Archive – Restriction

2015’e bol yazı yazarak girmek istedim, fakat iş güç ne kadar etken varsa bunu yapamadım. İlk yazı da benim için sürpriz olan bir albüm olsun diye aklımdakileri de beklettim. Zaman oldukça yazarız artık…

Archive tamamen aklımdan çıkmış, albümü görünce başta inanamadım. Albümü dinleyince baya etkilendim diyebilirim. Genelde Archive’ın albümlerinin tamamını dinlerken arada baymışlığım olmuştur, fakat bunda hiç öyle bir şey olmadı. Özellikle Kid Corner çok iyi. Belki de albümün çıktığını öğrendiğimde YouTube’a atlamamla da alakalı olabilir. Klip çok akıcı geldi. Stüdyo klibi olmasına rağmen akıcılığı çok iyi. Güzel hanımefendi de saçını sarıya boyatmış, olamamış. Konsept içindir umarım…

Albüme giriş şarkısı “Feel It”in melodisi ve tarzı da ayrı bir güzel. Nakarata girilen yerdeki kısım özellikle dikkat çekici.

Restriction tam bir Archive şarkısı. Klasik bir kaç şarkısından biri. Albüm genel olarak benim için en iyi Archive albümlerinden biri. Ya özlemden dolayı bu kadar çok beğendim, ya da gerçekten güzel. Artık ona da siz dinlediğinizde karar verirsiniz…

Kanlı, canlı izledik: Archive

archive in istanbulİki sene çok hafta olduğum için gidemediğim konserdi Archive. Devamlı mp3lerini dinliyorduk, fakat kanlı canlı görmeyi de çok istiyordum. Cuma günü çalıştığım kurum için hazırladım sosyal aktivite haberine malzeme ararken görmüştüm. Direk aldık biletleri tabi ve cumartesi günü Küçükçiftlik Park’a koşa koşa gittik.

Konser dışında paylaşmak istediğim bir kaç konu mevcut. Onlardan ilki konserde herkesin eşit oluşu. Ben en son My Dying Bride’yi bu şekilde izlemiştim. O da takriben böyle 8 yıl önce filan oluyor sanırsam. Herkesin eşit olduğu konserleri özlemişim.

Bir diğeri de biletleri satan firmanın Biletix olmaması. Ankara konseri için Biletix satıyordu fakat İstanbul biletlerini sosyotix.com satıyordu. Sonunda iPhone passbook uygulamasına entegre bir Türk firması gördüm. Daha önce de entegrasyonlarla ilgili haberler almıştık ama ilk kez bu site sayesinde kullanabildik. Lakin benim gibi gittiği konserlerin biletlerini hatıra amaçlı saklayan kişiler için bu biraz sıkıntı da olabiliyor.

Konsere gelirsek; mart ayının sağı solu belli olmadığından mekana bir çadır kurmuşlar. Belki de kış konserleri konsepti hep buydu da ben yeni gördüm. Archive’nin sahnesi biraz boş oluyor. Nitekim bizim konserde aynıydı. Böyle liseler arası müzik yarışması modunda, sağı solu da boş bir sahne. Araya çıktıklarında bile yanda görünüyorlardı. Benim için en komiği ise bir kadın arkadaşımız sahnenin yanında bekliyordu. Esniyor filandı. Sonra bir baktım sahnede şarkı söylüyor. Holly Martinmiş kendisi, haberimiz yok. Komik bir durum oranın böyle açık oluşu filan.

Archive live in istanbulKonsere gelirsek, Türk seyirvisi Arap atı gibi geç açılıyor. Fuck U öncesi ve sonrası iki bölümdü. Fuck U’dan sonra seyirci de kendine geldi. Öncesinde bir tek biz ve yanımdaki ergen grup hareketliydi. Abi böyle konserlerde yerinde duranlarla izlemek istemiyorum. Oraya eğlenmeye gelmişiz, millet oduna bağlıyor.

Arkadaşların performansı gerçekten süper. Sahnedeki enerjileri tecrübe edilmeye değer. Şarkıları şişede durduğu gibi durmuyor. Mp3’ler ile konserdeki atmosterleri arasında baya fark var, çok daha güzel hissettiriyor şarkıdaki duyguları. Konser setlistini veremiyorum. Setlist.fm’de de Ankara girilmiş ama Ankara ile İstanbul farklı idi. Konsere Finding It So Hard ile girdiler. İlk dört şarkıda filan seyirci de pek gününde değilmiş izlenimini verdi. Fuck U, Bullets, You Make Me Feel ve şimdi hatırlayamadığım son parça ile esas kopuşlar yaşandı. Hatta utanmadan Fuck U’nın ilk iki dakikalık bölümünü çektim ve youtube’ye koydum.

Yanlız şunu farkettim ki iki gün üst üste olsa ikisine de gidermişim. Gerçekten şarkıların ve sanatçıların konser modları çok farklı oluyor. Yeni fark etme durumu yok ama izleyince insan daha çok iyi anlıyor. IAMX’de bunu fazlasıyla görmüştüm, Archive ile de geliştirmiş oldum. Her sene gelebilirler, biz kabul ederiz…

Oh be!

Son günlerde içimde bir can sıkıntısı böyle büyüdü büyüdü ve hiç bir şey yapmama isteği uyandırdı içimde. Yazacak şeylerim olmasına ki içiminde dolu olmasına rağmen bu durum yüzünden yazasım gelmiyordu ki imdadıma Kaan Sezyum yetişti. 2007 – 2008 yazılarından oluşan bir kitap çıkarmakla kalmamış, kitabın 2. baskısı bile çıkmış. Biz daha birini görmeden ikisini aldık. Kahvemi yudumlarken okumaya başladım ve keyfim yerine geldi. Günlerin sıkıntısını 5 dakkada almayı başardı. Başka kitap okuyor gibi gözüküyordum ama onu da iki kere filan okuduğumdan bence yeterli. Zaten ağır gelmişti bu koşuşturma maratonunda. Mini tatile çıkacağım şu gün ve önümüzdeki bir kaç günü daha eğlenceli hale getirecek, güzel olacak.

Salı ve çarşamba günleri iş gerekçesiyle Ankara’ya gitmek zorunda kaldım. İç kesimlerine giremedim ama gördüğüm kısımları beni iyice soğuttu başkentten. Zaten sevdiğim bir şehir değildi, artık ögh! Kalacağımız oteli alışveriş merkezinin yanına yapmışlar (ya da mantıken ki tam tersi bir durumdur) ama hiç bir yere bir tabela koymamışlar. Yani bilen biri götürmese sittin sene bulamazdım. İkinci günün sabahı da bir trafik vardı, aman tanrım. Neyseki biz o trafiğin tersine doğru yol aldık ama taksi şöförünün gözleri doldu tabi, o yolu geri dönmek zorunda olduğu için. Birde İstanbul’a dönüşte, İstanbul’a vardığımızda uçağın 30 dakika boyunca havada boş boş turlamak zorunda kalması kötüydü. Cumhurbaşkanı gelmişmiş filan filan. Havaalanından çıkınca taksi bile yoktu. Neymiş yollar kapatılmış. Bir adam geldi diye bu kadar insanın suçu ve günahı ne anlamıyorum. Sırf eziyet çektirmek maksat. Kırmızı ışıkta duran bir cumhurbaşından sonra çok uç noktalarda yaşıyor şimdiki. Neyse…

Geçen gün bir haber okudum. Google hakkında; atılan mailler 5 sn içerisinde geri alınabiliyormuş. Beceremedim nasıl olacağını ama bu servisi 30 sn’ye çıkarmayı düşünüyorlarmış. Olsada sağa sola yanlış mail atarsak mene müdahale edebilelim yaf. Google başarılı bir şekilde yola devam ediyor derken Chrome için çıkan eklentiler paralı olacakmış haberi bizi üzdü tabi. Hoş değil bu davranış. Ama Gmail’in bir özelliği ile yeniden yüzümü güldürdü kendisi. Nedir bu? Efendim, şimdi Türkçe kullanıyorsanız Gmail’i, maile bir dosya eklediğinizi yazıp, dosyayı eklemeyi unutur ve gönder tuşuna basarsanız, Gmail direk sizi uyarıyor. “Ekte” kelimesi kullandınız ama dosya eklemediniz, haberiniz olsun diye. Bunu görünce cidden şok geçirdim. Vay be elin adamı neler yapıyor biz hala rüyasında aldattığı için karısını ve çocuklarını öldüren adamlarla uğraşıyoruz.

Merakla beklediğim ürünümü satın alırken bir şey keşfettim. Apple Store’da iki kredi kartı ile alışverişi yapabiliyormuşsunuz. En son ödeme kısmısında iki kredi kartı ile ödeme diye bir kısım var. Adamlar düşünmüş valla. Başarılı baya. Ama ödemenin son dakikasında 202 dolar vergiyi tokat gibi suratıma yapıştırması hiç hoş değildi. Hiç beklemediğim anda, ürün almanın mutluluğu ile hayal dünyasından çıkardı beni. Ama artık işin sonuna gelmişiz geri dönecek değiliz ya. Ağzım burnum dağıldı mali açıdan ama genede gülebiliyorum. Birde elime geçse artık daha mutlu olacağım.

Bu arada bir konser haberi ile coştum adeta. Archive 28 Eylül’de Türkiye’deki ilk konserini verecek. Maçka’daki Küçükçiftlik Park’ta gerçekleşecek konserin bilet fiyatları 49.50 TL. Fiyatı çok iyi ama günü pek hoş değil. Haftaiçi konserleri pek eğlenceli geçer mi onuda görüceğiz bakalım. Mekan hakkında pek bilgim yok, umarım iyidir mekan. Biletler de malum Biletix tarafından satılıyor.

Son olarak da sevmediğim konu olan siyaset hakkında bir iki şey yazmak istiyorum. Malumunuz referanduma çok az kaldı. Siyasetçiler otomatiğe bağladı, her yerde bir görsel var. Gözlerim bozuldu sağda solda EVET ya da HAYIR görmekten. “Evet” mi? “Hayır” mı? sonuç ne olursa olsun halkın kendi iradesi ile, parti fanatikliği yapmadan, bir birey olarak tek tek maddeleri iyice kavrayıp, kendi iradesi ile bir sonuca varmasını umuyorum. Çünkü değişen bizim anayasamız. Evet ya da Hayır sonucunda kazanan veya kaybeden oradaki partiler değil halkın ta kendisi olacaktır. Hangisi size yakın geliyorsa ona göre cevabınızı verin. Sempatizanı olduğunuz partinin zorlaması olan cevabı değil…