Adeta küçük Beşiktaş: Kıyıköy

Baya zamandır gitmek isteyip şu üç günlü tatili fırsat bilip gidebildik Kıyıköy’e. Kırklareli’nin Vize ilçesine bağlı Kıyıköy, yüzünü Karadeniz’e dönmüş ufak bir Beşiktaş adeta. Hangi mekana gitsek, hangi sokağında gezsek hep kartal heykelleri, asılı Beşiktaş formaları veya oralı insanların üstünde Beşiktaş ile ilgili t-shirtler. Sırf bu yüzden bile ısınmış olabilirim oraya.

İstanbul’dan öğlen çıktığımız için haliyle köprünün az trafiği olsa bile ve İstanbul çıkışındaki otoban trafiği ile üç saat sürdü yol. En yakın yol arkadaşımız Yandex Saray üzerinden gitmemizi tavsiye etti. Otobandan çıktıktan sonra Saray’a kadar yol duble ama Saray sonrası virajlı tek şeritli yola dönüyor. Zaten bu kısım uzun sürüyor. Önünüzde de yavaş giden birileri varsa Allah kolaylık versin. Aslında kilometre bazında çok uzak bir yer değil. Dönüş ise hiç trafiksiz iki buçuk saat sürdü.

Processed with VSCO with e5 preset

İlk defa “gidince kalacağımız yere karar veririz” dediğimiz için yer aramakla da zaman kaybettik. Üç gün tatili duyan gelmiş, her yeri kapatmış. Lakin baya ucuza ama pek de güzel olmayan bir yeri ayarladık. Amaç sadece uyumak diye standarları aşağı çekince bir nevi çekilebilir oluyor. Daha sonra herkesin önerdiği gibi nehir kenarına inip, huzuru aramaya gidiyorsun. Lakin kalabalıktan ne seviye yapabilirsin artık sana bağlı. Tavsiyem hemen bir deniz bisikleti kiralayın ve ormanın derinliklerine ilerleyin. Ama herkesin yaptığı gibi fış fış pedallara abanmayın, nehrin geniş yerlerinde ayaklarınızı uzatıp sessizliğin tadını çıkarın. Arada takatakatakataka diye gelen sandallar biraz durumu bozsa da çabuk geçip gidiyorlar. Bir de nehir kenarındaki dallara da odaklanın ki yüzünü güneşe uzatmış kaplumbağaları görebilin.

Processed with VSCO with f2 preset

Havanın serinlemesi yüzünden biz yapamadık ama sahile veya sahilin üzerinde kalan tepeye gidip denize karşı sandalyenizi kurup keyfini çıkarın. Açıkçası hava cumartesi gibi olsaydı muhteşem olurdu. Akşam zaten günübirlikçiler dönüyor ve ortam daha rahat oluyor, sakinleşiyor.

Akşam yemeği için herkesin önerdiği Köşk Restorant’a gidebilirsiniz. Kalamar yemeyin, önermiyorum. İzmir dışında şunu düzgün yapabilen yer yok maalesef ki. Kalkanın memleketinde kalkan yemeden olmazdı, lakin fiyat pek uygun değil. Hele bizim gibi geç kalanlara da iki kiloluk kalmış olması cebimiz açısından iyi olmadı. Ama değdi be! diyebiliyorum. Mezeler fena değil, yemek sonrası helva güzel. Yalnız genel olarak fiyatlar İstanbul’dan farksız. Ona hazırlık olun. Tabi bir sürü mekan alternatifi de var. Özellikle deniz manzaralı ve havanın da güzel olduğu anlarda keyif alınabilecek yerler.

Köy geceden kalma olunca sabah 9:30’da kahvaltı yapacak yer bulamıyorsunuz. Bizim gibi erkencileri Necip Usta ağırlıyor. Çok sıcak, sempatik bir yer. Ailece işletiyorlar mekanı ve size güzel bir kahvaltı sunabiliyorlar. Açıkçası biz beğendik. Keşke zaman olsaydı biraz daha kalsaydık. Özellikle o saatlerde her yer boş olduğu için denize karşı sistemi kurup, dalıp gidebilirsiniz.

Köyün içinin görüntüsü bakımsızlığı ortaya çıkarıyor. Gecenin geç saatlerine kadar bakkallar filan açık, içiniz rahat olsun. İnsanlarının da kafası bir o kadar rahat. Bir de burası yazın çok kalabalık olmadığı anlarda sanki baya güzel olur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s