Adam kaldırımı düz yapamıyor ki…

Nereden anlıyorum? Yağmur yağmasa ciddi olarak fark edilmez ama. Dalgalı kur gibi kaldırım. Her yerinde su birikintisi var. Kaldırımın kenarına yürüsen öküz şoförler su fışkırtıyor. İki arada bir derede kalmış resmen bilgisayar oyununu yaşarmışcasına ilerlemeye çalışıyorum. Bir tepecikten diğerine zıplıyorum. Karanlık ışıkta baya enerjisini yitirmiş, kendini aydınlatmaya çalışıyor.  Tepecik diye gördüğüm yere ayağım değdiğinde *şıplak! diye ses çıkabiliyor. Ayağımdaki ıslaklığı hissettiğim an anlıyorum zaten. O an dengemi sağlamakta zor. Tekrar basar mıyım diye kafamda bir ton soru işareti ile maceraya devam ediyorum. Sanki haklarım bitmiş gibi gerginim. Korkuyorum, iki defa daha basarsam en başa döneceğim diye. Ne stresli şey şu sağanağın altında yürümek, ilerlemek. Hoş neyimiz düz ki kaldırımlarımız düz olsun. Kim bilir ne vardı kafasında orayı yaparken. Bol dertli insandan bekleneni vermiş aslında. Öyle bir derecedeyim ki buna da şükür diyorum. Ya o orada hiç olmayaydı da toprakta yürümeye çalıştığımızı düşünsene. Vah halimize işte o zaman. Ama zaman ilerledi her şeyimiz gelişiyor diye düşünmemek de lazım. Yıl 1923, paşaya soruyorlar: ‘‘Vekil maaşlarını düzenleyeceğiz. Ne kadar verelim?” Paşa cevaplıyor: ”Öğretmen maaşlarını geçmesin.’ Ya işte böyle, anlayana…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s