Beşiktaş – CSKA // maç sonrası

Cuma günü Abdi İpekçi Spor Salonu’nu sağanak yağmur eşliğinde dolduran binlerce Beşiktaş taraftarı acımasızlığa canlı şahit oldu. 2. yarı fark 20’leri aştıktan sonra taraftarın kendinden geçip takıma moral vermeye başladı. Ama bu destek gerçekten epikti. Bununla birlikte ben maç içindeki durumdan o kadar mutsuzdum ki bundan cok etkilenemedim. Taraftarın bu inanılmaz epiksel desteği maçın önüne geçti. Gerçekleri görmemiz gerekiyor her şeye rağmen.

Erman Kunter takımı elindeki kısıtlı parayla her an parlayabilen anlık oyuncularla kurmuş. Zaman geçtikçe bunu görebiliyoruz artık. Takım uzun zamandır birlikte ama hala oyun içinde kim ne yapıyor belli değil. Rakibin CSKA olması bile bazı gerçeklerden bizi alıkoyamaz. Oyun içinde aynı basketi 4-5 kere yerseniz bunun sebebi rakibin ismi değil kendi oynunuzu geliştirememiş olmanızdır. Özellikle hücumda bir koşuşturma vardı. O kadar hzılı ve alelacele hücum ediyor ki takım dengesiz şutlar ve hızlı hücumlar olarak bize geri dönüyor. O kadar ki Markota Serhat’tan, Jerrells’tan daha çok üçlük atmayı denedi.

Devre arasında kesinlikle bazı oyunculara “Kusura bakma ama senden adam olmaz” deyip göndermek gerekiyor. Özellikle Dasiç ne iş yapar hala anlamadım. Şu ana kadar bir tane maç heh işe yarar diye bir cümle çıkamadı ağzımızdan. Adam göstere göstere üç tane blok yedi. Basketbola yeni başlayan bir adamın bile yemiyeceği cinsten. Saçma sapan zorlamalardan kaynaklanan top kayıpları da cabası. Christopher’ın takımın yıldızı olarak biraz sorumluluk alması gerekiyor. Hep geri planda. Geçen sene takımın bir lideri vardı. Bu senede bir lidere ihtiyacı var. Hawkins’in, Arroyo’nun geçen sene yaptıklarını bu sezon biri yapmalı. Özellikle bu tip maçlarda böyle bir oyuncuya ihtiyacımız var. O kişi de şimdilik Christopher gözüküyor. Jerrells’ın nasıl kafalarda olduğunu bildiğimiz için Christopher diyorum.

Bunların dışında Messina’nın cidden dini imanı Amerika’da bırakmış olması da skorun sebeplerinden biri. Son beş dakikaya girilirken fark 30 sayı ve oyuna girmek için kenarda Teodosic ve Krsic bekliyor. Arkadaşım amacın ne? Zaten fark 35’e filan gelince yerine oturdu. Teodosic’in de bu kadar rölantiyede oynadığı pek maç hatırlamıyorum.

Günün sonunda Barcelona ve CSKA olmasına rağmen grupta diğer takımların dişimize göre olmasından dolayı umutluyum. Bu iki takıma maçları versek de kalanları yenersek en azından gruptan çıkarız ama daha sonrası için kesinlikle takviye şart.

Rahatlama Merkezi

Bu aralar fazla Beşiktaş, fazla spor yazdım ama yine bir memnuniyetsizlik gördüm kendimde. Dün Samet Aybaba, bugün de Erman Kunter’in üzerine geçirilmiş FEDA t-shirtleri beni rahatsız etti açıkçası. Aslında çok güzel bir durum ama ağızlardan düşmeyen FEDA lafının üzerine bu olunca bu tabir de ayaklar altına alınacak gibi. Önce Beşiktaşlı duruşunu dillerinden eksiltmeyip, ayaklar altına aldılar. Şimdi sıra bu güzelim konsept olan FEDA’ya mı geldi acaba diye kara kara düşünüyorum. Çok fazla göz önünde olduğu için rahatsızım. Yazık olacak diye korkuyorum açıkçası. Çünkü bazı şeyler yapılırken, sadece yapılır, ağızlarda sakız edilip ayaklar altına alınmaz. Bazı şeyler sadece yaptıklarınla olur. Ağzına sakız edeceksen yapma daha iyi.

Savaş mavaş saçma maceraların içinde olan insanla var bu aralar. Bazı gazeteler de bunu körüklüyor maalesef ki. Şu dönemde, bu durumda başkaların çıkarı için savaşmanın anlamı nedir? Bir oturup sakin kafayla düşün bakalım. Milletin yer altı kaynaklarına konacaz diye iç savaş çıkartan, şimdi de kukla arayanlara malzeme sağlamanın anlamı yok. Gün geldiğinde seni bu işe itenler çok uzaklara gittiğinde savaşa girdiğin ile sen baş başa kalacaksın. Bu asla unutulmamalı.

Bu arada hala FSM Köprüsü’nde iki kişi mi çalışıyor? Geçip saymaya cesaret edemedim daha. Köprü çalışmasından sonra her yerde yol çalışmaları başladı. Aynı anda başlaması mantıklı ama. Bir kere çek tam ızdırap çek ki yetsin sana. Hafta sonu sabahın köründe çıkacaksın, geri dönmeyeceksin. Taktik bu olmalı. Şu ana kadar kısa mesafelere gittiğim için ben çok acı çekmedim ama illa ki bir yerele yolumuz düşecek. İşte o an sözlerim hazır, haberi olsun arkadaşların.

Ergin gider, Erman gelir…

Son 48 saatte filan öyle şeyler yaşadı ki Beşiktaşlılar tam bir sinir harbi. Son senelerde futbolda sezonları böyle geçiriyoruz da bu kadar duygu değişimi olmuyor. Önce Milangaz sponsorluğa devam edecek, her şey çok iyi gidiyor dendi. 24 saat geçmedi, sponsorluktan çekildiler. Erdoğan Demirören’i övdük ama o da çocuğunun etkisinde mi kalmış, yoksa soy adını kanıtlamayı mı düşünmüş bilmiyorum. Bu kazık hepimizi şaşırttı. Buraya kadar tamam ama akşamında Ergin Ataman’ın koşa koşa kaçıp, Galatasaray’a imza atması affedilir gibi de değil. Bu profesyonellik de değil arkadaş. Arkadan işler çevirmişsin demek ki. Sonra da ‘bunları yazmak çok zor, hakkınızı helal edin Beşiktaşlılar’ tarzı tweet atmak olmuyor işte. Cevap olarak yazılanlardan bir tanesi çok hoştu: 1 yanlış 3 doğruyu götürdü.

Bize yaşattığın zaferler için teşekkürler, helal olsun ama maalesef ki giyinip poz verdiğin t-shirtün üzerinde yazan FEDA’yı anlayamamışsın hocam.

Bu sene Beşiktaş’ın başına gelenler resmen hayat dersi gibiydi. Ama Beşiktaş’ın da başına en güzel şeyler basketbolda geldi. Gitti derken altı saatlik bir operasyonla yeniden geldi. Beşiktaş’ın efsane basketbolcularından Erman Kunter bu sefer koç olarak geldi. Karamsarlığa düşerken umutlandık. Unutmayın şu an ki milli takımı ayağa kaldırıp, bize varlığını ilk hatırlatan Erman Kunter idi…