Marka olmak

Dün Sherlock Holmes’dan önce Ejderha Dövmeli Kız’ın rebootunun fragmanını izledik. Geçen hafta içinde afişi görünce yine mi diye tepki vermiştim. Fragmanın sonunu görene kadar da aynı şeyi düşündüm. Gene ellerine alıp mahvedecekler diye. Ama fragmanın sonunda yönetmenin ismini görünce resmen sustum ve saygı gösterdim. Marka olmak böyle bir şey işte. David Fincher’ın yönettiği filmi şimdi izlemek istiyorum. Nereden nereye geldim düşünün artık. Fight Club, Se7en bir yana, The Social Network’u nasıl bize bu kadar güzel sunduğunu gördükten sonra ne yapsa izlerim moduna girmiştik. Çünkü sadece diyaloglardan oluşabilecek bir filmi bile süper koymuştu önümüze.

Sırf David Fincher değil aslında. Guy Ritchie çekmeseydi Sherlock Holmes bu kadar eğlendirir miydi? sormak isterim. Kitaplarını okumuş insanların Sherlock Holmes’in hikayelerinin nasıl olduğunu bilirler. Neyin ne zaman, nerede olacağı belli değildir. Hatta siz okurken bile bazı şeyleri anlayamazsınız da sonun Holmes anlatır filan. Bunu görselleştirmek de gerçekten zor. Yani oraya koyacaksınız ama seyirciden saklayacaksınız. İlk filmde bunu çok güzel vermişti Ritchie. İkinci filmde ise daha yumuşak ve anlaşılır vermiş. Daha espri ve eğlenceli an eklemiş. Uzun lafın kısası daha popülerleştirmiş. Ama kaliteden de ödün vermemiş. Ne yaptığını bilen biri olduğunu kanıtlamak gibi bir şey işte. Daha önce çektiği filmleri ve İngiliz olmasının da düşünürsek, ondan başkasının bu kadar başarılı bu işin altından kalkacağını düşünmek hata olabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s