti kalmıyor. Anne babalarda olayın farkında. Spordan bir beklentileri olamayacağından oraya yönlendirmiyorlar. Çünkü devletin bir desteği yok. Bir ışık görmeyen anne babalar da bu yöne gitmesine mani oluyor çocukların. Derya Büyükuncu’nun 6. kez katılması bir başarıdır elbet ama bir de rezalettir ülke adına. Hala kimseyi çıkaramamış olmamızdan dolayı. Michael Phelps 27 yaşında bu sporu bırakıyor, biz hala aynı kişiyle gidiyoruz. Bu noktada suç tabi ki Derya’da değil, yüzücü yetiştiremeyen bizde. Tek bildiğimiz futbol ve futbolculara ödenen komik ötesi fazla paralar. Neden başka sporu yapsın ki futbol gibi kolay para varken. Bariz bir şekilde NBA’deki maaş sistemi gibi bir sistemin gelmesi gerekiyor ki olayın cılkı çıkmasın.