Neler oluyor, neler?

Hangisi ile başlamak lazım bilemedim. Editors mü? Nick Cave & The Bad Seeds mi? Yoksa The Good, The Bad and The Queen mi?

Editors bombayı patlattı ve ilk singleını yayınladı. Martta çıkacak yeni albümden Magazine yine muhteşem bir albümün geleceğinin habercisi, bu çok net. Her albümde üstüne fazlasıyla katarak bizi çıldırtan Editors’ten tek kötü haber, şu ana kadar açıklanan tur programında Türkiye olmaması. Yetkilileri göreve çağırıyorum, yapın bir kıyak daha arkadaşım! Şu konsersiz günlerimize neşe gelsin!

Konser demişken de Garanti bombayı patlattı ve bu sene Garanti Caz Festivali kapsamında Nick Cave & The Bad Seeds konserini açıkladı. 10 Temmuz’da KüçükÇiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin biletleri muhtemelen çıkınca bitebilir. Şu konsersiz uzun dönemde bu konser haberi o kadar güzel geldi ki… Ayrıca belki de bu yaz için umutlanabiliriz bile…

Ve son ve en güzel haberlerden biri Damon Albarn’ın çıldırıp her sene bir albüm çıkarma manyaklığı ile birlkte The Good, The Bad and The Queen’i yeniden toplayıp, yeni albüm çalışmalarına başlaması. Muhtemelen bu sene çıkacak, tam tarih ve dönem belli değil. Bu kadar uzun bir aradan sonra artık yeni şarkılarını dinlemeye açız. Türkiye’ye geldikleri dönemde üşenip gitmemiş olmamla hala kafamı duvarlara vurma eylemim devam etmekte.

Şimdilik sağdan soldan gördüğüm haberler böyle, buraya gelip yazılarımı okuyan 8-10 kişi belki bilmiyordur ve mutlu olur…

Son çıkan albümler üzerine…

The_Weight_of_Your_Love

Editors’ün son albümü The Weight of Your Love, dinledikçe güzelleşen albümlerden. Eski albümlere göre daha farklı bir yapıda geldi bana. O kendi içindeki tek düzelik bu sefer yok gibi. Özellikle Formaldehyde favori Editor parçam oldu. Bir haftadır loopta dönüp duruyor. Onun dışında daha öncede çok beğendiğim Sugar’a ek olarak Honesty ve Bird of Prey’i de favorilere ekledim. Albüm genel olarak zaten çok iyi.

KaiserChiefs_EducationEducationEducationWar_560

Kaiser Chiefs’in albümü çıkmadan önce Misery Company’i dinlediğim de umutlanmıştım. Bu sefer olacak gibi geliyordu ki nitekim olmuş! Her dinleyişim de Employment’ı dinler gibi heyecanlanıyorum. Onlar da son dönemde olgunlaşmanın karşılığını alıyorlar. Aradaki albümlere hiç ısınamamıştım, evet Ruby gibi güzel singlelar çıktı ama Education, Education, Education & War komple albüm olarak çok iyi diyebilirim. Coming Home ve The Factory Gates de güzel şarkılardan.

6 Haziran’da Türkiye’ye üçüncü kez (yanlış hatırlamıyorsam) geliyorlar ve bu konserleri de benim tatilime denk geliyor. Şu ana kadar üçte üç başarıyla tatilime denk getirmeyi başardılar. Bir ilkine, bir de bunu kaçırdığıma çok üzülüyorum…

The-Black-Keys-Turn-Blue

The Black Keys, El Camino ile yakıp yıkmasının ardından Turn Blue ile eskiye geri dönüş yaptı. İlk singleları Fever ile herkese fake atsalar da albüm dinledikçe güzelleşiyor ve o içindeki Black Keys ritmi sizi çok çabuk yakalıyor. El Camino ile olmadı belki ama Turn Blue ile bir İstanbul konseri neden olmasın?

oasis_casebound_book_render_350

Oasis’in Definitely, Maybe’si 20. yıl şerefine albüm, re-mastered olarak yeniden piyasaya sürüldü. Fakat Liam’ın efsane tweetinden dolayı kendisinin pek bu fikre sıcak bakmadığı ortaya çıkıyor:

Yeniden elden geçirilmiş albüm 3 cd olarak piyasaya sürüldü. İlk cd haliyle bildiğimiz Definitely, Maybe albümü. Diğer iki cd ise remixler, demolar, b-sidelar ve konser kayıtları. Amaaaan zaten bunları biliyoruz derken hiç dinlemediğim iki demo kaydını gördüm. Cloudburst ve Strange Thing de bence bir albümlerde yer alabilirmiş. Özellikle Cloudburst’ü beğendim.

Rock’n Coke 2013

90d89678181711e3b83422000a1f9e4c_7Yazıya başlarken iki günlük kampsız etkinliğe katıldığımı belirteyim. Hatta yazının başında etkinlikle ilgili yazayım. Bol sıra beklemeli (bizim için olmasa da) bir etkinlikti. Geçen senelerde kamplı kaldığım dönemde ben böyle sıralar görememiştim. Arctic Monekys’in gelişi ile mi alakalı yoksa Garanti Bankası’nın pos yavaşlığı mı yoksa çalışan yavaşlığı mı bilemeyeceğim. Karta para yüklemek ve ya almak için tam iki saat bekleyen arkadaşım vardı. Onu almakla yetinmiyorsunuz bir de içecek için sıraya giriyorsunuz. Cumartesi günü Kadıköy’den 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra zaten arabayla kuyruklarda süründükten sonra festivalde de sıra olunca insanın canına tak edebiliyor. İlk defa Rock’n Coke’de ciddi bir organizasyon fecaati görmüş oldum. Tuvaletler konusu pek değinelecek bir durum değil.

Organizasyonun müzik kısmına girmeden önce seyirci hakkında bir çift laf söylemekte yarar var. Bütün konserler bir yana Rock’n Coke seyircisi bir yana resmen. Her gittiğimde ayrı bir zevk alıyorum. Resmen eğlenmeye gelmiş bir kitle var. Her sahnede, her konserde çok güzel eğleniyorlar. Yani konseri bön bön izlemenize izin verilmiyor. Üstüne rahat dans etmek için çok arkalara bile gidenler vardı. Ses sistem kalitesi ve sayesinde de baya gerilerden bile konserler çok rahat izlenebiliyordu.

Line-up açıklandığında çoğu insan burun kıvırdı festivale. Sadece Arctic Monekys’e güvendiklerini söylediler. Evet büyük gruplardan Jamiroquai ve Prodigy’nin daha önce ülkemize gelmiş olması beni de düşündürmüştü de yaşadıktan sonra bu düşüncelerin saçma olduğunu anlamam zor olmadı.

Cumartesi günü trafiğinde izin verdiği şekilde Editors ile konser serüvenimize başladık. Sahnede çok iyiler. Gündüz saatlerinde sahnede olmaları gerçekten üzücü. Seyircinin de çok fazla Editors’e talep göstermemesi de cabası. Daha önce hiç izleyememiş olmam beni üzerdi, bu festivale kısmetmiş.

Editors’tan sonra Duman vardı. Dumansever biri olmadığım için etrafta takıldım, ta ki konser bitene kadar. Arctic Monkeys için önlere Hurts konserinde gittik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü bu iki grubun geçen aylardaki Glastonbury konserlerini izledikten sonra bayarız diyordum. Tam tersi çok enerji dolu bir grumuş ve sahnede seyirci ile etkileşimi fena değildi. Gözlerinde inanılmaz bir parlama oldu konserin son bölümlerinde mutluluktan. İlk defa geldiği bir ülkede bu ilgiyi gördüğü için mi yoksa genel olarak bu kadar seyirciden memnun kaldığı için mi bilemiyorum. Hurts tek olarak da ilerleyen senelerde gelecek gibi. Bunların hepsi bir yana da o kıyafetleri ne fecaatti. Hatamız varsa affolsun ama tam kro modunda kumaş pantalon üstüne fanile gibi bol bir t-shirt ve ceketi çıkarınca kolları kıvırmak… Bizim ülkemizde konserde olunca böyle itibar bırakıyor üstünde.

IMG_2057Hurts’ten sonra günün beklenen, hatta tüm biletleri tükettiren grup sahneye çıkıyor. Yine Glastonbury’de izleyip, ‘ya bunlar konser grubu değil pff’ diye tepki göstermiştim. Demek ki kayıt alınırken başka duygularda konser veriyorlar, çünkü konser muhteşemdi. Do I Wanna Know ile girerlerken herkesin filmin başına ve şarkının adına eşlik etmesi de süperdi. Gerçekten unutulmaz bir konser oldu. Yazının başında da dediğim gibi Rock’n Coke seyircisi gerçekten eğlenmesini biliyor. Bunlardan öte de Alex Turner’ın biraz özenti hareketleri ile itici geldi bana. Biraz Elvis, biraz başka tripler kendi olması gerektiğini unutmuş olduğunu gösteriyor biraz. Bir de iki şarkı arasında aynı cümleyi 3-4 kere söylemesi dalga geçer gibi komikti. Biz Arctic Monkeys, ilk defa İstanbul, Türkiye’deyiz. Eğer diyecek bir şey bulamıyorsan, deme! Yalnız tabi ki bu konserin önüe geçemedi. Hala videoları vs izleyince gaza geliyorum. Bir de konserin sonunde ‘next time’ duyunca heyecanlanmadık değil…

İlk günün sonunda, 2.5 saatte geldiğimiz mekandan bir saatte çıktık. Otopark’a giriş çıkışın sadece tek kapıdan olması gerçekten fecaatti. Eve varışımız da baya geç oldu haliyle. İkinci gün için tüm mesajlar alınmış ve erken gitmek için hazırlıkla yapıldı. Saat 14.00 gibi orada olduk ve Skindred için hazırdık. Utanarak kabul ediyorum; Skindred’i konserden önce dinlememiş, izlememiştim. Ama gerçekten süperdi. Ben çok uzun süredir bir grubun bu kadar seyirciyle etkileştiğini görmemiştim. Belki de hiç görmedim diyebilirim. Konser başlarken 100-150 kişi varken biterken alan baya kalabalıktı. Tabi gündüz saat 3’te o güneşin altında ne zıplama arzunuz ne de poganız geliyor. Zaten konser boyunca yapılan pogadan sahnenin önü tozdan zor görünüyordu. Grubun enerjisi muazzamdı ve o saatte onları çıkarmak büyük hataymış. Çok fazla kişi o grubu dinlemeli ve coşmalıydu. Solist Benji Webbe’nin itirafı çok iyiydi. Türkiye’ye çağrıldığında burun kıvırıp meh tepkisi koymuş. Bunu düşündüğü için özür dileyerek bana ne demek istersiniz dedi. Sonunda bol Fuck You’lu bir diyalog geçti ortada. Sonra da suçu Prodigy’e attı…

Primal Scream’i izledikten sonra biraz da Within Temptation kulaklarımızın pasını attı. Within Temptation’ın Summertimes Sadness’ı çalması da bizi biraz Lana Del Rey konserine hazırladı. Bu gruplardan sonra Teoman’ı dinlemeyi reddettim. Biraz dinledik zorunlu olarak ama pişman olduk. Gerçekten festivalin en kötü performansı idi. Teoman yüzünden Melis Danışmend’ yazık oldu.  Gerçekten çok çok az seyirci dinliyordu bu güzel sesi. Bizde dinlenmek amaçlı oturarak dinledik. Konser bitimi ile ana sahnede yerimizi aldık.

IMG_2140Festivalin büyük sahnesinin son iki grubundan ilki Jamiroquai sahneye çıktı. Jay Kay’e hayran kalmamak mümkün değil. Sahnede kaldığı sürece hiç durmadı, dans etti. Gerçekten çok iyi bir performans izledik. Benim yakındığım tek şey Virtual Insanity çalmaması idi. Jay Kay kadar muazzam olan da ışık ve lazer şovuydu. Gerçekten görüntü olarak süperdi.

Jamiroquai’dan sonra çıldırma anı geldi. Her ne kadar harcayacak enerjimiz kalmasa da olan bir gıdımı da durmadan zıplarak ve poga yaparak Prodigy’de harcadık. Etrafımızdaki insanlar sadece zıplamaları bizim de işimiz geldi ve kendi alanımızı kendimiz açtık. En son yıldızlara bakarak havada uçuyordum. Daha önce canlı izleyemediğim gruplardandı Prodigy ve daha önce nasıl izlemediğime hala şaşırıyorum. Hadi Jamiroquai’nin ilk konseri çok uzaktı, ikinci de pahalıydı da ya Prodigy?

Festival bittiğinde ve ben eve gece 4.30’da geldiğimde hala melodileri söyleyip içimde kopuyordum. Böyle bir festival oldu bizim için. İkinci gün gelmeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim. Sonunda fena üşütüp, hasta olduk ama rahatlıkla değdi diyebilirim. Bir de The Cribs, ve Netsky için çok güzel yorumlar geldi. Hiç uğrayamadığım sahnelerden biriydi Party çadırı. Hepsi aynı anda olunca yazık oluyor. Bir de bundan sonraki festivallerde çadır yerleşimini yeniden kontrol etmeleri lazım. Keşif sahnesinin sesi baya baya şarkı aralarında ana sahneye geliyordu. Sebebi ise sahnenin yönünden dolayı. Diğer tüm sahneler pararlelken Keşif sahnesi alana dikti. Hele ki Arctic Monkeys’te aralarda baya eğlenceli bir müzik geliyordu.

Genel olarak çok güzel bir festivaldi. Ama organizasyonu düzenleyenlerin sıralarda bolca zaman geçiren insanları dinlemeleri lazım. Bir içecek için bir saate yakın bekletmek cidden büyük problemdi. Etkinlik alanında sessiz disco da güzel bir olaydı. Müziğin olmadığı yerde kopmaları süper. Bir de festival gruplarının rahat %75’inin Ada’dan seçilmesi

Rock’n Coke kafaları…

arctic-monkeys-biletix-rockn-cokeBu yazı biraz sinir atma olacak gibi, daha başlamadan uyarayım.

Program artık Pazar 20.45 grubu dışında hemen hemen açıklandı sayılır. Ön satışlar başladığında piyasada açıklanan grup murup yoktu. Daha Arctic Monkeys ve Hurts açıklandığı an ön satıştaki biletler geri çekildi. Sonra festivalin bilet satışları iyi gitmiyor diye söylenmeler başlıyor. Daha grup açıklamadan ön satışa başlarsan sattıkların iyi bile derler adama. Cumartesi programı açıklandıktan sonra hala biletler yoktu piyasada. Bu arada günlük biletlerden bahsediyorum hani galyana gelmesin kimse.

Geçen günlerde ise Pazar günü programının çoğu açıklandı. Jamiroquai ve Prodigy’inin günün büyük grupları olduğunu öğrendik. Asıl muallak olansa Prodigy’in çıkış günü / saati idi. 8 Eylül 01:00 olarak gözüküyor festival programında. İlk akla gelen cumartesiyi pazara bağlayan gece mi? sorusu idi. Lakin öyle değil, Pazar gecesi çıkacaklar. Yani işi gücü olan kesimin orada Prodigy konserine kalması baya zor görünüyor. Sonra boş tribünlere oynadık tribine gitmemeleri gerekiyor. Sadece benim etrafımda bir sürü insan bu yüzden bu konseri izleyemeyecek.

Bu sene iptal edilen konserlerden sonra elde kalan festival Rock’n Coke oldu ve onda da bu tip hayal kırıklıkları var. Şu an benim planım sadece Cumartesi orada olup ağız tadıyla Arctic Monkeys’i izlemek olacak. Daha önce planladığım ama hiç canlıya geçiremediğim Editors konseri izleme olayı da gerçekleşecek bu sayede.

Her şeye rağmen bu seneki Rock’n Coke’nin pazarlama stratejisi baya kötü durumda. Gezi olaylarının da etkisi elbette var fakat bu mazeret olabilir mi?

Bu nasıl bir yaz? Bu konserlere para mı yetişir?!

Benim yazı yazamadığım bu uzun süre zarfında arka arkaya konserler açıklandı. Daha önceki yazılarımda yazdığım gibi Iron Maiden resmi bir şekilde Sonisphere 2011 etkinliği altında açıklandı, biletler satışa çıktı. Mekan olabildiğine kötü de olsa insanların mutluluğuna pek etki etmeyecek gibi. 19 Haziran Pazar günü, tek günlük bir festival gerçekleşecek Maçka Küçükçiftlik’de. 150 TL normal bilet fiyatı. Sahne önü ise 295 TL. Tabi bu fiyatlar kandırmasın sizi, çünkü işlem bedeli bilmem ne bedeli diyerek bir 30 TL’ye yakın geçirme söz konusu Biletix’den. Festivalin diğer grupları ise Mastodon, In Flames, Alice Cooper ve Slipknot. Geçen sene ki Sonisphere’da Stone Sour vardı bildiğiniz üzere. Corey Taylor ve Jim Root’un ikinci ziyareti olacak Türkiye’ye ama Slipknot’ın ilk konseri. Benim en çok canlı izlemek istediğim ve canlı performansları süper olan bir grup Slipknot. Keşke daha önce gelselerdi diye içimden de geçirmiyor değilim. Çünkü son albümleri eskiler kadar çılgın ve deli değil. Daha olgunlaştıkları için şarkıları da etkileniyor haliyle. İlk iki albümün tadını hiç bir albümlerinden alamadım. Ama umuyorum hala o güzel eski şarkıları ile şov yapıyorlardır. Festivalde 18 yaş sınırı olmaması benim için pek hoş olmadı açıkçası. Belli bir yaşın üstü her zaman konserlerde daha iyi bir ortam sağlıyor. Tecrübe ettim ki böyle bir hoş olmayan şeyler söylüyorum. Bunun dışında da mekan hakkında hiç güzel şeyler duymadık. Hem ses sisteminin başarısızlığı hem de mekanın ufak olması yüzünden. Daha önce yüzbinlere konser vermiş Iron Maiden’ı 10 bin seyircinin önüne çıkarmak hakaret gibi bir şey olsa gerek. Organizasyondan da siz önce orayı doldurun sonra bakarız tavırları cidden rezalet. Hani her sene olan bir konser olsa sanırsam çoğu insan tepki gösterip bir bilet bile almaz. Ama durum böyle olunca yapacak pek bir şey yok.

Veee yeni alkol yasasının vurduğu talihli festival Efes One Love Festival oldu. Festivalde 24 yaş sınırı var. Geçen sene olduğu gibi santralistanbul’da gerçekleşecek festivalin ilk açıklanan grupları Suede, Editors, Cake ve Nneka. 2-3 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek festivalde benim için öne çıkan grup kesinlikle Suede. 2010 yılında best of çıkaran grup, albüm tanıtım turnesinde ülkemize geliyor. Biletler daha satışa çıkmadı ama para yeter umarım.

Grupların açıklanmayıp, biletleri satışa çıkan bir festival olacak 16-17 Temmuz tarihlerinde. Geçen sene Sonisphere’ın altında ezilince bir sene ara verilen Rock’n Coke 2011 festivali bu sene yeniden bunca festival cümbüşünün içinde geri dönüyor. Resmi bir açıklama gelmese de Motorhead’in resmi sitesinde Türkiye konseri yazıyor. Seneler önce konseri açıklanmış ve toplam 15 bilet filan satınca grup Türkiye’ye baya kızmış. Sanırsam ilk konserleri olacak Türkiye’deki. İnsanlara acımıyor kimse. Bu kadar parayı nereden bulacak bu kadar insan. Ayrıca söylentilere göre ki baya sağlam duyumlarmış, Limp Bizkit de Rock’n Coke kapsamında Türkiye’deki ilk konserini verecek gibi. Son albümlerinin hepsi bana göre çöp olsa da ilk iki albüm için gidilebilir bir konser. Canlı performansları baya iyi ama dediğim gibi bu kadar festivale para mı dayanır?

Bunların dışında Türk Telekom Arena’da Bon Jovi konseri (Iron Maiden festival kapsamında geliyor ve ufacık bir yere tıkıştırırken insanları, tek bir grup için koskoca stadı ayarlamak cidden akıl dolu bir hareket. Organizatör kişileri sanırsam bu ülkenin sadece Metallica mı dinliyor sanıyor?) 8 Temmuz Cuma günü gerçekleşecek. Bunun dışında 18 Mayıs Çarşamba günü Deep Purple konseri var. Artık sık sık ülkemize gelen bir grup oldu kendileri. 24 Haziran’da İstanbul, 25 Haziran’da İzmir’de olmak üzere ülkemizde iki konser verecek olan James Blunt dışında geçen hafta sonu açıklanan ve 20 Haziran’da (Sonisphere’dan bir gün sonra) Amy Winehouse konseri de resmen açıklandı. Bunların dışında Blind Guardian, daha önce yazdığım gibi Maroon 5, Echo and the Bunnymen, Roxette, Tinderstick, The Charlatans ki şimdi Biletix’in sitesine baktım, asıl Interpol geliyor. Onun mutluluğu ile ne yazacağımı da unuttum. Bence en güzel haber bu. Maçka Küçükçiftlik bu sene baya dolu dolu geçecek. 1 Haziran Çarşamba günü gerçekleşecek konserin fırsat biletleri 45 TL. Bu fiyata Interpol. Daha ne isteyeyim.

Ve son olarak 10 Temmuz Pazar günü Judas Priest’in son turnesinin Türkiye ayağı var. Whitesnake ve Pentagram’ında sahneye çıkacağı konser Judas Priest’i son kez canlı görme şansımız olacak. Haliyle son kez hacı olmayanlara hacı olma fırsatı olacak. Böyle bir efsaneyi sadece iki kere izleyebilmek gerçekten üzücü. En azından benim için. Ama konserden umudum şu olacaktır ki Touch of Evil’i canlı olarak izlemek için son şans. Bir önceki İstanbul konserinde böyle bir şey olmamıştı. Baya hayal kırıklığı idi ama konser genel olarak süper ötesi idi.

Sanırsam Türkiye müzik piyasası için inanılmaz bir yıl. Aynı yıl içinde hem Iron Maiden hem Judas Priest izlemek hayal edilemeyecek bir şeydi. Üstüne Bon Jovi, Slipknot, Alice Cooper, Interpol ve diğerleri… Vay be…