iOS 12 sonrası iTunes-iPhone ilişkisinin sekteye uğraması

christian-allard-710899-unsplash

Böyle bir durum var haberiniz olsun. Eski iPhone modellerinde işletim sistemini iOS 12’ye geçirmeniz durumunda iTunes gıcıklık yapabiliyor ve telefonunuzu görmüyor. Sonra benim gibi panik olmayın diye çözümden kısaca bahsedeyim.

Ben iOS 12’nin çıkacağa güne kadar iOS 9 kullanan bir kullanıcı idim. iPhone 5SE telefonum olduğu için ve yeni işletim sistemleri de telefonu yavaşlatabileceği için geriden geldim. 12 çıkmadan bir gün önce doğrudan 11’e, 12 çıkınca da yorumlarda gördüğüm bu güncelleme asıl eski telefonlar için yapılmış resmen yorumlardan sonra hemen 12’ye güncelledim. Ama gel gör ki iTunes telefonu görmedi. Böyle bir durumla karşılaşırsanız panik yapmayın. iTunes’u yeniden kurun ve telefonunuzu bilgisayara takın. İşte kritik nokta burası: iTunes bir uyarı mesajı çıkarıyor ve kendisinin telefonu tanıması için ufak bir şey yüklemesi gerektiğinden bahsediyor. Ona he ya yap gitsin demeniz lazım ki mutlu sona ulaşın. Buraya yazdım çünkü ben Türkçe kaynak bulamadım. Siz de bulamazsanız zorlanmayın.

Dünya Canlı Yayını: Eyes on Earth

ISS’in son projesi 30 Nisan 2014 itibariyle canlıya geçti. The High Definition Earth Viewing (HDEV) deneyimi, ISS’e yerleştirilmiş dört adet HD kameradan dünya’yı izleme şansı veriyor. Kameralar devamlı dünyayı çekip yayınlıyor. Yayın esnasında kameralar arası otomatik geçiş oluyor. Arada yayında sorunlar olsa da muazzam görüntüleri izleme şansımız oluyor.

Yayın esnasında karşılaşılan siyah ekran, gece yayını/dünyanın karanlık tarafına denk gelmesinden dolayı. Gri ekran ise yayın sorunu olduğu anlamına geliyor.

Proje hakkında detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Live streaming video by Ustream

İlk bakışta iOS 7

ios7

Dün, bütün gün iOS7’yi bekledik ve akşamında da Türkiye sınırlarından indirilebilir oldu. Bu kadar büyük değişiklikler haliyle büyük ilgiye neden oldu. Sunucuların yoğunluğu kaldıramaması yüzünden de pek sağlıklı bir güncelleme olamadı. Saat 19.30 gibi güncellemeye çalıştım lakin kopmalar veya 3-5 saat kaldı demeleri yüzünden akşam yatarken bile devam ediyordu. Pes ettim ve sabah resmen yeni bir telefona sahip oldum.

Videoda gördüklerimiz ile kullanmaya başladığımız arasında haliyle farklar var. İlk izlenim olarak rahatlıkla beğendiğimi söyleyebilirim. Daha önce de dediğim gibi 3b görüntüden 2b’ye sadeleştirilmiş bir geçiş mantıklı olmuş. Ayrıca MacBook, iMac ve iPhone gibi ürünlere yakışacak arayüz kesinlikle bu şekilde olmalıydı en başından beri. Bunu tamamen arayüz için diyorum: iOS 7’nin tek sorunu siyah iPhoneler için pek uygun olmaması. Yani yeni çıkan 5c renki ve beyaz modelleri ile çok daha güzel görünür. Siyah olanlarda aynı hava oluşmuyor.

İkonlardan başlarsak, genel olarak eskilere göre daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Alttan çıkan yeni ayar penceresi de çok iyi olmuş. Fener, hesap makinesi ve saat için yapılan kısa yollar zekice. Safari’deki sayfalama mantığı da gayet güzel olmuş. Uygulama kapattığımız kısımda da uygulama kapatma mantığı değişmiş. Artık “x” ile değil direk yukarı iterek sonlandırıyoruz.

Bunların dışında eskiden bir klasöre 16 uygulama sığıyordu. Şimdi sınırsız olmuş ama dokuzar dokuzar grupluyor ve klasör içinde sayfalama yapıyor. Yapmayaydı iyiydi.

Arama ekranın yeri tamamen değişti. Eskiden ilk menü ekranının solundayken şimdi her sayfanın üstünde kendine yer bulmuş. Sağa sola iter gibi aşağı çekerseniz sayfayı direk arama kısmısı beliriyor ekranda.

En güzel ama önemsiz değişikliklerden biri de sonunda adam gibi melodi eklemeleri olmuş. Saçma sapan tiz, gıcık sesler dışında artık çok daha yumuşak ve melodik, hoş sesler eklenmiş. Neredeyse boş yok diyebileceğim kadar iyiler. Aynı şeyi yeni arka fon görselleri içinde söyleyebiliriz.

Bir diğer şimdiye kadar nasıl yapılmaz değişikliği ise medya dosyalarının ayrıştırılamsı. Artık videoların ayrıca görüntülenebildiği bir klasör var fotoğraflar klasöründe. Bu kadar basit şeylerin bu kadar geç yapılması biraz üzücü. Kamerada da sanırsam polaroid mantığı için eklenmiş kare çekim modu var yeni olarak. Ya da düşünmek dahi istemediğim Instagram’a rakip olma mantığı ile yapılmış bir şey. Çünkü telefondan da foto filtreleri ekleyebiliyoruz.

Şu ana kadar bir çok uygulama iOS 7 uyumluluk güncellemesi çıkardı. Bunlardan sadece WordPress yeni arayüze kendini ikon değiştirerek adapte etmiş.

Genel olarak “olmuş” dediğimiz bir güncelleme ve değişiklik diyebilirim. Bana sorarsanız sarj sorununu da bir miktar çözmüşler. Yani şu ana kadar telefonu şarj etmem gerekirken hala %40 civarında olması memnun edici bir durum diyebilirim.

Ekleme (20 Eylül 2013): Dün bir kaç yeni olayla daha karşılaştım. İkisinin de acilen düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Birincisi mesajlaşırken ki frame atlama olayı. Gönderdiğim mesaj resmen takıla takıla beliriyor. Bir de yeni iTunes olmadan telefona bağlanamıyorsunuz bilgisayarınızdan. iTunes’u güncelledikten sonra da manuel olarak şarkı atılamıyor içine…

Bunların dışında 4s’lere de panoramik fotoğraf çekme özelliği gelmiş. Airdrop ise sadece 5, 5s ve 5c’de mevcut.

7. nesil iPod Nano incelemesi

Zamanında eşime hediye aldığım 6. nesil iPod Nano’nun bir şekilde ortadan kaybolması üzerine, bir şekilde yenisini aldık. Yeni nesil çıktığı için haliyle mecburen 7. nesili almak zorunda kaldık.

ipodnano6

Aleti ilk gördüğümde baya şaşırdım. Çünkü iPod Nano her modelinde ufalan bir üründü. 6. nesil gerçekten en ideal küçüklüğe ulaşmıştı. 3.5-4 cm kadar bir yüksekliği, 3.5 cm kadar bir genişliğe ve 6.5-7 mm kadar bir derinliğe sahipti. Ekranda dört ikon görünebiliyordu. Arkasında kıskaç vardı ki bir yerlere takabilesiniz diye. Ayrıca üstünde bir tuş kilidi (klasik tabir ile) mevcuttu ve dokunmatik olması dışında da ses için fiziksel bir tuş vardı. O da tuş değil slaydırdı aslında. Fiyatını şu an net hatırlamıyorum ama klasik Apple stratejisini düşünürsek yeni çıkan modelle aynıdır. 130-150 dolar civarı bir şey.

ipodnano77. nesil elime geçtiğinde baya şaşırdım. İnternette gördüğünüz ile aynı olmuyor. Cihaz resmen iki katı uzamış. Daha incelmiş ve hafiflemiş lakin uzamış. Ekran kalitesini baya geliştirdikleri için izlenen videolar bir anlam kazansın diye bu yapılmış. Ama ne yaparlarsa yapsınlar o ufacık ekranda videolar ne kadar rahat izlenir burası meçhul. Dokumatik özelliği dışında sol kenarında ses ayarlama ve oynat/durdur tuşu var. Aslında tek tuş da yukarısı, aşağısı ve ortası işlevselliği sağlıyor. Bunun dışında klasik apple cihazlarındaki alt orta tuşu mevcut. Bir de sol tepesinde kitleme tuşu var. Şimdi buraya dikkat. Bu kitleme tuşuna basıp ekranı karartıyorsunuz ama alttaki yuvarlak tuşa basıp ekrana geri dönebiliyorsunuz. Burasını ben de tam anlamadım. Ayrıca şarkıyı durdurup, kitleme tuşuna bastığınızda tam anlamıyla durmuyor. Yani şarj yemeye devam ediyor ve bir gün sonra pili tamamen bitebiliyor. İlla basılı tutup tam kapatmanız gerekiyor. Bu kısım pek hoşuma gitmedi diyebilirim. Unuttuğunuz anda patlama ihtimaliniz var.

iPhone 5’lerle tanıştığımız yeni nesil şarj girişi iPod Nanolarda da mevcut. 1.5 saatte %80’e kadar şarj olabileceğini iddia ediyor cihaz ki baya hızlı olduğunu bende fark ettim. İlk başlarda fazladan yükleme yapıp sizi bir süreliğine kurtarıyor. Tam şarj olma süresi yaklaşık üç saat.

kulaklikKulaklığına gelirsek ki işte bu noktada en iyi özelliği başlıyor. Yeni kulaklıklar gerçekten olmuş. Ben iPhone 5 kullaklığı kullanmayıp hala eskisi çalışıyor diye onunla direndiğim için farkına varmamışım lakin yeni kulaklıklar cidden muazzam. Dışarıdaki seslerden tamamen izole oluyorsunuz. Bass ve ses kalitesi ile ses sadece kulağınızın içinde kalıyor. Eski kulaklıkları hiç iyi olmayan bir firma için gerçekten büyük bir gelişim.

Fiyatına gelirsek ülkemizle dışarısı arasındaki çelişkilerin tavan yaptığını görürsünüz. Amerika fiyatı 149 USD. Türkiye’deki resmi dağıtıcı Bilkom’da ise etiket fiyatı 600 TL. Şu an indirim varmış 558 TL’den satılıyor. TeknoSA biraz daha insaflı olaraktan 519 TL fiyat biçmiş. Ben bu kadar araştırmaya dayanabildim açıkçası. Apple Türkiye dükkanları açılınca fiyatlar ne kadar değişecek göreceğiz. Hoş ülkede bu vergi mantığı olduğu sürece her zaman en pahalı ürünleri (genel olarak) biz satın alacağız. Amerika’da 149 USD olan bir ürün Avrupa’da 169 € ise Türkiye’de 189 TL olmaz. Tahminen 400 TL civarı bir fiyat olur. Buna da şükür mü desek?

Ayrton Senna anısına…

Honda, Ayrton Senna’nın ölüm yıldönümü anısına 24 yıl önce, 1989’da Japonya’daki Suzuka pistinde gerçekleşen Formula 1 yarışında Senna’nın attığı bir tam turun tüm yarış verisini ve ses kaydını kullanarak turu bir ışık ve ses gösterisiyle aynı pistte yeniden canlandırmış. Sanki yarışın başladığı anmış gibi göstermişler falan filan bir yana muazzam bir çalışma ve saygı duruşu olmuş. Eskisi gibi Formula 1 meraklısı değilim ama bu efsane olmuş. Honda’nın son dönemdeki PR çalışmaları çok başarılı.

Siteye ulaşmak için: http://www.honda.co.jp/internavi-dots/dots-lab/senna1989/

Akıllı telefonlar bizi sosyalleştiriyor mu? [infografikli]

Akıllı telefonların etkisiDışarıdan bakıldığında bu işe takmış gibi gözükebilirim ama böyle bir durum yok. Son zamanlarda gözlemlerim ve yaşadıklarıma istinaden fikirlerim geliyor, yazıyorum. Böyle teknoloji düşmanlığım oldu filan düşünülmesin. Bilhassa kendimi de eleştiriyorum aslında.

Şimdi akıllı telefon alır almaz ne yapıyoruz? Ne kadar mesajlaşma veya sosyal medya uygulaması varsa yüklüyoruz ki bütün arkadaşlarımız ve temasta olmak istediğimiz kişilerle iletişimde kalalım. Peki bu bizi sosyal birisi mi yapıyor? veya bu uygulamaları kullanırken sosyalleşmiş mi oluyoruz?

Benim gördüğüm sabahtan akşama nerede olursa elinde telefon olan insanlar. Arkadaş ortamında bile kişiler bir anda telefonlarına gömülüyor, sırayla ama. Biri gömüldüğü, sessizlik ve oradan yazışmalar ve paylaşımlar da bulunmalar vs. Hatta ve hatta birbirleri ile oradan bile o an haberleşebiliyor, laf atışmalarında bulunabiliyorlar. Baya komik bir durum bu. Aslında şöyle de diyebiliriz: Teknolojinin bizi madara ettiği anlardan…

Bu geldiğimiz noktayı açıklıyor işte. Burada eleştirim kendimde olmak üzere bu durumdaki herkes. Böyle giderse twitter gibi kısıtlı karakterle konuşmaya da başlarız ya da tamamen dijital konuşmaya dalarız. Bazen durup “Ben ne yapıyorum?” diye sormamız gerekebiliyor…

20 Eylül 2012 tarihli Akıllı Telefon Etkisi isimli infografik (Kaynak: http://www.stellarmediamarketing.com/) [sağdaki]

6 Eylül 2012 tarihinde mashable.com’da yayınlanan bir infografik:

smartphones infographic

Cep telefonu seçme mantığı

matrix nokiaİlk cep telefonuna sahip olduğumuda kalın gelirdi, daha sonra onu nasıl küçültebilirizi düşündüler ve Ericsson’un T10 efsanesi çıkmıştı. Oha ne kadar ince ve hafif diye tepkiler vardı. Halbuki sadece iki satırdı ekran. Yeniliğe gel triplerimiz efsaneydi. Rekabet hafif ve ince telefonlara itiyordu markaları.

Daha sonra kayar kapak modası geldi. Nokia’nın efsane modelleri hala hepimizin aklındadır. Buradan sonra teknolojik gelişmeler rekabetinde artması nedeniyle hızlandı. HTC ve Blackberry ile Samsung’un atılımları gelişimi hızlandırdı. iPhone’nin çıkışı vs derken telefonların hepsi dokunmatik oldu. HD video çekim ve izlenme imkanları ile ekranların yeniden büyüme ihtiyacı doğdu. En sonunda Samsung Galaxy serisinin yanı sıra tablet telefon karışımı Note’yi piyasaya sürdü.

Minyon minyon insanların ellerinde kocaman telefonlar. iPhone 5’in reklamında ne kadar güzel açıklıyor durumu. Gelmek istediğim nokta başından beri buydu aslında. Ben tek elimle telefonu kontrol edemeyeceksem o telefon ne kadar kullanılabilir olur? İlla iki elimi kullanacaksam, hani kullanıcı dostu özelliği? Akıllı telefonların hepsinin olayı bu değil mi? Kısa yollar, menü kolaylıkları kullanıcı dostu özelliklerinin ana sebebi iken kocaman şey elime sığmazken bunu beklemek komik oluyor.

Yani telefondan film izlemeyi düşünmek filan cidden komik geliyor bana. O zaman tablet alacaksın, onda izleyeceksin. Her cihazın, her ürün sınıfının bir özelliği var. Açıkçası bana komik geliyor. Eskiden ufak, cebimize rahat girsin diye telefon ararken şimdi bırakın cebi filan elimizde tutamıyoruz telefonları.

Ekranı full hd olmayan cihazlarda hd video izlenebilmesini büyük özellik görmek biraz komik duruma düşme oluyor. Evet güzel bir özellik olabilir lakin ne kadar gerekli ve ayırt edici? Tam kullanamayacağım bir özelliği bu kadar büyütmem ne kadar mantıklı? Sırf tüketici buralara itiliyor diye sizinde kendinizi aynı yöne sürüklemenize hiç gerek yok. Bu cihazları alırken etraflıca düşünmek gerekiyor.

Kıymayın gözlerinize…

iPhone uygulamalarına bakarken idefix’in çok hoş bir uygulamasını buldum. E-kitap okumak için ve daha önce satın aldığınız e-kitapları telefonunuzdan okuyabilmeniz için. Uygulama bana dokuz tane e-kitap da hediye etti ki bunlardan biri Kafka’nın Dava’sı. Şu bitiremediğim kitap. Aslında şu anki durumumuzu çok iyi anlatan kitap. Bir ara azmedip bitireceğim.

Her neyse konumuz bu değil neyse ki. Uygulamanın güzelliklerinden biri fonunu saman kağıt gibi yapıp, beyaz bir fondan kendinizi koruyabiliyorsunuz. Gece modu filan bile var. Ama ben 30 saniye dayanabildim. Gözlerim direk yanmaya başladı. Olmuyor bariz bir şekilde. Bir ışık kaynağından kitap filan okumak cidden çok zararlı. iPadlerden kitap okuyan insanlara izah etmek zordu e-book readerlar neden daha iyi diye ama bir de uygulamalı gördüm. Cidden gözlerinize yazık.

Uçuş modu

Şimdi şöyle bir durum var: Türk Hava Yolları’nın herhangi bir uçuşunda anons der ki; “Lütfen cep telefonlarınızın kapalı veya uçuş moduna alındığından emin olun.” Güzel de der. Ama Pegasus veya Sun Express uçuşlarında telefonlarımızın kapalı olmasını isterler. Her iki durumda da bir ortak nokta da vardır. İnişte ve kalkışta tüm elektronik cihazlar kapalı olmalıdır. Şimdi çelişkiye nereden başlasam bilemedim. Uçuş modu demek telefonun mobil şebekesini kapatmak demek. Telefonu bir cihaz olarak kullanmaya devam edebiliriz. Mp3 çalar, bir oyun konsolu vb gibi. Ama sonuçta telefonu kapatmamış oluyoruz. Bu durumda aklıma iki soru geliyor:
1) THY’nin uçakları teknoloji olarak diğerlerinden üstün ki kapatmasak da uçuş modunda kullansak yeterli. Zarar vermek gibi bir durumu yok. Ama gene bu durumda diğer firmaların uçakları eski ve uçuş modunda dahi sorun çıkarabilir.
2) Eğer ben inişte ve kalkışta tüm elektronik cihazları kapatmalıysam nasıl telefonu uçuş modunda kullanabilirim? Kapalı olması gerekiyor demek tamamen kapanması gerekiyor demek. Uçuş modunda kapanmıyor ki telefon.

Bu durumlardan şunu çıkarıyorum ki uçakların iniş ve kalkışlarında aslında mp3 çalar da bir zarar vermiyor. Sadece güvenlik ayağına kapalı olsun, sonra bir şey olursa bak bu yüzden oldu denmesin. Veya da ben ona uçuş modu filan anlatana kadar kapatsın toptan işte sonra yanlış anlaşılma olur ve bir sorun çıkabilir. Veya da tüm bunların aksine THY kendi müşteri profilinin zaten bunu bildiğini ve diğerlerinden ayrı olduğunu düşünüyor ki bence en kuvvetli muhtemel olasılık bu. Aslında işin aslı herkes kendini bir şekilde garantiye almak istiyor ama çelişkiler ortada öylece duruyor…