Interstellar

interstellar-banner

Son yıllarda izlediğim en güzel filmdi. Çok iddialı olabilir bu laf fakat bir film 169 dakika boyunca insanı hiç sıkmaz mı? Evet, sıkmadı. Hatta olayın çözüldüğü, belki de çoğu insanın kafasını karıştıran, filminde bana göre görüntü olarak en vasat olan yeri bile sıkmadı.

Post-apokaliptik konsepti ile yakın geleceği uçmadan daha gerçekçi anlatıyor. Sonumuzu çok daha basit, virüssüz, savaşsız çiziyor Nolan. Hatta öyle bir gelecek ki ordulara bütçe ayarlanmasının dışında NASA’nın bile harcamaları israf olarak görülüyor ve NASA gizli çalışmalarına devam ediyor. Şiddetin ve agrasifliğin bu kadar az olduğu bir gelecek ve post-apokaliptik durum ben pek hatırlamıyorum. Bu açıdan zaten izleyiciyi filmin başından yakalıyor. Neden veya nasıl olduğunun da hiç anlatılması ayrıca merak uyandırıyor.

IMAX’te izlemenin verdiği bir kapılmanın da etkisi elbette oldu. Özellikle uzay sahneleri ile coşturuyor Nolan. Uzayda da uzaya çıkılmadan da sık sık geçen bilimsel konuşmaların bu kadar detaylı ve birden fazla kez anlatılıyor olması kimsenin ben anlamadım demesine izin vermiyor. Çünkü bir çok film ve dizide bazı şeyler o kadar hızlı anlatılıyor ki gerçekten film bittikten sonra ‘şu nasıldı ya?’ yorumlarına sebep oluyor.  İşte bunu Nolan hiç sıkmadan çok başarılı bir şekilde herkesin anlayacağı şekilde yapıyor. Zaten film boyunca çok zeki diyaloglar geçiyor. Esprilerin bazıları çok başarılı.

interstellar-timeline

Filmin en kritik ve döngü noktasının anlatımında film boyunca muhteşem olan görsel şölen zayıflıyor. Zaten bir çok insanın belki saçma, belkide tam olarak anlayamacağı noktayı TARS ile dış sesle anlatmaya gidilmiş. Bütün film boyunca çok iyi iş çıkarılmasına rağmen tek eleştireceğim bu sahneler. Çünkü kolayı seçmiş. Belki daha kolay anlatmak için belki işine geldiği için. Artık onu bilemeyiz.

Bir eleştiriyi de şu 23 yıllarını kaybettikleri gezegen sahnesi için yapabiliriz. Çok hantal gözükmesine rağmen TARS vs gibi AI’li robotların ne kadar atik olduğunu neden kötü yolla öğrenmek zorunda kaldık ki? Başında gidip getirebilirdi uydudaki verileri. Aslında konusu açılmışken bu kadar itaatkar AI’ler beni şaşırtıyor. Devamlı bizi arkamızdan bıçaklayan AI’lerden sonra TARS, CASE ve diğerlerinin Hal2000 vakası yaşatmasını beklemedim değil.

Filmin belli bir yerinden sonra nedense aklıma hep Orson Scott Card’ın ‘Ender’in Oyunu’ geldi. Herhalde şu yaş sabitliği olayı yüzünden olsa gerek.

Son olarak müzikleri es geçmemek gerekir, çünkü Hans Zimmer döktürüyor adeta. Sırf şu faktör bile sizi film boyunca sürükleyebiliyor…

Edit 1: Christopher Nolan’ın neden yaşayan en iyi 1-2 yönetmenden biri olduğunu 3B filme karşıtlığından biliyordum da Interstellar’ı çekerken hiç green screen kullanmadığını bilmiyordum. Hiç bir sahnenin sırıtmamasının sebebi ortaya çıkmış oldu. Bence filmin görselliğinin bu kadar iyi olmasındaki en önemli noktalardan biri bu. Çünkü en teknolojik filmlerde bile yeşil ekranlı sahneler ciddi anlamda belli olabiliyor. O yelişi post productionda temizleyeceğiz diye kişilerin arkasından da ışık verilince saçma yerlerde saçma şeyler olabiliyor. Büyüksün be Nolan…

Reklamlar

Interstellar” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s