Supersonic

maxresdefault

İlk izlediğim zaman yazsaydım belki daha coşkulu olabilirdim ama bir oasis manyağı olarak hala etkisindeyim Supersonic belgeselinin. Akademi ödüllü Amy’nin de yapımcılığını yapan James Gay-Rees yine aynı koltukta. Üzülüerek Senna ve Amy’yi izlemediğimi söyliyebilirim, bu yüzden de yapımdan ne beklemeliydim bilmiyordum lakin tam oasis’lik bir eser olmuş.

Jenerikte ilk Supersonic yazısı ile tüyler diken diken oluyor. Hatıraları anarak bitirdiğiniz bir belgesel Supersonic. Biterken daha yok mu diye soruyor insan, çünkü oasis’in 250 bin kişiye verdiği rekor Knebworth konseri ile bitiyor belgesel. 3. albüm Be Here Now’u bile göremiyoruz. Resmen yükseliş devri ile kapanıyor konu ki muhtemelen asıl bilinmeyenler orada diye. Biz hep Liam asi adam diye düşünürken, Noel’in kafasının iyi olması ve ABD turnesinde gece ortadan kaybolup, sabah alakasız bir şehirde adını hatırlamadığı bir kadının evinde uyanması, üstüne Talk Tonight’ı yazması, aynı turnede Noel bu acayipliği yaptıkları olaydan önceki konserde hepsinin meth çekmesi ve sahnede aynı anda farklı şarkılar çalmaları, Supersonic’in bir yemek molasında yazılması, Noel daha gruba katılmadan stüdyoda çaldıkları şarkının Be Here Now’daki All Around The World olması gibi detaylar acayip. İlk anlaşma tekliflerini alacakları konsere gitmek için tüm grup elemanlarının 25’er pound verip bir van kiralayıp Glasgow’a gidip ikinci grup (insanlar tanımadıkları için grup olarka bile görmemeleri) olarak sahneye çıkmaları, üstüne Alan McGee’nin orada olması ve o gece albüm anlaşması için teklif vermesi… Hepsinden öte benim için özel olan ve bence oasis bu dediğim tarzlı şarkılarından Bring It On Down’un ilk yazıp çaldıkları şarkı olması ve o gecede bununla tanınmaları daha da muhteşem:

You’re the outcast – you’re the underclass
But you don’t care – because you’re living fast

first-trailer-for-oasis-documentary-supersonic-big

Belgeselin temelinde asıl oasis’in İngiltere’deki müzik ortamını nasıl etkilediği ve değiştirdiği yatıyor. Bir indie grubunun şarkıları ile bırakın listeye girmesi, 32. girmesi bile olay olurken, albüm 1. sıradan listelere giriyor. Şu an dinlediğimiz belkide tüm gruplar için bir yol açtı oasis. Bunlara örneklerden biri Alex Turner and Matt Helders’ın bir araya geldikten sonra sahnedikleri ilk şarkı Morning Glory. Şu an Youtube ve bilumum imkanlarla şöhret olmak çok kolay olduğu için kafamızda çok idrak edemeyebiliyor ama dönemin imkanlarında inanılmaz bir başarı. Tarih değiştiren tipten. Hatta Supersonic’te de Noel olayı özetliyor diyebiliriz:

We were about to enter into a celebrity-driven culture and I’ve always thought that it was the last, great gathering of the people before the birth of the Internet. It’s no coincidence that things like that don’t happen any more. Twenty years ago, the biggest musical phenomenon was a band that came from a council estate. I just think in the times in which we live, it would be unrepeatable. We should be worried about that because where’s it going to be 20 years from now?

Aslında durumu özetleyen tablo bu sene gerçekleşti. Oasis’in 1997 yılında çıkardı Be Here Now albümünü İngiltere’de ilk haftasında en çok satış yapan albümdü. Adele bu sene onu kırdı denirken, aslında oasis’in sadece ilk dört günlük rekorunu kırmış. Hafta bazında hala en rekor oasis’e ait olması ve bunun 20 yıldır kırılamamış olması da yukarıda yazan kısmı açıklıyor.

İzlerken, dinlerken, fotoğraflara bakarken, yazıları okurken hep bunların kıyafetleri tarzları ne allaşkına bu ne komedi diye düşünürdüm. Her şeye konserlerdeki ortam, eğlence, iletişim acayip gözüküyordu. Haliyle oradaki atmosteri de anlayabilmek için gitmek gerekiyordu. MTV sağolsun 2008 yılında gerçekleşen ve son turnelerinin Londra ayağına götürdüğünde olaya şahitlik yapabilmiştim. Dig Out Your Soul’dan önceki vasat albümlere ve şarkılara rağmen ortam, seyirci ve iletişim muazzam. Supersonic’in sonunda bunu Noel çok güzel açıklıyor. Ben de yazıya dolu gözlerle sonlandırdığım ve indie, brit rock türlerini seven herkese önereceğim Supersonic’in sonu ile sonlandırıyorum.

All that’s happened is that it’s caught fire and all these people have got on board. But people will never, ever, ever forget the way that you made them feel. There’s a chemistry between the band and the audience. There’s something magnetic drawing the two to each other. The love, and the vibe, and the passion and the rage and the joy that come in from the crowd. If anything, that’s what Oasis was.

Rock’n Coke 2013

90d89678181711e3b83422000a1f9e4c_7Yazıya başlarken iki günlük kampsız etkinliğe katıldığımı belirteyim. Hatta yazının başında etkinlikle ilgili yazayım. Bol sıra beklemeli (bizim için olmasa da) bir etkinlikti. Geçen senelerde kamplı kaldığım dönemde ben böyle sıralar görememiştim. Arctic Monekys’in gelişi ile mi alakalı yoksa Garanti Bankası’nın pos yavaşlığı mı yoksa çalışan yavaşlığı mı bilemeyeceğim. Karta para yüklemek ve ya almak için tam iki saat bekleyen arkadaşım vardı. Onu almakla yetinmiyorsunuz bir de içecek için sıraya giriyorsunuz. Cumartesi günü Kadıköy’den 2.5 saatlik bir yolculuktan sonra zaten arabayla kuyruklarda süründükten sonra festivalde de sıra olunca insanın canına tak edebiliyor. İlk defa Rock’n Coke’de ciddi bir organizasyon fecaati görmüş oldum. Tuvaletler konusu pek değinelecek bir durum değil.

Organizasyonun müzik kısmına girmeden önce seyirci hakkında bir çift laf söylemekte yarar var. Bütün konserler bir yana Rock’n Coke seyircisi bir yana resmen. Her gittiğimde ayrı bir zevk alıyorum. Resmen eğlenmeye gelmiş bir kitle var. Her sahnede, her konserde çok güzel eğleniyorlar. Yani konseri bön bön izlemenize izin verilmiyor. Üstüne rahat dans etmek için çok arkalara bile gidenler vardı. Ses sistem kalitesi ve sayesinde de baya gerilerden bile konserler çok rahat izlenebiliyordu.

Line-up açıklandığında çoğu insan burun kıvırdı festivale. Sadece Arctic Monekys’e güvendiklerini söylediler. Evet büyük gruplardan Jamiroquai ve Prodigy’nin daha önce ülkemize gelmiş olması beni de düşündürmüştü de yaşadıktan sonra bu düşüncelerin saçma olduğunu anlamam zor olmadı.

Cumartesi günü trafiğinde izin verdiği şekilde Editors ile konser serüvenimize başladık. Sahnede çok iyiler. Gündüz saatlerinde sahnede olmaları gerçekten üzücü. Seyircinin de çok fazla Editors’e talep göstermemesi de cabası. Daha önce hiç izleyememiş olmam beni üzerdi, bu festivale kısmetmiş.

Editors’tan sonra Duman vardı. Dumansever biri olmadığım için etrafta takıldım, ta ki konser bitene kadar. Arctic Monkeys için önlere Hurts konserinde gittik. İyi ki de öyle yapmışız çünkü bu iki grubun geçen aylardaki Glastonbury konserlerini izledikten sonra bayarız diyordum. Tam tersi çok enerji dolu bir grumuş ve sahnede seyirci ile etkileşimi fena değildi. Gözlerinde inanılmaz bir parlama oldu konserin son bölümlerinde mutluluktan. İlk defa geldiği bir ülkede bu ilgiyi gördüğü için mi yoksa genel olarak bu kadar seyirciden memnun kaldığı için mi bilemiyorum. Hurts tek olarak da ilerleyen senelerde gelecek gibi. Bunların hepsi bir yana da o kıyafetleri ne fecaatti. Hatamız varsa affolsun ama tam kro modunda kumaş pantalon üstüne fanile gibi bol bir t-shirt ve ceketi çıkarınca kolları kıvırmak… Bizim ülkemizde konserde olunca böyle itibar bırakıyor üstünde.

IMG_2057Hurts’ten sonra günün beklenen, hatta tüm biletleri tükettiren grup sahneye çıkıyor. Yine Glastonbury’de izleyip, ‘ya bunlar konser grubu değil pff’ diye tepki göstermiştim. Demek ki kayıt alınırken başka duygularda konser veriyorlar, çünkü konser muhteşemdi. Do I Wanna Know ile girerlerken herkesin filmin başına ve şarkının adına eşlik etmesi de süperdi. Gerçekten unutulmaz bir konser oldu. Yazının başında da dediğim gibi Rock’n Coke seyircisi gerçekten eğlenmesini biliyor. Bunlardan öte de Alex Turner’ın biraz özenti hareketleri ile itici geldi bana. Biraz Elvis, biraz başka tripler kendi olması gerektiğini unutmuş olduğunu gösteriyor biraz. Bir de iki şarkı arasında aynı cümleyi 3-4 kere söylemesi dalga geçer gibi komikti. Biz Arctic Monkeys, ilk defa İstanbul, Türkiye’deyiz. Eğer diyecek bir şey bulamıyorsan, deme! Yalnız tabi ki bu konserin önüe geçemedi. Hala videoları vs izleyince gaza geliyorum. Bir de konserin sonunde ‘next time’ duyunca heyecanlanmadık değil…

İlk günün sonunda, 2.5 saatte geldiğimiz mekandan bir saatte çıktık. Otopark’a giriş çıkışın sadece tek kapıdan olması gerçekten fecaatti. Eve varışımız da baya geç oldu haliyle. İkinci gün için tüm mesajlar alınmış ve erken gitmek için hazırlıkla yapıldı. Saat 14.00 gibi orada olduk ve Skindred için hazırdık. Utanarak kabul ediyorum; Skindred’i konserden önce dinlememiş, izlememiştim. Ama gerçekten süperdi. Ben çok uzun süredir bir grubun bu kadar seyirciyle etkileştiğini görmemiştim. Belki de hiç görmedim diyebilirim. Konser başlarken 100-150 kişi varken biterken alan baya kalabalıktı. Tabi gündüz saat 3’te o güneşin altında ne zıplama arzunuz ne de poganız geliyor. Zaten konser boyunca yapılan pogadan sahnenin önü tozdan zor görünüyordu. Grubun enerjisi muazzamdı ve o saatte onları çıkarmak büyük hataymış. Çok fazla kişi o grubu dinlemeli ve coşmalıydu. Solist Benji Webbe’nin itirafı çok iyiydi. Türkiye’ye çağrıldığında burun kıvırıp meh tepkisi koymuş. Bunu düşündüğü için özür dileyerek bana ne demek istersiniz dedi. Sonunda bol Fuck You’lu bir diyalog geçti ortada. Sonra da suçu Prodigy’e attı…

Primal Scream’i izledikten sonra biraz da Within Temptation kulaklarımızın pasını attı. Within Temptation’ın Summertimes Sadness’ı çalması da bizi biraz Lana Del Rey konserine hazırladı. Bu gruplardan sonra Teoman’ı dinlemeyi reddettim. Biraz dinledik zorunlu olarak ama pişman olduk. Gerçekten festivalin en kötü performansı idi. Teoman yüzünden Melis Danışmend’ yazık oldu.  Gerçekten çok çok az seyirci dinliyordu bu güzel sesi. Bizde dinlenmek amaçlı oturarak dinledik. Konser bitimi ile ana sahnede yerimizi aldık.

IMG_2140Festivalin büyük sahnesinin son iki grubundan ilki Jamiroquai sahneye çıktı. Jay Kay’e hayran kalmamak mümkün değil. Sahnede kaldığı sürece hiç durmadı, dans etti. Gerçekten çok iyi bir performans izledik. Benim yakındığım tek şey Virtual Insanity çalmaması idi. Jay Kay kadar muazzam olan da ışık ve lazer şovuydu. Gerçekten görüntü olarak süperdi.

Jamiroquai’dan sonra çıldırma anı geldi. Her ne kadar harcayacak enerjimiz kalmasa da olan bir gıdımı da durmadan zıplarak ve poga yaparak Prodigy’de harcadık. Etrafımızdaki insanlar sadece zıplamaları bizim de işimiz geldi ve kendi alanımızı kendimiz açtık. En son yıldızlara bakarak havada uçuyordum. Daha önce canlı izleyemediğim gruplardandı Prodigy ve daha önce nasıl izlemediğime hala şaşırıyorum. Hadi Jamiroquai’nin ilk konseri çok uzaktı, ikinci de pahalıydı da ya Prodigy?

Festival bittiğinde ve ben eve gece 4.30’da geldiğimde hala melodileri söyleyip içimde kopuyordum. Böyle bir festival oldu bizim için. İkinci gün gelmeyenler çok şey kaçırdı diyebilirim. Sonunda fena üşütüp, hasta olduk ama rahatlıkla değdi diyebilirim. Bir de The Cribs, ve Netsky için çok güzel yorumlar geldi. Hiç uğrayamadığım sahnelerden biriydi Party çadırı. Hepsi aynı anda olunca yazık oluyor. Bir de bundan sonraki festivallerde çadır yerleşimini yeniden kontrol etmeleri lazım. Keşif sahnesinin sesi baya baya şarkı aralarında ana sahneye geliyordu. Sebebi ise sahnenin yönünden dolayı. Diğer tüm sahneler pararlelken Keşif sahnesi alana dikti. Hele ki Arctic Monkeys’te aralarda baya eğlenceli bir müzik geliyordu.

Genel olarak çok güzel bir festivaldi. Ama organizasyonu düzenleyenlerin sıralarda bolca zaman geçiren insanları dinlemeleri lazım. Bir içecek için bir saate yakın bekletmek cidden büyük problemdi. Etkinlik alanında sessiz disco da güzel bir olaydı. Müziğin olmadığı yerde kopmaları süper. Bir de festival gruplarının rahat %75’inin Ada’dan seçilmesi

Arctic Monkeys yeni albüm: AM

arctic-monkeys-am-album-artworkVatana millete hayırlı olsun. Rock’n Coke konserine sayılı günler kala, bu sabah itibariyle aylardır beklediğimiz Arctic Monkeys’in albümü çıktı. Hemen albümdeki parçaları yazayım:

1. Do I Wanna Know?
2. R U Mine?
3. One For The Road
4. Arabella
5. I Want It All
6. No. 1 Party Anthem
7. Mad Sounds
8. Fireside
9. Why d You Only Call Me When You re High?
10. Snap Out Of It
11. Knee Socks
12. I Wanna Be Yours

Daha önce R U Mine?, Do I Wanna Know ve Why d You Only Call Me When You re High? ep olarak piyasaya klipleriyle çıkmıştı. Bu singlelerle yeni albümün enfes olacağı belliydi de eplerdeki b-sides’lar bile muazzam çıktı. Önce Electricity ve sonrasında 2013 gerçekten çok iyiydi. AM’i bu kadar beğenmememin sebeplerinden biri belkide bu ses tonunu seviyor olmam. Hafif laubali hava ile de birleşince ortaya tam ep’lerden sonra beklediğim albüm çıkmış oluyor. O kadar ki daha üç-dört kere dinleyebilmiş olmama rağmen vasat diyebileceğim bir şarkı bile yok.

alex-turnerAlbüm sound olarak eskilere göre çok farklı. Grubun büyüyüp, olgunlaştığı çok belli oluyor. En bariz olarak Alex Turner’ın sesindeki değişiklik ve kullanım şeklinin değişmesi. Artık o da gücünün farkında ve bunu çok iyi kullanıyor. Yalnız İngilizlere normal ama bana göre garip gelen şu yüzlük seçimi. Çok acayip geliyor bana o yaşta, o tarzda birinde o yüzlüğü görmek.

Neyse albümü edinin, dinleyin. 2013 yılı müzik piyasası olarak inanılmaz albümler sunuyor bize. Onlardan biri de Arctic Monkeys – AM albümü.