Reptile Youth – İstanbul Konseri

fft2mm4260790

Daha önce okuduklarımdan sonra ki hatta 2012 Aralık ayında yazdığım şu yazıdan sonra da Reptile Youth’un canlı performansını çok merak etmiştim. Acaba İstanbul’a gelirler mi hiç diye de hayıflanmadım değil. Derken Avea Escape To Music kapsamında 7 Şubat tarihinde Roxy konserini öğrendim. Direkt biletleri aldık ve Cuma gününü bekledik.

Roxy’de konserin başlamasını beklerken bir şeyler içerken ve patlamış mısır yerken grup elemanları önümüzden geçti ve sahnenin yanındaki perde ile kapatılmış alana geçtiler. Roxy’de ilk defa konser izleyecek biri olarak bu durumu fazlasıyla garipsemiştim. Hatta hayatımda izleyeceğim en enteresan konserlerden biri olacak sanırsam diye içimden geçiriyordum. Derken Mads’i de gördük, aramızdan geçip hızla perdeli alana gitti. Mekanın boş olmasından biraz hayal kırıklığına uğratırken, konser başladı.

Gelen kitlenin ya ortama ya da grubun 1-2 şarkısına geldiği çok belliydi. Konser boyunca tam anlamıyla canlılık göremedim, anca sonuna doğru, o da Mads cidden karşısındaki kitleyi nasıl coşturacağını biliyor olması sayesinde. Konser boyunca bize ilettiği enerji muazzamdı. Bir an bile durmadı yerinde. Hatta aramıza atlayıp, seyircilerin arasında şarkıları söyledi. Hayatımdaki en enteresan konseri izleyeceğimi boşuna hissetmemişim ki adam hangi ara çıktıysa omzuma zıpladı ve orada şarkı söylemeye devam etti. Ee haliyle bende düşmesin diye onu tutuyordum bir yandan. Yaklaşık bir dakika sonra filan zıplamaya da başladım derken denge kaybı ile sırtımdan indi. Gitti başkasının sırtına çıktı. Yalnız o hani sen eğil ben çıkıcam triplerinde değil, bir anda zıplıyor ve hop orada, sürpriz!

Fear’dan sonrada benim favorim olan Heart Blood Beat’e geçiş çok güzeldi. Bu şarkıda bile insanların nasıl yerinde durduğunu anlamıyorum. Zaten Mads’in de en coştuğu anlar bunlardı. Adam şarkıları sadece söylemiyor, ayrıca yaşıyor da. Böyle olmayanlara bu lafım…

Outro ile birlikte konser bitiyor derken, Mads yine aramıza geldi. Bu sefer de karşıma geçip şarkı söyledi. Derken birine sarıldı öptü, sonra barın üstüne çıktı ve orada konsere devam ederken aşağı zıplayarak inmesi etkileyiciydi. Gerçekten okuduklarım kadar varmış. Eğlendirmesini ve coşturmasını iyi biliyor. Tek sorun tek albüm ve az şarkı yüzünden konserin kısa sürmesiydi. Yeni albümden JJ’yi ve bir tane daha şarkı söylediler. Ayrıca John Lennon’ın The Truth şarkısının coverı da playliste idi.

Konser alanı çok fazla kalabalık olmamasına karşın ben daha sonralar Reptile Youth’u tekrar İstanbul’da izleyeceğimize inanıyorum. Yeni albümden sonra da uğrarlarsa o konser daha güzel olacaktır.

Not: Fotoğraflar daha internete düşmedi. Roxy paylaşınca bir kaçını buraya da ekleyeceğim.

Grup Öneri: Bento

Bento-Diomand Days-Album-indieSan Cisco’dan sonra yeni bir grup önerisi ile karşınızdayız. Yine Avustralya’ya uzanıyoruz. Daha önce Silverchair dinlemiş, bilen vardır elbet. Bento’da Silverchair’ın bateristi Ben Gillies’ın projesi. Henüz ilk albümlerini çıkardılar ve bence gayet başarılı.

Diomand Days isimli albüm ilk dinlediğimde bu kadar ilgimi çekmemişti. Ama dinleye dinleye kendini sevdirdi. Özellikle albümle aynı isme sahip Diamond Days ve Poison Ivy favorilerimin arasında. Albümün şarkı listesi de şu şekilde;

1. Diamond Days
2. Words Of Love
3. West Side Story
4.Glue
5.Miss My Mind
6.Obsession
7.How Many Times
8.Wheels Turn
9.Living Strong
10.Poison Ivy
11.April Fool
12.Naked Next To Me (After Dinner Mint)

Bento indie rock yapıyor tür olarak. Bu aralar ciddi olarak böyle grupları çekip çıkartma merakındayım. Miki sağolsun bana çok yardımcı oluyor. İlerki günlerde başka gruplarıda öneriyor olacağım.

Radyo Eksen son 20 yılın en iyi albümlerini seçiyor

Radyo EksenVe sonunda geç kalınmış ama doğru bir uygulama. İngiltere’de çok fazla yapılmış bir olay. BBC Muzik Ödülleri 25. senesinde bunu yapmış ve oasis – What’s The Story Morning Glory seçilmişti. Liam’ın ödülü seyircilere fırlatması ile sonlanmış bir seremoni olmuştu.

Beni bilen bilir. Ben ilk beşimi aşağıdaki gibi seçtim. Yalnız çok fazla unutmuş olabileceğim grup ve albüm var.
oasis – Definitely Maybe
oasis – What’s The Story Morning Glory
Korn – Korn
Arctic Monkeys – Humbug
The Verve – Urban Hymns

Misal olarak Kings of Leon – By the Night gerçeği, Coldplay, Red Hot Chili Peppers, Radiohead, Muse ve bir çoğunu elemek zorunda kalıyorsunuz.

Ben seçimi yaparken daha çok o döneme damga vurmuş ve müzik tarihinde bir şeyleri değiştiren albümleri seçmeye çalıştım. Evet, iki oasis albümü fazla. Duygusallık ağır bastı. Ben Definitely Maybe’yi seviyorum, ama gerçek olan What’s The Story Morning Glory’inin daha güzel olduğu ve İngiltere’de müzik adına çok şeyi etkilediği gerçeği. Son 15 yılda İngiltere’den çıkan bir çok iyi grubun hemen hemen hepsinin ilham kaynaklarından biridir oasis. Türkiye’de kitlesi ve bilinirliği çok fazla olmasa da orası için durum tam tersi. Akan sular filan duruyor.

Bunun dışında Korn’un (bana göre) kendi tarzını yaratmışlığı var. Benzerleri yok ve olacağını da sanmıyorum. Tür benzerleri var ama onların yeri her zaman ayrı olacak. Korn’un ilk albümü de bir devrim niteliğinde.

Yine döneminin en büyük gruplarından The Verve’yi es geçmek doğru olmaz. Omuz atarak, kameraya dik bakışlar atan Richard Ashcroft’u asla unutmayacağız. Grubun üçüncü albümü olan Urban Hymns da tam bir zirve noktasıydı.

Son olarak Arctic Monkeys’i seçtim. Monotonlaşan müzik piyasasına çok iyi girdiler ve gerçekten kaliteli müzik yapıyorlar.

Listede seçilmesi gereken Beastie Boys gerçeği de var ama ne bileyim. Elim gitmedi işte. Genelde seçerken biraz duygusal, birazda dönemi ne kadar etkilediklerine ve şimdiye nasıl izler bıraktıklarına baktım. Umarım mantıklı güzel sonuçlar çıkar.

En iyi 20 albümü seçmek için tıklayınız.

Grup Öneri – San Cisco

SAN CISCOGeçenlerde çok şekil bir site buldum. Albümler vs var. Daha önce dinlemediğim ya da haberim olmayan çeşitli kişi ve grupları dinleme fırsatı buldum. Bu yelpazede ilgimi çekenlerden biri de indie müzik yapan Avustralyalı, 2009 yılında kurulmuş San Cisco. Bilenler elbette vardır, bilmeyenlere duyuralım istedim. 2009 yılında kurulmuşlar lakin albüm bu yıl çıkmış. Albümün ismi grupla aynı. Malum gruplar genelde hep ilk albümlerine kendi isimlerini koyar. Hala anlamış değilim bu mantığı.

Grup, Jordi Davieson, Josh Biondillo, Nick Gardner ve Scarlett Stevens’tan oluşuyor. Gencecik çocuklar. Ben kliplerini filan bu yazıyı yazmaya karar verene kadar izlememiştim. En eğlenceli ve en beğendiğim şarkılarından biri Awkward’a çekmişler klibi. Fena da olmamış.