Bir başka oasis albümü

Yeni ne albümler çıkmış diye bakınırken Yeni Zelandalı dream-pop grubu Yumi Zouma’nın oasis’in (What’s The Story) Morning Glory? albümü ile aynı adlı albümünü gördüm. Oha tesadüfe bak filan derken albümü dinlediğimde birebir aynı sadece dream-pop coverı olduğunu fark ettim. Baya baya cover albümmüş haberimiz yok. İşin garibi ise baya güzel yapmışlar.

Garip olan internette de bununla ilgili yeterince bilgi yok. Youtube’da veya sitelerinde de bir şey bulamadım pek. Biraz araştırınca Morning Glory ve Champagne Supernova’yı buldum.

Grup geçen sene Yoncalla isimli ilk albümlerini piyasaya sürdü. Albümü hızlıca şöyle atlaya atlaya dinleyebildim (şimdilik) gayet hoş, kafa dinlemelik zamanlar için fonda ideal. Sitelerinden soundcloud’a yüklenen şarkılarını dinleyebilirsiniz.

Müzik Öneri: Sophie Barker

Baktım artık yazacak mantıklı bir şey gelmiyor, ben de seni alıp bir yerlere götüren kişiler veya soyut kavramlar üzerine karalayım diyorum. Tabi ki her zaman bu dediğimi yapamayacağım sanırsam. İçindeki fırtınaları sadece içinde çözmek pek mantıklı ve mümkün görünmüyor. N’apalım kendimizi müziğe verebiliyoruz, onu da çalmak gibi ustaca olan bir versiyonu değil daha çok dinlemeli olana.

Yine farklı sesler, tatlar ararken kendimi Sophie Barker dinlerken buldum. Londralı bu ablamız aslında yeni bir keşif değil, sadece ben yeni keşfettim. İlk albümünü 2004 yılında çıkarmış. O günden bu güne de altı albümü var. Kendisinin en meşhur olduğu an Sia’nın da zamanında vokalliğini yaptığı ve onunla da sahne aldığı Zero 7’nin Destiny şarkısının sözlerinin yazılmasında payı olması ve beraber sahnemeleri. Üstüne bu grupla da Mercury ödüllerine aday gösterilmesi. Zaten daha sonra da Zero 7’nin When It Falls albümüne de katkıda bulunmuş.

Dream pop’un elektroniğe ucundan hafifçe dokunan sounduna yumuşak vokalle eşlik etmesi hoşunuza gidiyorsa Sophie Barker böyle fonda yumuşak yumuşak çalsın, sizi alıp götürsün. Ben Break The Habit albümü ile kendisi ile tanıştım. Dokuz parçadan oluşan albümün en beğendiğim şarkısı da albümle aynı ismi taşıyan Break The Habit. Size de tavsiye ederim.

Break The Habit
Start Me
I Do It To Myself
3 Things
Road 66
Gold Dust Woman
Don’t Give It Away
Breathe Me In
Let’s Start Again

Müzik Öneri: Fleurie

fleurieloveandwarfrontcoverphotocopyValla hep grup önerdiğim için başa ne yazayım bilemedim müzik diye geçiştirdim ama Fleurie pek geçiştirelecek gibi değil.

Gerçek adı Lauren Strahm olan ablamız (grupların maskesiz halllerini ortaya çıkarmış gibi mutluyum ismini yazınca) sahne adı gibi Fransız değil, Amerikalı ve dreamy ve cinamatic soundlarında pop müzik yapıyor. Gerçeği söylemek gerekirse bende son albümü Love and War albümüne kadar kendisinden bir haberdim ama bu albümü gerçekten çok hoş. Albümdeki şarkıları kendi yazıp bestelemiş Fleurie. Birden fazla enstrüman çalabilmesinin de faydalarını zaten şarkılara çok güzel yansıtıyor. Kendi sesine biraz orkestral, popvari ve elektornic ezgileri katınca da artistik bir şey ortaya çıkmış. Hepsinin yanından albümün prodüktörlüğünü de Kelly Clarkson ve Norah Jones’a da bu işi yapmış Matt Stanfield üstleniyor.

Daha çok teknik detay yerine biraz da albüm tınısı hakkında bir kaç şey yazmak da yarar var. Fleurie’nin sesi ve haliyle şarkıları da dinlendirici ve umut verici. Böyle sonlarına doğru hoş bir yumuşak yükselişi var parçaların. Özellikle albümle aynı ismi taşıyan Love and War ve Soldier bu modda. Hatta ablamız parayı marayı dert etmemiş ve şarkılarını Soundcloud’a yüklemiş: ahanda!

Önceki albümlerini dinlemeye daha cesaret edemedim, önce Love and War’un dibine vurup, tadını çıkarıp, sömürmek daha çekici geliyor bana.

Bu tarzı seviyorsanız zaten kesin dinleyin de hoşuma gider derseniz kesin dinleyin.