O an için beklersin ya…

Geçen sene Ekim ayında liseden Oasis ortaklığı kurduğum arkadaştan gelen bir telefon ve “20’sinde Liam’ın Avrupa turnesi biletleri satışa çıkacakmış, gidelim mi ne dersin?” sorusu ile bir anlık gaza gelişi gerçeğe dönüştürmek için o tarihte saat 10:00’da bilgisayar başında hazır hale geldik. Bu aslında bir gerçekle de yüzleşmekti, çünkü İngiltere konser biletlerinin yaklaşık beş dakikada tükendiği bir grup/adamdan bahsediyoruz ki 2009’da Oasis’in yeni Wembley Stadyumundaki konserin saha içine çıkan onbinlerce bilet 10 dakika içinde tükenmişti. Milano’dan başlayan denemeler, kararsızlığımız yüzünden Berlin’in tükenmesi ile Amsterdam ile sonuçlandı. Bunların hepsi 15 dakika gibi bir süre içerisinde oluyor, onu da belirtmek isterim. Daha sonra tabi ki uçak bileti almak ki bu konuda çok şanslıydık Atlas Global’in kampanyası ile onu da baya ekonomik hallettik ve 8 Mart 2018’i beklemeye başladık…

Zaman konser için yaklaştıkça heyecanımız da artıyordu. O anın hayali ile sanki gerçeküstü bir olay yaşıyordum. Normalde sıklıkla yaptığımız bir şey değil sonuçta yurtdışında konser izlemek, özellikle bu şekilde konser için bir yere gitmek. Önceki bazı konserlerin Liam’ın sağlık sebepleri ile iptal edilmesi de ayrıca gerildiğimiz bir nokta oldu. Ama Amsterdam’a her türlü gelir mantığı bizi biraz rahatlatıyordu. Nitekim zaman geldi çattı, biz Amsterdam’a gittik ve konser gününü beklemeye başladık. Ama içimde hep bir şüphe olmadı değil, ta ki sabah attığı Amsterdam’a geldik tweetini görünce. İşte o an titremeye başlamıştık. Sonuçta gençliğimizde durmadan dinleyip, en hayran olduğumuz adamın konserine gidecektik. Geçmişte Türkiye’ye hiç yaklaşmadıkları için bir daha izleme şansımız olmayabilir korkusu vardı. 2008’de gittiğim Oasis konserinden tam 10 yıl sonra yeniden, daha yakından Liam Gallagher’ı izleme şansım olacaktı. Bu istediğimiz şeyi daha kolay yapabildiğimiz bu çağda bile hayal gibi bir şeydi.

Bu kadar lakayit biri olmasına rağmen konser programı aynen denilen şekilde ilerliyordu. Saat 21:00 olduğunda Fuckin’ in the Bushes çalmaya başladı. Üstüne o muazzam an geldi ve Liam sahnedeydi. Mornin Glory, Greedy Soul, Wall of Glass derken yine o en sevdiğim şarkılarından biri olan Slide Away… Yeni albümden bir kaç şarkı sonra yine Oasis şarkıları başladı. Be Here Now üstüne Wonderwall ve bis… Bisten geriye büyük sürprizle döndü. Liam ile birlikte Bonehead de sahnedeydi. Supersonic, Cigarettes & Alcohol efsanelerinden sonra Liam’ın da en sevdiği Oasis şarkısı olan Live Forever ile bir buçuk saat rüya gibi geçmişti (Konserin son anları). Konser biterken ne olduğunu anlamadık bile. Yetmek kelimesi yetersizliğini gösterdi. İlk defa bir konser sonrası alanı terk etmek istemedim. Boş boş sahneye bakarken unutulmaz anı halen yaşıyordum. Sonrası malum, çıkışa yönelmeye başladık…

Liam’ın sahnedeki aurası gerçekten çok farklı. Bir çok grubu veya şarkıcıyı sahnede izleme şansını buldum ama onun gibi bir modda olanı hiç görmedim. Orada çok farklı bir ruh halinde, çok farklı bir alemde gibi. Bakışları, hareketleri, konuşmaları… Kendi dünyasına giriyor orada ve o anı yaşıyor. O röportajlarda vs. gördüğünüz adam çok farklı bir ruha bulanıyor. Anlatımaz yaşanır gibi bir durum var.

Konserle ilgili bir not da, şarkılarda Noel Gallagher’ın söylediği yerleri Liam söylemiyor, seyirciye bırakıyor. Bilmiyorum normalde Oasis’te yapmadığı bir şeydi o yüzden garip geliyor. Ama aralarındaki husumeti düşününce de tam Liamlık bir hareket gibi geliyor.

İstanbul’a dönüp bunların anısını yaşamaya devam ederken şaka gibi bir haber aldık. Artık kaderin bir oyunu mu yoksa bir mucize mi bilmiyorum. Hala kendi sitesinde olmamasına rağmen BKM ki hiç beklemediğim bir organizatör 14 Ağustos 2018’de KüçükÇiftlik Park’taki Liam Gallagher konserini anons etti. Heyecandan titremeye başladım. Ama bu Liam, sahneye çıkana kadar konserin olup olmayacağına emin olamazsın. Her durumda şu anki umut ile bile 10 yılda bir izlediğin adamı 5 ayda iki kere izleme şansına sahip olmak da pek olası bir durum değildi, ama olacak diye ummaya devam…

Not 1: Konserle ilgili görüntüleri zaman içinde paylaşmaya devam edeceğim, buradan takip edebilirsiniz.

Not 2: Konserde çok fazla İngiliz vardı. İngilizlerle konser izlemek çok keyifli olduğu kadar çok da zor. Adamlar arbede kaos ortamı da yaratabiliyor, üzerinize istemediğini şeyleri de atabiliyor. Ama umarım İstanbul’da konser olur ve gelirler. En azından eğlenmeyi biliyorlar.

Not 1: Ayrıca halen MTV Türkiye her ne kadar artık olmasada 2008’de beni o konsere gönderdikleri için halen ne kadar teşekkür etsem azdır. Bir insanın en büyük hayallerinden birini gerçeğe dönüştürmüşlerdi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s