Yeni dizi: Agents of S.H.I.E.L.D

Agents-of-ShieldABC ve Marvel ortaklığı ile yeni bir dizi geliyor. Agents of S.H.I.E.L.D, Marvel’in ilk dizi denemesi olacak. Çizgi romanları okumayan ve Marvel filmlerini izlemiş olanlar için S.H.I.E.L.D hep bir sırdı. Ajanlar var, özel yeteneklileri takip ediyor ve baya güçlüler. Güç derken hem para, hem politik.

Sızan görüntülerden sonra dizi trailerı da yayınlandı. Marvel bunu biraz açmak istemiş olacak ki baya sağlam bir kamera arkası kadrosuyla yapmaya karar vermiş. Dizinin baş yapımcısı The Avengers, Buffy the Vampire Slayer ve Firefly’ın yönetmeni Joss Whedon, Jed Whedon ve Maurissa Tancharoen. Angel ve Alias’tan Jeffrey Bell ve Smallville, Lost ve Heroes’tan da Jeph Loeb de yapımcı ekibinde. Bu kadro ne yapsa izlenir gibi geliyor. Hoş o kadrosu ile Revolution’ın da nasıl bir dizi olduğu ortada…

Dizinin esas oyuncusu Thor ve Avengers’tan tanıdığımız Ajan Phil Coulson (Clark Gregg). Thor da biraz gıcık olsak da The Avengers’da baya sevdik kendisini. Dizi, zaman olarak The Avengers’tan sonra geçiyor. Hatta Coulson’un hala yaşaması gibi bir mucizeyi de görüyoruz. S.H.I.E.L.D tabi bu, ne yapacakları belli olmuyor.

Phil_CoulsonDizinin konusu ise Coulson’un yanına bir kaç yeni ajan alıp sıradışı güçleri olanlardan insanları korumak üzerine kurulu. Thor’un bir kısmında gördüğümüzü dizinin genelinde yapıyorlar.

Marvel batmak üzereyken Örümcek Adamla bu noktalara geldikten sonra kendi film stüdyosunu kurup daha özgün filmler çekmeye başlamıştı. Dizi sektörüne girmesi doğru bir yatarım. Yalnız filmlerde kullanılan efektleri dizilere yansıtma uzun vadede pahalıya patlar. Altından kalkabilirler ise yeni dizilerinde habercisi olur, güzel de olur…

The Walking Dead ve İnsan Psikolojisi

Bu hafta sezon finali yapan ve devamlı EyBiCis Ti Volking Deeeed diye mevzuya giren diziyi hepimiz eleştiriyoruz. 2. sezonu ile tam bir hayal kırıklığı yaşatan dizi bu sefer daha çok insanların psikolojilerine yoğunlaşmış durumda. Ama bunu baya kötü bir geçişle yaptıkları için baya bir insan izlemekten caydı ya da öylesine izlemeye bağladılar. Dizi de o kadar saçma anlamsız hareketler ve tutarsızlıklar var ki yeter artık dedirtti. Ya da bu tip bir duruma düşersek(!) ne yapacağımızı anladık.

Bizi şaşırtan olaylardan biri T-Dog’un hala hayatta olması. Bu tip ortamlarda zenci birinin iki sezon boyunca hayatta kalması pek olası olamadı. Irkçılık yaptığımı sanmayın sakın ama Hollywood  bunu aşıladı filmleriyle bize. İkinci olarak Carl denen çocuk nasıl bir şeydir ya. Vurulunca üzülmüştük filan ama bir insan nasıl bu kadar.. neyse.. Ve esas diziden bir şekilde karakter olarak giderse herkesin rahatlayacağı kişiye gelelim: Lori. Kadın kocası öldü diye bir süre sonra adamın en iyi arkadaşı ile yattı, ondan hamile kaldı. Kocasını en iyi arkadaşına karşı doldurdu, en iyi arkadaşına hep bir yandan umut verdi ve sonunda birbirlerine soktu. En sonunda da hayatta kalmak için onu öldürünce de triplere girdi. Ee yuh be kadın ya! Rick’in gruba bu durumu anlattığında grubun tepkisi de ayrı komik. Bu komiklik diziden değil insanoğlundan kaynaklanıyor. Vurulanı tanıyorsak hep mazlumdur, vuran haklı da olsa can aldığı için suçludur. Çünkü vurulan o ortamda bir daha olmayacak. Aslında benim yorumum orada Shane öldürmekten değil ölmek istedi. Çünkü karakteri gereği vurmak istese vururdu. Evet bir pişmanlık ve vicdan azabı içinde Rick’e karşı ve belkide artık bunun altında ezilmekten kurtulmak istedi. Çünkü herkese karşı hede hede konuşurken Rick’e karşı sindi. Hoş bu benim düşüncem. Şu da var ki grup liderliğine üstlenmek gibi bir yükün altına girme olayı da var. Cidden böyle bir grupta bunu yapabilmek ve herkesi mutlu etmeye çalışmak ayrı bir çile. İzlerken bana hissettirdikleri şeylerden biri de sanki hiç ortam yok aralarında. Yani Lost’ta en sıkıcı sahneler müziğin öne çıkıp gülüşmelerin, muhabbetlerin ve ortamın sıcaklığını öne çıkaran sahnelerdi. Ama nasıl bir hava hakim onu anlayabiliyorduk az çok. Burada hep bir kaos var. İnsan dayanamaz ki buna. Bu kadar uç bir noktada olamaz insanlar.

Bunun dışında kadınların içten içe erkekleri nasıl yönlendirdiğini veya çalıştığını güzel gösteriyor. Hele ki sezon finalinde Carol’un Darly’i etkileme çalışması ve nasıl geri teptiğini gördük. Darly şu anda en kral modda ilerliyor. Zombi taklidi filan cidden süperdi. Bölümün sonunda ninja tipli ablamız baya reyting alacak gibi. Bunların dışında bölümün sonunda gördüğümüz binanın hapishane olduğunu herhalde anlamıştır herkes ama bir evde bir sezon geçirten senarist orada rahat iki sezon geçirtir diye de bir endişemiz var.

Tek dileğim dizi nasıl ilerlerse ilerlesin tutarlı olsun, dizi çektik demek için olmasın. Son üç bölüme kadar bu şekilde ilerletip herkesi soğuttular kendilerinden çünkü. Son olarak zor durumda Hershel’in ki gibi şarşörü bitmeyen silahınız olsun…

The Walking Dead

twdBu sezon başlamasını dört gözle beklediğimiz dizilerden biriydi. Ama nasıl bir hayal kırıklığı ile sezona giriş yaptı anlatılmaz, yaşanır. Dizi kadrosunda olaylar olmuş. Yapımcı senaristleri mi ne kovmuş, kendi yazmaya mı ne başlamış. Böyle durumlar olduğu açık net gibi, çünkü geçen sezon bizi heyecanlandıran insanlar bunlar olamaz. İlk 4 bölümü cidden ilerlemeyen, baya bayık ve hiç süpriz olmayan bölümlerdi. Neyse ki Darly’i konu edip, biraz da senaryoyu hareketlendirip toparlamaya başladı. Ama çok umutlu olmak istemiyorum nedense. Çünkü bayabilecek kapasitede bir yazarı varsa işimiz var. Tepki gösterince drama sevmiyorsanız izlemeyin tepkilerine gülüp geçmek lazım. Drama da adam gibi olsa bari.

Bu arada fark ettim ki google translate kendini baya toparlamış. Cümleler de gene saçmalasa da arayüz değişikliği güzel olmuş. Çeviriyi yaptırdıktan sonra kelimelerin üzerine geldiğini zaman çevirdiği dildeki kelime eşlemesini yapıyor. Örneğin “Ankara’ya arabayla gidiyorum” yazdığım da çevirisinde “by car” kelimesinin üzerine gelince direk arabayı da sarı kutucuğa alıyor. Neyin neye karşılık geldiğini gösteriyor. Hatta çevirdiği kelimeleri tıkladığınızda alternatiflerini gösteriyor. Çeviri hala başarılı olmasa da bu tip özellikler ile insan umutlanıyor.