Peaky Blinders ve Dark dizi olarak güzel de ya müzikleri?

Kendi çapında müzik dinleyip, takip eden biri olarak filmlerin, dizilerin müzikleri benim için fazla önemli. O kadar dizi/film izleyip sadece müzikleri yüzünden belli bir seviyeye gelememiş yapımların içinden müzikleri ile birlikte alıp götüren yapımlar da mevcut.

Bunlardan bir tanesi malum bu sezon ortalığı kasıp kavuran Netflix yapımı Alman dizisi Dark var. Ufak bir Alman kasabasında geçen dizinin konusunda kaybolan çocuklar var. Devamı her türlü spoiler olur diye konusu hakkında yazmayı bırakıp muhteşem müziklerine yönleniyorum. Dizinin sinematografisi zaten uçuyor, o sahnelerle müziklerin de uyumu dizinin de izlenmesini daha keyifli hale getiriyor. Soap&Skin daha çok kendine yer bulmuş. Özellikle tema şarkısı olan Apparat ile birlikte yaptıkları Goodbye benim favorim. Tüm liste için sizi buradan alalım.

Müzikleri ile ortalığı yıkan diğer dizi de BBC Two yapımı olan Peaky Blinders… 1919’da İngiltere’nin sanayi şehirlerinden Birmingham’da Peaky Blinders isimi bir gangster ailesini merkezinde tutuyor. Dizi baya baya iyi. Cillian Murphy diziyi alıp götürüyor zaten. Ama bana soracak olursanız dizi kadar olay olan müzikleri. Baya özenliler ve dizinin o sezonki konusuna seçiyorlar. Zaten dizinin tema şarkısı Nick Cave & The Bad Seeds – Red Right Hand. Ağırlıklı olarak da Nick Cave & The Bad Seeds, PJ Harvey ve Arctic Monkeys. Bunların dışında Radiohead, Johnny Cash, Royal Blood, The Kills, Tom Waits, The White Stripes ve daha bir çoğu da kendine yer bulmuş. Dizinin bir albümü yok ama BCC Music tüm şarkılardan bir çalma listesi oluşturmuş. Buradan dinleyebilirsiniz.  Ayrıca Cillian Murphy BBC Radio 6’te Jarvis Cocker’ın programında kendi listesini de yorumlarıyla çaldı. BBC programı kaldırmış ama listesine buradan ulaşabilirsiniz. Baya zevkli herif!

ÇARESİZ GİBİ GÖZÜKEN MUTSUZLUĞUN KÖKÜNÜ KURUTMAK İÇİN DAMITILMIŞTIR.

 

Rock’n Coke 2013

90d89678181711e3b83422000a1f9e4c_7Yazıya başlarken iki günlük kampsız etkinliğe katıldığımı belirteyim. Hatta yazının başında etkinlikle ilgili yazayım. Bol sıra beklemeli (bizim için olmasa da) bir etkinlikti. Geçen senelerde kamplı kaldığım dönemde ben böyle sıralar görememiştim. Arctic Monekys’in gelişi ile mi alakalı yoksa Garanti Bankası’nın pos yavaşlığı mı yoksa çalışan yavaşlığı mı bilemeyeceğim. Karta para yüklemek ve ya almak için tam iki saat bekleyen arkadaşım vardı. Onu almakla yetinmiyorsunuz bir de içecek için sıraya giriyorsunuz. Cumartesi günü Kadıköy’den 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra zaten arabayla kuyruklarda süründükten sonra festivalde de sıra olunca insanın canına tak edebiliyor. İlk defa Rock’n Coke’de ciddi bir organizasyon fecaati görmüş oldum. Tuvaletler konusu pek değinelecek bir durum değil.

Organizasyonun müzik kısmına girmeden önce seyirci hakkında bir çift laf söylemekte yarar var. Bütün konserler bir yana Rock’n Coke seyircisi bir yana resmen. Her gittiğimde ayrı bir zevk alıyorum. Resmen eğlenmeye gelmiş bir kitle var. Her sahnede, her konserde çok güzel eğleniyorlar. Yani konseri bön bön izlemenize izin verilmiyor. Üstüne rahat dans etmek için çok arkalara bile gidenler vardı. Ses sistem kalitesi ve sayesinde de baya gerilerden bile konserler çok rahat izlenebiliyordu.

Line-up açıklandığında çoğu insan burun kıvırdı festivale. Sadece Arctic Monekys’e güvendiklerini söylediler. Evet büyük gruplardan Jamiroquai ve Prodigy’nin daha önce ülkemize gelmiş olması beni de düşündürmüştü de yaşadıktan sonra bu düşüncelerin saçma olduğunu anlamam zor olmadı.

Cumartesi günü trafiğinde izin verdiği şekilde Editors ile konser serüvenimize başladık. Sahnede çok iyiler. Gündüz saatlerinde sahnede olmaları gerçekten üzücü. Seyircinin de çok fazla Editors’e talep göstermemesi de cabası. Daha önce hiç izleyememiş olmam beni üzerdi, bu festivale kısmetmiş.

Editors’tan sonra Duman vardı. Dumansever biri olmadığım için etrafta takıldım, ta ki konser bitene kadar. Arctic Monkeys için önlere Hurts konserinde gittik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü bu iki grubun geçen aylardaki Glastonbury konserlerini izledikten sonra bayarız diyordum. Tam tersi çok enerji dolu bir grumuş ve sahnede seyirci ile etkileşimi fena değildi. Gözlerinde inanılmaz bir parlama oldu konserin son bölümlerinde mutluluktan. İlk defa geldiği bir ülkede bu ilgiyi gördüğü için mi yoksa genel olarak bu kadar seyirciden memnun kaldığı için mi bilemiyorum. Hurts tek olarak da ilerleyen senelerde gelecek gibi. Bunların hepsi bir yana da o kıyafetleri ne fecaatti. Hatamız varsa affolsun ama tam kro modunda kumaş pantalon üstüne fanile gibi bol bir t-shirt ve ceketi çıkarınca kolları kıvırmak… Bizim ülkemizde konserde olunca böyle itibar bırakıyor üstünde.

IMG_2057Hurts’ten sonra günün beklenen, hatta tüm biletleri tükettiren grup sahneye çıkıyor. Yine Glastonbury’de izleyip, ‘ya bunlar konser grubu değil pff’ diye tepki göstermiştim. Demek ki kayıt alınırken başka duygularda konser veriyorlar, çünkü konser muhteşemdi. Do I Wanna Know ile girerlerken herkesin filmin başına ve şarkının adına eşlik etmesi de süperdi. Gerçekten unutulmaz bir konser oldu. Yazının başında da dediğim gibi Rock’n Coke seyircisi gerçekten eğlenmesini biliyor. Bunlardan öte de Alex Turner’ın biraz özenti hareketleri ile itici geldi bana. Biraz Elvis, biraz başka tripler kendi olması gerektiğini unutmuş olduğunu gösteriyor biraz. Bir de iki şarkı arasında aynı cümleyi 3-4 kere söylemesi dalga geçer gibi komikti. Biz Arctic Monkeys, ilk defa İstanbul, Türkiye’deyiz. Eğer diyecek bir şey bulamıyorsan, deme! Yalnız tabi ki bu konserin önüe geçemedi. Hala videoları vs izleyince gaza geliyorum. Bir de konserin sonunde ‘next time’ duyunca heyecanlanmadık değil…

İlk günün sonunda, 2.5 saatte geldiğimiz mekandan bir saatte çıktık. Otopark’a giriş çıkışın sadece tek kapıdan olması gerçekten fecaatti. Eve varışımız da baya geç oldu haliyle. İkinci gün için tüm mesajlar alınmış ve erken gitmek için hazırlıkla yapıldı. Saat 14.00 gibi orada olduk ve Skindred için hazırdık. Utanarak kabul ediyorum; Skindred’i konserden önce dinlememiş, izlememiştim. Ama gerçekten süperdi. Ben çok uzun süredir bir grubun bu kadar seyirciyle etkileştiğini görmemiştim. Belki de hiç görmedim diyebilirim. Konser başlarken 100-150 kişi varken biterken alan baya kalabalıktı. Tabi gündüz saat 3’te o güneşin altında ne zıplama arzunuz ne de poganız geliyor. Zaten konser boyunca yapılan pogadan sahnenin önü tozdan zor görünüyordu. Grubun enerjisi muazzamdı ve o saatte onları çıkarmak büyük hataymış. Çok fazla kişi o grubu dinlemeli ve coşmalıydu. Solist Benji Webbe’nin itirafı çok iyiydi. Türkiye’ye çağrıldığında burun kıvırıp meh tepkisi koymuş. Bunu düşündüğü için özür dileyerek bana ne demek istersiniz dedi. Sonunda bol Fuck You’lu bir diyalog geçti ortada. Sonra da suçu Prodigy’e attı…

Primal Scream’i izledikten sonra biraz da Within Temptation kulaklarımızın pasını attı. Within Temptation’ın Summertimes Sadness’ı çalması da bizi biraz Lana Del Rey konserine hazırladı. Bu gruplardan sonra Teoman’ı dinlemeyi reddettim. Biraz dinledik zorunlu olarak ama pişman olduk. Gerçekten festivalin en kötü performansı idi. Teoman yüzünden Melis Danışmend’ yazık oldu.  Gerçekten çok çok az seyirci dinliyordu bu güzel sesi. Bizde dinlenmek amaçlı oturarak dinledik. Konser bitimi ile ana sahnede yerimizi aldık.

IMG_2140Festivalin büyük sahnesinin son iki grubundan ilki Jamiroquai sahneye çıktı. Jay Kay’e hayran kalmamak mümkün değil. Sahnede kaldığı sürece hiç durmadı, dans etti. Gerçekten çok iyi bir performans izledik. Benim yakındığım tek şey Virtual Insanity çalmaması idi. Jay Kay kadar muazzam olan da ışık ve lazer şovuydu. Gerçekten görüntü olarak süperdi.

Jamiroquai’dan sonra çıldırma anı geldi. Her ne kadar harcayacak enerjimiz kalmasa da olan bir gıdımı da durmadan zıplarak ve poga yaparak Prodigy’de harcadık. Etrafımızdaki insanlar sadece zıplamaları bizim de işimiz geldi ve kendi alanımızı kendimiz açtık. En son yıldızlara bakarak havada uçuyordum. Daha önce canlı izleyemediğim gruplardandı Prodigy ve daha önce nasıl izlemediğime hala şaşırıyorum. Hadi Jamiroquai’nin ilk konseri çok uzaktı, ikinci de pahalıydı da ya Prodigy?

Festival bittiğinde ve ben eve gece 4.30’da geldiğimde hala melodileri söyleyip içimde kopuyordum. Böyle bir festival oldu bizim için. İkinci gün gelmeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim. Sonunda fena üşütüp, hasta olduk ama rahatlıkla değdi diyebilirim. Bir de The Cribs, ve Netsky için çok güzel yorumlar geldi. Hiç uğrayamadığım sahnelerden biriydi Party çadırı. Hepsi aynı anda olunca yazık oluyor. Bir de bundan sonraki festivallerde çadır yerleşimini yeniden kontrol etmeleri lazım. Keşif sahnesinin sesi baya baya şarkı aralarında ana sahneye geliyordu. Sebebi ise sahnenin yönünden dolayı. Diğer tüm sahneler pararlelken Keşif sahnesi alana dikti. Hele ki Arctic Monkeys’te aralarda baya eğlenceli bir müzik geliyordu.

Genel olarak çok güzel bir festivaldi. Ama organizasyonu düzenleyenlerin sıralarda bolca zaman geçiren insanları dinlemeleri lazım. Bir içecek için bir saate yakın bekletmek cidden büyük problemdi. Etkinlik alanında sessiz disco da güzel bir olaydı. Müziğin olmadığı yerde kopmaları süper. Bir de festival gruplarının rahat %75’inin Ada’dan seçilmesi

Arctic Monkeys yeni albüm: AM

arctic-monkeys-am-album-artworkVatana millete hayırlı olsun. Rock’n Coke konserine sayılı günler kala, bu sabah itibariyle aylardır beklediğimiz Arctic Monkeys’in albümü çıktı. Hemen albümdeki parçaları yazayım:

1. Do I Wanna Know?
2. R U Mine?
3. One For The Road
4. Arabella
5. I Want It All
6. No. 1 Party Anthem
7. Mad Sounds
8. Fireside
9. Why d You Only Call Me When You re High?
10. Snap Out Of It
11. Knee Socks
12. I Wanna Be Yours

Daha önce R U Mine?, Do I Wanna Know ve Why d You Only Call Me When You re High? ep olarak piyasaya klipleriyle çıkmıştı. Bu singlelerle yeni albümün enfes olacağı belliydi de eplerdeki b-sides’lar bile muazzam çıktı. Önce Electricity ve sonrasında 2013 gerçekten çok iyiydi. AM’i bu kadar beğenmememin sebeplerinden biri belkide bu ses tonunu seviyor olmam. Hafif laubali hava ile de birleşince ortaya tam ep’lerden sonra beklediğim albüm çıkmış oluyor. O kadar ki daha üç-dört kere dinleyebilmiş olmama rağmen vasat diyebileceğim bir şarkı bile yok.

alex-turnerAlbüm sound olarak eskilere göre çok farklı. Grubun büyüyüp, olgunlaştığı çok belli oluyor. En bariz olarak Alex Turner’ın sesindeki değişiklik ve kullanım şeklinin değişmesi. Artık o da gücünün farkında ve bunu çok iyi kullanıyor. Yalnız İngilizlere normal ama bana göre garip gelen şu yüzlük seçimi. Çok acayip geliyor bana o yaşta, o tarzda birinde o yüzlüğü görmek.

Neyse albümü edinin, dinleyin. 2013 yılı müzik piyasası olarak inanılmaz albümler sunuyor bize. Onlardan biri de Arctic Monkeys – AM albümü.

Rock’n Coke kafaları…

arctic-monkeys-biletix-rockn-cokeBu yazı biraz sinir atma olacak gibi, daha başlamadan uyarayım.

Program artık Pazar 20.45 grubu dışında hemen hemen açıklandı sayılır. Ön satışlar başladığında piyasada açıklanan grup murup yoktu. Daha Arctic Monkeys ve Hurts açıklandığı an ön satıştaki biletler geri çekildi. Sonra festivalin bilet satışları iyi gitmiyor diye söylenmeler başlıyor. Daha grup açıklamadan ön satışa başlarsan sattıkların iyi bile derler adama. Cumartesi programı açıklandıktan sonra hala biletler yoktu piyasada. Bu arada günlük biletlerden bahsediyorum hani galyana gelmesin kimse.

Geçen günlerde ise Pazar günü programının çoğu açıklandı. Jamiroquai ve Prodigy’inin günün büyük grupları olduğunu öğrendik. Asıl muallak olansa Prodigy’in çıkış günü / saati idi. 8 Eylül 01:00 olarak gözüküyor festival programında. İlk akla gelen cumartesiyi pazara bağlayan gece mi? sorusu idi. Lakin öyle değil, Pazar gecesi çıkacaklar. Yani işi gücü olan kesimin orada Prodigy konserine kalması baya zor görünüyor. Sonra boş tribünlere oynadık tribine gitmemeleri gerekiyor. Sadece benim etrafımda bir sürü insan bu yüzden bu konseri izleyemeyecek.

Bu sene iptal edilen konserlerden sonra elde kalan festival Rock’n Coke oldu ve onda da bu tip hayal kırıklıkları var. Şu an benim planım sadece Cumartesi orada olup ağız tadıyla Arctic Monkeys’i izlemek olacak. Daha önce planladığım ama hiç canlıya geçiremediğim Editors konseri izleme olayı da gerçekleşecek bu sayede.

Her şeye rağmen bu seneki Rock’n Coke’nin pazarlama stratejisi baya kötü durumda. Gezi olaylarının da etkisi elbette var fakat bu mazeret olabilir mi?

Radyo Eksen son 20 yılın en iyi albümlerini seçiyor

Radyo EksenVe sonunda geç kalınmış ama doğru bir uygulama. İngiltere’de çok fazla yapılmış bir olay. BBC Muzik Ödülleri 25. senesinde bunu yapmış ve oasis – What’s The Story Morning Glory seçilmişti. Liam’ın ödülü seyircilere fırlatması ile sonlanmış bir seremoni olmuştu.

Beni bilen bilir. Ben ilk beşimi aşağıdaki gibi seçtim. Yalnız çok fazla unutmuş olabileceğim grup ve albüm var.
oasis – Definitely Maybe
oasis – What’s The Story Morning Glory
Korn – Korn
Arctic Monkeys – Humbug
The Verve – Urban Hymns

Misal olarak Kings of Leon – By the Night gerçeği, Coldplay, Red Hot Chili Peppers, Radiohead, Muse ve bir çoğunu elemek zorunda kalıyorsunuz.

Ben seçimi yaparken daha çok o döneme damga vurmuş ve müzik tarihinde bir şeyleri değiştiren albümleri seçmeye çalıştım. Evet, iki oasis albümü fazla. Duygusallık ağır bastı. Ben Definitely Maybe’yi seviyorum, ama gerçek olan What’s The Story Morning Glory’inin daha güzel olduğu ve İngiltere’de müzik adına çok şeyi etkilediği gerçeği. Son 15 yılda İngiltere’den çıkan bir çok iyi grubun hemen hemen hepsinin ilham kaynaklarından biridir oasis. Türkiye’de kitlesi ve bilinirliği çok fazla olmasa da orası için durum tam tersi. Akan sular filan duruyor.

Bunun dışında Korn’un (bana göre) kendi tarzını yaratmışlığı var. Benzerleri yok ve olacağını da sanmıyorum. Tür benzerleri var ama onların yeri her zaman ayrı olacak. Korn’un ilk albümü de bir devrim niteliğinde.

Yine döneminin en büyük gruplarından The Verve’yi es geçmek doğru olmaz. Omuz atarak, kameraya dik bakışlar atan Richard Ashcroft’u asla unutmayacağız. Grubun üçüncü albümü olan Urban Hymns da tam bir zirve noktasıydı.

Son olarak Arctic Monkeys’i seçtim. Monotonlaşan müzik piyasasına çok iyi girdiler ve gerçekten kaliteli müzik yapıyorlar.

Listede seçilmesi gereken Beastie Boys gerçeği de var ama ne bileyim. Elim gitmedi işte. Genelde seçerken biraz duygusal, birazda dönemi ne kadar etkilediklerine ve şimdiye nasıl izler bıraktıklarına baktım. Umarım mantıklı güzel sonuçlar çıkar.

En iyi 20 albümü seçmek için tıklayınız.