Radyasyonlandınız!

Tam Game of Thrones bitmiş, sonu ile bazı insanları diziden tamamen soğuturken, bir kısmını da tatmin etmişken, HBO ara vermeden en azından sonu ile hayalkırıklığı yaşatmayacağı garanti Chernobyl’i yayınlamaya başladı.

Dizinin en büyük spoilerı(!) fabrikanın patlaması ile başlayan dizi, bu olayın ne kadar büyük bir felaket olduğunu anlatıyor. Hikayeden önce söylenmesi gereken şey dizinin dönemi anlatış şekli, prodüksiyonu, oyuncuları ve yaşattığı duyguları inanılmaz olmuş olduğu. Gerçekten dibine kadar çaresizliği, vahameti, acıyı, duyguyu izleyiciye yaşatıyor. Bu işin duygusal ve ruhsal kısmı. Buna karşılık hikaye anlatımında yanlışlar var, farklı izah ediliyor vb. durumlar olduğunu söyleyenler de mevcut (ki bu gerçek). Özellikle Hollywood’un diziyi çekmesinden Rusya da rahatsız(dır). Ben izlerken bunu hiç böyle düşünmedim. Olaya tamamen hümanizm üzerinden yaklaşmaya çalıştım. Çünkü benim kanaatime göre de verilmek istenen mesaj Rusya’nın veya Rus fizikçilerin yanlış yapması veya hatalı karar alması değildi. Tabi ki köklerine ve tarihine bakınca o odada bulunan insanların hangi duygularla o şekilde davranmış olduklarını anlayabiliyoruz. Gurur, ego ve Rus yetiştirilme biçimi ne gerektiriyorsa o yaşanmış. Doğru ya da yanlış, kültürün gerektirdikleri buydu. Yaşananları savunmak değil demek istediklerim, sadece o anki insan psikolojisi buna sürükledi. İzlediklerim çıkarım yaptığımda bu sonuca ulaştım.

Dizinin bazı kısımları senaryolaştırma için değiştirilmiş ki popüler kültüre uyarlama ve seyirciye satma adına bu ufak dokunuşların normal olduğu kanısındayım. Abartılmadığı sürece iş gören bir yöntem. Sonuçta hikayeyi kökten değiştirip, çok farklılaştırma durumu yok ortada. Satması ve duyguyu körülmeke adına ufak dokunuşlar var. Misal Emily Watson’ın canlandırdığı Ulana Khomyuk karakteri aslında gerçekte yok. Kadın felaket sonrası yardıma koşan fizikçilerin hepsini temsilen yaratılmış bir karakter. Zaten yabancı olduğumuz bir dil, üstüne bir ton Rus ismi ile de boğuşmamız ve hikayeyi güçlendirme adına yapılmış doğru bir hamle.

Uzun lafın kısası HBO yine muhteşem bir prodüksiyon ile çok başarılı bir iş çıkarmış ki dizinin internetteki puanlarına bakarsak zaten bu sadece bir kitlenin değil büyük çoğunluğun da düşündüğü şey. HBO böyle yapımlara devam etsin, tek istediğim o…

Gerçek Kan

Bir yaz dizisi olan True Blood da sezon finali yaparak yayından çekildi bir süreliğine. Böyle tadımlık gibi 12 bölüm yapan diziler hem iyi oluyor, hem kötü oluyor. Normalde ağır işeyen bir dizidir ama bu sezon baya temizlik yaptılar. Bu sezon ortaya çıkan, dizinin ilk bölümünden beri adını duybduğumuz otorite bir anda yok oldu, gitti. Sen binlerce yıl yaşa sonra bu kadar basit bir şekilde yok ol. Kalite düşüyor. Bu ayrıca yeni sezonda yeni karakterler göreceğiz de demek oluyor. Onlara alışana kadar onları da patlatırlar.

Favori iki karakterlerim bence yine başarılıydı. Biri Eric, diğeri evladı(!) Pam. Cidden farklılar yani. Diğerleri gibi iradeleri zayıf da değiller. Kendi dünyalarında takılıyorlar. Bir de periler varya… Neyse… Bu kadar gerizekalı karakter yapılamazmış sanırsam. Bu arada küçük spoiler vereyim, Jason orada Warlow’u arıyor. Lilith’in de Bill’in vücudunda yeniden hayata döndüğü aşikar sanırsam. Sırf bu kadar bariz olaylardan dolayı sezon sonu heyecanı yoktu dizide. Bir sonraki sezon için insan heyecan, bir ışık bekliyor. O olmadı işte. Zaten dediğim gibi tadımlık bir dizi olduğundan artık gelecek yazı bekleyeceğiz.