Oradan, buradan…

valar-morghulis-game-of-thrones-wallpaper-6

Aylardır reklamları yap, teaserları yayınla sonuç hüsran. Neden bahsettiğim aşikar sanırsam: Game of Thrones. Yani ilk bölümü izlerken, artık diziyi izlemediğimi filan anladım. Uyuya kalıyoruz artık bölümleri izlerken. Tek olayları işte son iki bölüm biraz aksiyon ve soru işareti bırakırlar hop yeni sezonu bekleyin! İlk 6 bölümde durum şimdilik bu.

Her sene değişen konser modasında bu sene metal ve hard rock ağırlığı var. %100 Metal Fest ve Rock Off!’a karşılık alternatif ve indie atak yapmalı. Öyle sadece Alt J ile filan olacak iş değil. Rock’n Coke’unda iptal edilmesi ile gerçekten bu yaz boş geçecek. %100 Metal Fest yine getirdiği gruplar olarak belli bir çizgide fakat Rock Off! öyle değil. Çorba gibi olmuş. Bağlayıcı, köprü olacak grup/lar yok. Bir de Kilyos’ta olması ayrı bir fecaat. Neyseki tek gün gidip, ızdıraba son vereceğiz.

O değil de seçimler de yaklaşıyor ve ben yine kararsızım :((((( Misal bizim orada meydanda o kadar çok parti bayrak astı ki kafam karıştı, kime oy atacağım karar veremiyorum. Lütfen asmayın bayrak, çok şaşırıyoruz… İşin şakası bir yana ama şu branda ve bayrak olayına artık yasak gelse ve sadece billboardlara izin verilse hem gereksiz masraftan hem de çevre kirliliğinden kurtulmuş olmaz mıyız?

Bu arada bilginiz olsun Avusturya Konsolosluğu çok pis. Sadece kalacak gün kadar vize veriyor, fazlasını istesen bile kalma süresi olarak, sizin kalacağınız gün kadar veriyor. Ee o zaman neden dalga geçer gibi süreyi uzatıyorsun? Neyse tek isteğim şu an rötar olmaması ve festivale zamanında yetişmek. Hazır gitmişken efsaneyi izlemek lazım.

James Balog ve Buzulların Erimesinin Kanıtı

JamesBalog_with_cameras

Amerikalı fotoğrafçı James Balog‘ın buzulların erimesiyle ilgili muazzam çalışmaları var. Küresel ısınma var mı? ya da buzulların erimesi saçmalık diyen bir çok insanın da
yüzüne vurmak için büyük bir projeye kalkışıyor. Ben de Chasing Ice filmini izleyene kadar haberdar değildim bu projeden.

Alaska, Grönland, İzlanda ve Rocky Dağlarına time-lapse (zaman atlamalı) fotoğraf çekmek için toplamda 33 adet fotoğraf makinesi yerleştiriyorlar. Güneş enerjisi ile çalışması sağlanan ve her saat başı fotoğraf çekebilmesi içinde bir bilgisayar üretiyorlar. İlk aşamada doğa koşulları yüzünden başarılı olamasalarda National Geographic ekibinden destek alarak işlemciyi yeniliyorlar ve hem TED’de hem de filmde gördüğümüz time-lapse fotoğrafları çekebiliyorlar.

Filmdeki görüntüler inanılmaz olmasına karşın gördüğümüz görüntülerde çok karamsar. Hem mini animasyonlar hem de benzetmelerle anlatımlar var. Özellikle Manhattan’dan daha büyük bir buzulun sadece 75 dakika içinde yok olması baya korkutucu. Çekilen fotoğraflarda ve oluşturulan videolarda ebatlar hakkında pek fikriniz olmuyor. Fakat örnekler inanılmaz. Misal 1984’ten 2009’a kadar olan süredeki bir sürede Eiffel Kulesi’nden daha yüksek bir buzul çekilmesi…

Yaklaşık 2007’den beri görüntüleri toplayıp, bunlarla ilgili filmler yapıyorlar ekipçe. Son 100 yılda gerçekleşen erimenin kat be katının son 5-7 yılda gerçekleştiğini kanıtlıyorlar. Bir yandan da bunun önlemlerini almaya çalıştırıyorlar. Günümüz dünyasında bu ne kadar olabilir bilinmez ama yaptıkları çalışmaların boşa gitmemesi gerekiyor. 2009’da gerçekleştirdiği TED konuşmasını ve üzerine de Chasing Ice belgeselini izlemenizi şiddetle tavsiye ederim.

İlk bakışta iOS 7

ios7

Dün, bütün gün iOS7’yi bekledik ve akşamında da Türkiye sınırlarından indirilebilir oldu. Bu kadar büyük değişiklikler haliyle büyük ilgiye neden oldu. Sunucuların yoğunluğu kaldıramaması yüzünden de pek sağlıklı bir güncelleme olamadı. Saat 19.30 gibi güncellemeye çalıştım lakin kopmalar veya 3-5 saat kaldı demeleri yüzünden akşam yatarken bile devam ediyordu. Pes ettim ve sabah resmen yeni bir telefona sahip oldum.

Videoda gördüklerimiz ile kullanmaya başladığımız arasında haliyle farklar var. İlk izlenim olarak rahatlıkla beğendiğimi söyleyebilirim. Daha önce de dediğim gibi 3b görüntüden 2b’ye sadeleştirilmiş bir geçiş mantıklı olmuş. Ayrıca MacBook, iMac ve iPhone gibi ürünlere yakışacak arayüz kesinlikle bu şekilde olmalıydı en başından beri. Bunu tamamen arayüz için diyorum: iOS 7’nin tek sorunu siyah iPhoneler için pek uygun olmaması. Yani yeni çıkan 5c renki ve beyaz modelleri ile çok daha güzel görünür. Siyah olanlarda aynı hava oluşmuyor.

İkonlardan başlarsak, genel olarak eskilere göre daha iyi olduğunu söyleyebiliriz. Alttan çıkan yeni ayar penceresi de çok iyi olmuş. Fener, hesap makinesi ve saat için yapılan kısa yollar zekice. Safari’deki sayfalama mantığı da gayet güzel olmuş. Uygulama kapattığımız kısımda da uygulama kapatma mantığı değişmiş. Artık “x” ile değil direk yukarı iterek sonlandırıyoruz.

Bunların dışında eskiden bir klasöre 16 uygulama sığıyordu. Şimdi sınırsız olmuş ama dokuzar dokuzar grupluyor ve klasör içinde sayfalama yapıyor. Yapmayaydı iyiydi.

Arama ekranın yeri tamamen değişti. Eskiden ilk menü ekranının solundayken şimdi her sayfanın üstünde kendine yer bulmuş. Sağa sola iter gibi aşağı çekerseniz sayfayı direk arama kısmısı beliriyor ekranda.

En güzel ama önemsiz değişikliklerden biri de sonunda adam gibi melodi eklemeleri olmuş. Saçma sapan tiz, gıcık sesler dışında artık çok daha yumuşak ve melodik, hoş sesler eklenmiş. Neredeyse boş yok diyebileceğim kadar iyiler. Aynı şeyi yeni arka fon görselleri içinde söyleyebiliriz.

Bir diğer şimdiye kadar nasıl yapılmaz değişikliği ise medya dosyalarının ayrıştırılamsı. Artık videoların ayrıca görüntülenebildiği bir klasör var fotoğraflar klasöründe. Bu kadar basit şeylerin bu kadar geç yapılması biraz üzücü. Kamerada da sanırsam polaroid mantığı için eklenmiş kare çekim modu var yeni olarak. Ya da düşünmek dahi istemediğim Instagram’a rakip olma mantığı ile yapılmış bir şey. Çünkü telefondan da foto filtreleri ekleyebiliyoruz.

Şu ana kadar bir çok uygulama iOS 7 uyumluluk güncellemesi çıkardı. Bunlardan sadece WordPress yeni arayüze kendini ikon değiştirerek adapte etmiş.

Genel olarak “olmuş” dediğimiz bir güncelleme ve değişiklik diyebilirim. Bana sorarsanız sarj sorununu da bir miktar çözmüşler. Yani şu ana kadar telefonu şarj etmem gerekirken hala %40 civarında olması memnun edici bir durum diyebilirim.

Ekleme (20 Eylül 2013): Dün bir kaç yeni olayla daha karşılaştım. İkisinin de acilen düzeltilmesi gerektiğini düşünüyorum. Birincisi mesajlaşırken ki frame atlama olayı. Gönderdiğim mesaj resmen takıla takıla beliriyor. Bir de yeni iTunes olmadan telefona bağlanamıyorsunuz bilgisayarınızdan. iTunes’u güncelledikten sonra da manuel olarak şarkı atılamıyor içine…

Bunların dışında 4s’lere de panoramik fotoğraf çekme özelliği gelmiş. Airdrop ise sadece 5, 5s ve 5c’de mevcut.

O klimanın ayarlanabildiğini biliyor musun?

tumblr_m6g701W7R31qh63mwo1_500Biliyor muydun? Aç kapa Artema gibi kullanmanın manası yok. Kontrol panelinde derece ayarlanabiliyor. Sanıyorlar ki 19 derece veya 20 derece de çalışıyor sadece. Biri üşüyor hemen kapatıyor, diğeri terliyor hemen açıyor. Ayarlayın abi orta derecelerde bir yerlere kafanız rahat olsun.

Meryem Hanım nikahsız çocuk sahibi olacakmış. İyi ki bir röportaj verdi de yer yerinden oynadı. Ulan ülkede çocuğa, kadına taciz aldı başını yürüdü kimse nikahsız doğum yapacak kadına gösterdiği tepki göstermedi. Bir kıza on küsür mikrop tecavüz ediyor ve buna sus pus olanlar bu kadına tepki gösteriyor. İlla ünlü olup, televizyona mı çıkması lazım tepki için! Asıl tepki gösteren insanlar isimsiz vatandaş olduğu için bu taciz olayları sizin bir yakınınızın başına gelme ihtimali yüksek. Daha yüksek. Bu taciz olaylarına da hiç bir büyüğün(!) ses çıkarmaması çok acı ve üzücü.

Bir de dün Volkan Şen’e yapılan tepki var. Ne iğrenç insanlar var bunları görmüş oluyoruz. Başkanın da çıkıp kendi oyuncusuna da laf söylemesi acı verici bir durum. İyice kaybedersin adamı. Çıkıp özür de diletirle şimdi. Yazık…

Aklıma geldi de bu büyüğümüz diyoruz ya, o neye göre oluyor? Pozisyon mu? İnsanlık mı?

İnsanlık derken şu kaybettiğimiz ama bizi biz yapması gereken şey. Hani şu görsellerde en zehirli hayvanı gösterip aslında verdiği mesaj insanların ne kadar zararlı olduğunu gösterenlerden. Heh işte onu ilk kim yaptıysa eline sağlık. Cidden şu post apo filmlerindeki senaryolara ilerliyoruz. Biz görür müyüz acaba?

Geldiler gene…

make+art+not+war,+illustrator+shepard+faireyBeyaz yakalı olunca daha üstün bir kişiliğe bürünmüyorsun. Daha havalı ya da daha medeni olmuyorsun. Tam tersine içindeki görgüsüzlüğü hatta ego tatmini için aşağılama duygusunu açığa vuruyorsun. Aslında dışarıda başka iş yapan kişilerden bir farkın hala yok. Onlar da senin gibi insan. Aynı havayı soluyorsun. Şunu bilsen kişiliğine o kadar çok şey katarsın ki… Önemli olan insan olabilmek, anlayışlı, düşünceli bir birey olmak… Evet, gene verdim sosyal mesajları.

Gene atarlı damarıma bastılar. Her gün basıyorlar. Sabır sabır bir yere kadar diyor insan. Bundan sonraki yazı da zaten Ayvalık’ta geçirdiğimiz (yemek ve hizmet anlamındaki) en rezil anı hakkında olacak. Bu aralar biraz böyle. Uzun bir tatilden sonra çalışmaya başlayınca da böyle oluyor olabilir insan.

Beşiktaş – Trabzonspor maçını da 21.45’e alan federasyona sevgiler ve dünyanın öbür ucundaki kocaman stat için o fiyatları belirleyen yönetimi de selamlar. Resmen maça gelmeyin diyorlar. Ya korkudan dolayı, ya da yönetim hala taraftarı yolma fırsatı kolluyor. Forza’nın önerisi güzeldi: Beşiktaş’ın maçları 00:00’dan önce oynanmasın bundan sonra.

Roger Waters konseri hakkında yazı yazayım dediydim ama hala hazmediyor olabilirim konseri. Gerçekten muazzamdı. Zaten bir konserden öte bir şov diyebiliriz gösteriye. Herhangi bir konserle alakası pek yoktu. Ses sistemi ve düzeni şu ana kadar Türkiye’de kurulmuş en iyisiydi. Evde 7.1 surround ses sisteminde izler gibiydiniz. Sağdan, soldan arkadan sesler gelmesi, uçağın duvarın bir kısmını yıkması vs vs Gezi olaylarında ölenlere iletilen mesajlar da cabası. Hazmetmesi zor bir konserdi gerçekten. İlk defa bir konseri isteyerek ve bilerek arkalardan izledim.

Bir de Kamil Koç vakası var ki evlere şenlik. El değiştirme sürecinde oldukları için ciddi sıkıntılar ve umursamamazlıklar yaşıyorlar. 27 yıldır ilk defa Altınova’ya uğramayan bir otobüsünü gördüm. Hiç bir açıklama yapmamaları ve orada ofiste çalışan personellerini yok sayıp, telefonları yüzlerine kapamaları da cabası. 22:30’da Altınova’da kalkması gereken otobüse, 00:05’te Ayvalık’ın girişindeki benzin istasyonundan bindik. Hiç bir açıklama veya özür yok ortada tabi ki. Ayrıca bu olayı yaşamadan bir kaç gün önce eşimin Çanakkale seyahatini de rezil ettiler. İndirecekleri yeri unutup, yola devam edip sonra da geri dönmeyip, orada bırakıp gitmeleri muazzam. Çağrı merkezinin umursamaz tavrından filan hiç bahsetmiyorum. Adam gibi otobüs şirketi de kalmadı ortada.

Çok fazla ağladım, yeter değil mi?

İstanbul Toplu Taşıma ve İnsanımızın Yozlaşması

obey-giant-power-poster1-500x666Ne zaman metrobüs hayatımıza girdik, o an insanlığımızı yitirdik. Her gün yeni bir utanç görüntüsü görmek mümkün.

Otobüsü en çok kullandığım lise – üniversite dönemimde orta yaşlı bir kadın bile olsa hemen yer verirdik, verilirdi. Centilmenlik diye bir şey vardı. Şu an artık hamile kadınlara, ama insanlara bile yer verilmiyor. Yanımda ayakta duran hamile kadın, dört genç kadının önünde ayakta iken hiç biri umursamadı. Sorarım size ey vicdansızlar siz aynı durumda iken neler hissederdiniz… Zaten metrobüs yozlaşmışlığın merkezi olmuş. Bir yer boşaldı mı oraya saldıran insanlar birbirini ezecek artık. Bundan utanmalıyız fazlasıyla.

Bir de üstüne metroda gördüklerim var tabi ki. Çocuklu kadına yer vermek için orta yaşlı bir kadın ayağa kalkarken yanındaki gençlerin hiç biri umursamadı. Hatta ki beş sıra yanındakiler insanlar kaysın, anne çocuklarının yanına oturabilsin diye yer verdiği an başka “hödük”ler oralara oturdu.

Bunun gibi olaylara her gün her an rastlayabilirsiniz. Uyarayım bir yerden sonra ciddi sinir bozukluklarına yol açıyor ve bir yerden sonra da insanın gözüne daha fazla batıyor maalesef ki bunlar. Artık görüp sinirlenmemek için kitaba daha çok gömülüyorum. Biz böyle insanlar değildik. 2005 yılında Paris metrosunda bir yaşlı kadına yer verdiğimizde kadının yüz ifadesini görmeliydiniz. Şimdi ise kimsenin umrunda değil yaşlılar, hamileler ayakta kalmış filan. Birbirimize olan saygımızı çoktan yitirdik.

Üçüncü köprüye neden karşıyım?

hayuc01_dSoru basit: Üçüncü köprüye neden karşıyım?

İsminden çok kendisine karşıyım. Bogota Belediye Başkanı Enrique Peñalosa konuyu en güzel açıklayan kişidir herhalde: “Gelişmiş bir ülke, fakirlerin otomobil sahibi olduğu değil, zenginlerin toplu ulaşım kullandığı ülkedir”. Bunun en güzeli İngiltere’de yaşandı aslında. Her ne kadar şoförünün maaşı tepki görünce de olsa Ulaştırma Bakanı Simon Burns metro ile işe gidip gelmeye başladı. Taksi de olabilir? Neden metro? diye sormak saçma geliyor.

Üçüncü köprü trafiği rahatlatacak olabilir. Bunun benim gözümde hiç önemi yok, çünkü rahatlayan trafikle zaten kendisi kadar vergi verdiğimiz araba satışları tüm hızıyla devam edecek. Yarın köprü bittikten sonra aynı trafik orada da olacak. Üstüne yine ederinden çok vergi verdiğimiz akaryakıt satışları haliyle tüm hızıyla devam edecek. Trafik ve hava kirliliğinde ne değişecek? Hiç bir şey… Tam tersine insanları toplu taşımaya sevk etmektense aynen bildiğiniz gibi yapına sevk ederiz.

Köprünün üzerinde raylı sistem olması hiç bir şey değiştirmiyor. Sonuçta sağından solundan araçlar geçiyor olacak. Üstüne üstlük kesilen binlerce ağaç da cabası. Sırf yol için o ağaçlar kesilmeyecek. Yol bittikten sonra yol üstü tamamen değerli araziye dönüşecek ve yeni siteler, yeni yerleşim yerleri vs olacak. Bu böyle olabildiğince kaya kaya gider. Evet metro yatırımı tüm hızla devam ediyor. En güzeli ve keşke üçüncü köprü için ayrılan bütçe metroya aktarılsa da yeni hatlar da yapılsa. Bu şekilde ancak insanları toplu taşımaya sevk edebilirler ve daha rahat ve hızlı bir ulaşım ağı oluşturulmuş olur.

Avrupa veya Amerika şehirleri gibi metrekareye düşen insan sayısı gibi değil Türkiye’de. Şehir dolup taştığı için de yüz ölçümünü olabildiğinde kullanma derdindeler. Yeşil alan veya nefes alınabilecek yer yerine daha çok ekonomi getirisi yüksek şeyler tercih meselesi ne yazık ki. Başlı başına eyalet filan değil ülke oldu/olacak İstanbul.

Bu kadar kalabalığı kaldırmıyor diyip inatla yatırımları İstanbul’a yapıp daha fazla göç almasını sağlamak şehrin yorgunluğunu arttırmaktan başka bir işe yaramaz. Zaten iğrenç bir mimari düzenin olması da yanında ek bonus. Sonumuz hayrolsun demekten başka çare yok şimdilik.

Yazı yazasım gelmiyor içimden…

Bu aralar genel bir sorun bu. Maalesef ki yazı yazasım gelmiyor içimden. Bakmayın gündelik hayatımıza devam ediyoruz lakin olmuyor işte. Sevdiğim ve takip ettiğim dizilerden bir çoğu sezon finali de yaptı, hatta yaz dizileri de yayınlanmaya başladı. Yıllık iznimi kullanıp gittiğim Kaş önerilerini de yazmak istiyorum, yalnız şu an değil. Sanırsam… Garip ve üzücü… Tek diyebileceğim artık mizah sadece belli kişiler tarafından yapılan bir şey olmaktan çıktı. Artık halkın kendisi mizah…

Belediye kafaları

huntBayadır aklımda, yazacağım bir konu bu. Yerel seçimler yaklaştığı için şimdi sağda solda daha çok yalakalık boyutlarında da görmeye başladık. Bilmem neresinin ek hizmet binasını yaptığı için bilmem nere belediye başkanı bilmem kime teşekkür ederiz diye kocaman pankartlar, bez afişler. O kadar komik ki şunlar. Adamın işi o zaten, onları yapsın diye seçiyor halk. Bir de yapması gereken iş yüzünden adama özel teşekkür neden edelim?

Halk onu seçmezse zaten ismini bile duymayacağımız kişiler bu insanlar. Düz mantık düşünürsek böyle. Ama inanılmaz bir yalakalık var. Bu bina bilmem kim tarafından yaptırıldı diye bir de damgalıyorlar. Abi o bakanın, o yetkilinin hepsinin işleri o zaten. Yapmak zorundalar, onun için seçiliyorlar, ben neden özellikle bu şekilde teşekkür edeyim? Zaten teşekkürümü sandıkta gösterip, aday olursa yeniden seçeriz. Memnun değilsem zaten başkasına yönelirim.

En son iki büyük örnekten biri Ataşehir Belediye Başkanı için açılan devasal bez afiş ve Kadir Topbaş için açılan Fenerbahçe’deki afiş. Bunlardan dolu var. Kim olduğu, partisi filan fark etmiyor, hepsi aynı. Yazık günah bu şekilde harcanan paralara. Bu tip şeyleri seçim zamanı merkezlere neler yaptığınıza dair proje özetleri ile yapabilirsiniz sonuçta. O kadar çok kutuplaştırıldı ki halk artık bunları yapmaya zorunlu hissediyor kendisini. Mütevazi olmak da lazım.

Ayrıca Şile’ye giderken yolda kocaman TOKİ reklamları ve oralara da ev yapacakları haberi çok üzdü beni. Her yer bitti, oralar kaldı ya ne diyelim…