Son çıkan albümler üzerine…

The_Weight_of_Your_Love

Editors’ün son albümü The Weight of Your Love, dinledikçe güzelleşen albümlerden. Eski albümlere göre daha farklı bir yapıda geldi bana. O kendi içindeki tek düzelik bu sefer yok gibi. Özellikle Formaldehyde favori Editor parçam oldu. Bir haftadır loopta dönüp duruyor. Onun dışında daha öncede çok beğendiğim Sugar’a ek olarak Honesty ve Bird of Prey’i de favorilere ekledim. Albüm genel olarak zaten çok iyi.

KaiserChiefs_EducationEducationEducationWar_560

Kaiser Chiefs’in albümü çıkmadan önce Misery Company’i dinlediğim de umutlanmıştım. Bu sefer olacak gibi geliyordu ki nitekim olmuş! Her dinleyişim de Employment’ı dinler gibi heyecanlanıyorum. Onlar da son dönemde olgunlaşmanın karşılığını alıyorlar. Aradaki albümlere hiç ısınamamıştım, evet Ruby gibi güzel singlelar çıktı ama Education, Education, Education & War komple albüm olarak çok iyi diyebilirim. Coming Home ve The Factory Gates de güzel şarkılardan.

6 Haziran’da Türkiye’ye üçüncü kez (yanlış hatırlamıyorsam) geliyorlar ve bu konserleri de benim tatilime denk geliyor. Şu ana kadar üçte üç başarıyla tatilime denk getirmeyi başardılar. Bir ilkine, bir de bunu kaçırdığıma çok üzülüyorum…

The-Black-Keys-Turn-Blue

The Black Keys, El Camino ile yakıp yıkmasının ardından Turn Blue ile eskiye geri dönüş yaptı. İlk singleları Fever ile herkese fake atsalar da albüm dinledikçe güzelleşiyor ve o içindeki Black Keys ritmi sizi çok çabuk yakalıyor. El Camino ile olmadı belki ama Turn Blue ile bir İstanbul konseri neden olmasın?

oasis_casebound_book_render_350

Oasis’in Definitely, Maybe’si 20. yıl şerefine albüm, re-mastered olarak yeniden piyasaya sürüldü. Fakat Liam’ın efsane tweetinden dolayı kendisinin pek bu fikre sıcak bakmadığı ortaya çıkıyor:

Yeniden elden geçirilmiş albüm 3 cd olarak piyasaya sürüldü. İlk cd haliyle bildiğimiz Definitely, Maybe albümü. Diğer iki cd ise remixler, demolar, b-sidelar ve konser kayıtları. Amaaaan zaten bunları biliyoruz derken hiç dinlemediğim iki demo kaydını gördüm. Cloudburst ve Strange Thing de bence bir albümlerde yer alabilirmiş. Özellikle Cloudburst’ü beğendim.

Yakma o selektörü!

Az önce okudum. Artık yolda selektör yakmanın cezası bir yıla kadar hapismiş. Öndeki arabaya yaklaşıp selektör yapmak diyor aslında ama kime göre, neye göre? Yani bana göre yaklaşmamışımdır, öndeki arabaya göre yaklaşmışımdır. Buna kim karar verecek? Çok komik şeyler çıkıyor ortaya ya. İnsanların hayatlarını riske atmak değil ceza, selektör yapmak. Aslında bu öndekini heyecanlandırıp, kazaya sebep olmaktır. Bu zaten suç. Ama direk bunu yapana diye yeni bir karar alınmış. Şimdi ben öndeki yol vermeyince kornaya basmak yerine selektör yakınca ve öndeki de benden şikayetçi olursa ne yapacağız? Yandık desene…

Şu her Twilight filminin vizyona girmesinden sonra Kirsten Stewart hakkında “ücretini bilmem kaça katladı” haberleri yapmak baymadı mı acaba ya. Hep aynı haber. Yazılarına kadar aynı neredeyse. Komiğiz ya.

Bayadır yazacağım ama yazamıyorum. Kaiser Chiefs yeni albüm çıkarmış: The Future Is Medieval. Duyar duymaz hemen dinledim ama benim için tam bir hayal kırıklığı. Yani o efsane Employment’tan sonra çıkan her albüm benim için hayal kırıklığıydı ama bu sonuncu da artık baya değişmişler diye düşünmeye başladım. Albümde 13 şarkı var ama hiç biri beni heyecanlandırmadı. Şöyle dönüp bir daha dinleyeyim diyemedim. Vardır ama bir bildikleri diye düşünüyorum. Çok iyi bir grup olduğu için hiç bir zaman da umudumu kaybetmiyorum. Hayırlısı…