Kaş’tan Nağmeler

Geçen sene Kaş önerileri yazmaya başlayıp sadece (yazıyla) bir de kalınca tabi ayıp etmedim değil. Bir sene önce bu yazıyı yazıyor olsaydım daha mutlu olabilirdim. Bu sefer güzel mekan önerileri dışında Kaş’ın gidişatını yerden yere vuracak gibi gözüküyorum.

Bu sene üst üste üçüncü gidişimizi gerçekleştirdiğimiz Kaş seyahatimizden, artık sezona denk gelmesi mi yoksa popülerliğinin tavan yapıp patlamasından mı bilmiyorum ama durum iç açıcı değil. İnanılmaz kalabalığa ek olarak, hayır biz şezlong parası almıyoruz ama kişi başı 20/25 TL harcamanızı rica ediyoruz gibi kendilerini sevim ve sıcak sanmalarla adamı ters köşeye yatırmaya çalışıyorlar. Hepsini geçtim ekmek kazandığı yeri işletme sananlar denizin temizliğine çoğu yerde önem göstermiyor. İşte esnafın bunu unuttuğu an yozlaştığı andır ve kötüsü bunun farkına varmamasıdır.

Deniz olarak eşimle benim favorim Küçük Çakıl’dı. Bu sene muhtemelen mevsimden dolayı, denizin de bizi ters köşeye yatırdı. Belli bir saatten sonra kirliliğin de artması hayal kırıklığı yarattı. Keza Kaputaş plajına da şu meşhur işletmenin yapılıp tamamen özel koya dönmesi de sinir bozucu. O meşhur yoldan çekilen fotoğraflar artık eskisi gibi olmayacak. Saat 11’den sonra giderseniz yer bulma ihtimaliniz yok gibi bir şey. Bunlara ek olarak bu sene Limanağzı’na da gidelim dedik. Lakin orası nedense benim için hayal kırıklığı oldu. Kaş’ın genelinde olan mavi deniz burada yeşile kaçıyor. Kir veya başka bir şeyden değil, muhtemelen denizin dibinden dolayı. Yoksa deniz çok sakin, hatta Caretta Carettalarla yüzme şansınız bile oluyor. Ama bana sorarsanız asıl müşteriyi işletmeler çekiyor. Karayolu ile gidilmiyor, o yüzden teknelerle gidebiliyorsunuz. Gidiş-dönüş kişi başı 15 TL’lik bir ücreti var. Bunlara ek olarak daha önce gitmediğimiz ve bu sene gittiğimizde nasıl şu ana kadar gelmemişim dediğim Hidayet Koyu’na gittik. Yanlış saatlerde gitmemizinden de kaynaklı taşların üzerine oturmak zorunda kaldık. İşletme bu sene her şeyi yenilemiş hatta seneye şezlong sayısını 250’ye çıkaracaklarmış. Pansiyon da cabası. Fikrime bu gelişmeler o koyunda bozulacağı anlamına geliyor. İşletme anlamında değil belki ama doğal güzellikler insanların çoğalması ile bozuluyor. Eskiden deniz canlıların (sadece balıklar değil) yavruladığı ve onlarla yüzülen bu koyda balık sayısı bile azalmış. Gerisini tahmin etmek zor değil.

Mekanlara gelirsek, Kaş’ın yeni yerlisi İstanbul’da beğenmediğim için gitmediğim AYI. Hep boş gördüğümüz Kaş Restoranı devasal bir AYI olmuş. Gün batımı için Deja Vu’ya alternatif. Akşamlar için ise müzikler açısından da gidebilecek bir mekan. Bu sene garson arkadaşlar da çok kafaydı, çok memnun kaldık. Tabi en büyük eksisi, oradayken Kaş’ta değilsiniz, İstanbul’dasınız. AYI’nın bir standardı olduğu için Kaş ruhundan çok uzak. İki günden fazlası zarar olabilir.

gelosBu sene ilk kez gittiğimiz yerlerden biri de Gelos. Akşam mezeli, deniz ürünlü bir yemek planlıyorsanız muhakkak buraya gidin. Çarşı içinde bir binanın çatı katında olan Gelos’ta deniz manzarasına çok şık Türkçe müziklerle gecenizi geçirebilirsiniz. Bir grup olarak oradaydık ama romantik bir akşam yemeği için güzel bir alternatif. Klasik mezeler burada pek yok, ağırlıklı olarak kendilerine has yaptıkları mezeler ve ara sıcakları var. Kurutulmuş domates dolması vari meze çok güzeldi. Ayrıca kalamar ve ahtapot ızgaraları çok iyi. Fiyatlar ise yeni Kaş standartlarında.

Bir diğer mekan ise, arkadaşımız sayesinde gittiğimiz, pek yolumuzun üzerinde olmayan Oxgyn. Marinada üç sene önce açılmış mekan yer ve ambiyans olarak çok iyi. Sessiz, sakin akşamınızın hafif müziğin eşliğinde  geçirmek isterseniz ideal bir alternatif. Biz yemek de yedik ve memnun kaldık. Hamburgeri öneririm. Mekanın asıl özelliği ise ki menüde yoklar, kişiye özel kokteyller. Siz sevdiğiniz veya o an canınızın çektiği içecekleri söylüyorsunuz barmen arkadaş size özel kokteyl hazırlıyor. Bunların da görünümü sıradan kokteyllerle alakası yok, kurutulmuş çiçekli buzlar filan, baya güzel. En azından bir akşamınızı burada geçirmenizi şiddetle öneririm.

kuytuKaş’ta kahvaltı nerede yapılır dediğinizde en çok alacağınız yanıt Bi Lokma olur. Her sene uğradığımız bu mekanı bu sene de es geçmedik, fakat tatilimizin son gününde daha iyisini bulduk: Kuytu. Kuytu Köşe Pansiyon’un karşısında bulunan bu şirin mekanda serpme kahvaltıya ek olarak Alman ve İngiliz kahvaltı seçenekleri de var. Bi Lokma’ya göre çeşitlilik adına da bir adım önde. Mekanı çok geç keşfettiğimiz için akşam yemek yiyemedik. Yiyenlerinkini görünce kıskanmadık da değil, görüntüleri çok güzeldi. Menü de gayet tatmin edici.

Akşam yemeği alternatiflerinden biri de yine geç keşfettiğimiz Bella Vita. İtalyan karı kocanın işlettiği, meydanın oradaki restoranın menüsü haliyle İtalyan mutfağı. Makarnalar güzel ama pizzalar daha güzel. Deniz mahsüllü pizza yiyerek, tatil grubunun yediği makarnalardan daha çok keyif aldım ve memnun kaldım. Misal pizzadaki karidesin büyün olması da ayrı bir hoştu. Mekanın tek sorunu servis olabilir. Küçük mekan, kalabalık dönemlerinde sorun olabiliyor. İtalyan sahipler de genellikle yabancı turistlerle ilgileniyor, bu da daha iyi hizmet almanıza mani olabiliyor.

Eskilere gelirsek Mercan Balık devirle Rastgele olmuş, çok da iyi olmuş. Devir sonrası baya düzelen mekanın menüsünün ara sıcaklarında Rastgele Spesiyal diye harika bir şey var. Tüm ara sıcak deniz canlısını içeren ve sacın içinde harika sosuyla geliyor, giderseniz yiyin gari.

Maya bildiğiniz gibi. Her zaman favorin mekanım beni hayal kırıklığına uğratmadı, hatta üstüne eski müşterisini hatırlayarak beni benden aldı. Ayrıca mekanın en büyük eksikliği peynir tabağı da ileriki dönemde menüye girecek haberini de aldık.

Sevdiğimiz mekanlardan Voyn da daha iyi bir hale gelmiş. Hizmet ve servis çok daha güler yüzlü ve dinamik bir hale bürünmüş. Kremalı tavuk tagliatelle sipariş edip, yemeğin ortasında hanımın lazanyası ile değiştirdik. Mantar olmamasından belki makarna beni baydı. Değişim sonrası lazanyayı yiyince, ona bayıldım. Gecenin en güzel anı ise aşçının masa masa gezip yemekler hakkında fikir alması ve açıklama yapıp, bizi bilgilendirmesi. Böyle ufak detaylarla müşteri çok memnun kalabiliyor.

Son olarak sonunda yamaç paraşütünü de tecrübe ettim. Yamaç kıyılarında takılmak bir yerden sorna sıkabilse de inişteki akrobasi muhteşem. Akrobasisiz eksik kalırdı. Hepsinden öte uçmak çok büyük bir keyif. Nedense rollercosterdaki heyecan ve adrenalin uçarken olmadı. Olayın tek sorunu ucuz bir hobi olmaması.

Abartıyorsun diyebilirsiniz, genel olarak Kaş’ın Bodrumvari bir yere dönüşmesi yakın gözüküyor. Belki çok yakın değil ama yakın. O zamana kadar keyfini çıkarmanızı öneririm. Fiyatların artışı, işletmelerden yozlaşmaya başlamasının temel sebeplerinden biri de turist profili. Bu kadar popüler olmayaydı iyiydi…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s